ABD/İsrail’in İran’a 28 Şubat 2026’da başlayan saldırıları devam ediyor. Ancak ABD/İsrail’in başlattığı savaş, Avrupa hükümetlerini “ABD’yle olan ittifaka bağlılık ile uluslararası hukukun savunulması arasında” bırakıyor. Böylece aralarında farklı düşünceler ortaya çıksa da, Avrupa hükümetleri, savaşı tırmandırmaktan kaçınacak bir yol arayışında.
ABD’nin İran’a savaşı, Avrupalı müttefiklerine danışmadan başlatmış olmasına rağmen, Avrupalı müttefiklerinin üslerini kullanmayı ve lojistik desteğini almayı bekledi. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın “savaşın yakında sona ereceği” açıklamalarının, Avrupa başşehirlerinde “savaştaki gerilimin azaltılmasından ziyade, piyasaları sakinleştirmeye” yönelik değerlendirildi.
Bununla birlikte Avrupa hükümetleri “Basra Körfezi’ndeki enerji, ticaret, taşımacılık, vb. çıkarlarını korumak isterlerken; İspanya, İtalya, Almanya ve İngiltere’de yapılan anketlerde Avrupa kamuoyunda çoğunluğun askerî müdahaleye karşı olduğu” anlaşılıyor. Anketlerde kamuoyunun “askerî müdahaleye karşı, temkinli veya tarafsız” duruşu mevcut. Yani Avrupalıların çoğunluğu, ABD/İsrail’in İran’a saldırılarına karşı.
Madrid merkezli “40db” Paris’te “Elabe”, Roma’da “YouTrend” ve Londro’da “Yougov” isimli ve genel kabul gören anket şirketlerinin araştırmalarında göre “İspanya’da halkın %68’i, Almanya’da %58’i, İtalya’da %56’sı, İngiltere’de %49’u ve Fransa’da %46’sı savaş istemiyor.” Batı merkezli “hamiyetkâr ve fedakâr …İsevî cemaati namı altında”ki1 toplumsal grupların Gazze’de olduğu gibi İran saldırılarına da muhaliflikleri önemli.
Ayrıca savaştan dolayı enerji arzı, artan fiyatlar ve güvenlik endişeleriyle muhtelif krizler hissedilmeye başlandı. Şimdiye kadar “İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hariç, hiçbir Avrupalı lider, krizi Trump’a yüklenmeye cesaret edemedi”. ABD söylemleri, enerji piyasalarındaki krizi “Hürmüz Boğazı’ndaki İran tehditlerine bağlarken, ABD’nin daha önceki Ortadoğu’daki askerî müdahalelerini ve İsrail’in Ekim 2023’ten beri Gazze’yi işgalini görmezden geliyor.
BBC’nin 09 Mart 2026’daki haberinde İngiliz Liberal Demokrat Parti lideri Ed Devey “İngiltere Kral ve Kraliçesi’nin Nisan 2026 sonunda planlanan ABD ziyaretlerinin iptalini” talep ediyor. Devey “insanlar, benzin istasyonlarında daha fazla fatura ödemek zorunda kalınca, bunun sorumlusunun Trump olduğunu bilecekler” ifadeleriyle İran’a saldırılarda muhalefette yer alıyor.
Buna ek olarak Avrupa’nın büyük devletleri arasında bölünmüşlük mevcut. İngiltere Başbakanı Keir Starmer “Savaş durumu ülkede kimseyi memnun etmedi ve Trump’ın öfkesini çekti” beyanıyla dengeli bir duruş sergileme gayretinde. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron “uluslararası hukukun dışında yürütülen askerî eylemlerin küresel istikrarı baltalama riski taşıdığı uyarısıyla, BM Güvenlik Konseyi’nin acil toplanmasını isteyerek” savaş hakkında ABD’ye eleştirel tavır aldı. Fakat Macron “Trump’ı doğrudan karşısına almaktan kaçınarak, İran’ın saldırılarını şiddetle kınamıştı.” İspanya Başbakanı Sanchez “ABD/İsrail saldırılarını açıkça eleştirerek, İspanya üslerinin İran’a karşı kullandırmayacaklarını” bildirdi. Alman Şansölyesi Friedrich Merz, başlangıçta ABD’yle stratejik uyumu korumak için “İran’ı uluslararası güvenliğe ciddi tehdit şeklinde nitelendirmişti”. Ancak daha sonra Merz “savaşın yakında sona ereceği umudunu” söyleyerek, aslında Almanya’nın uzun süreli bir çatışma istemediğini vurgulayarak tavrını değiştirdi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de ABD/İsrail’in İran saldırılarını “uluslararası hukukun dışında gerçekleştirilen tek taraflı müdahaleler kategorisine girdiğini ve “İtalya’nın buna katılmadığını” belirtti.
Dolayısıyla tüm bu beyanlardan Avrupa’nın tek taraflı siyasî eylemlere karşı süren rahatsızlığı ortaya çıkıyor.
Avrupa’daki anketler, Bediüzzaman Said Nursi’nin tesbitlerini teyit ediyor. Nursi’ye göre “Şimdi umum beşerde sulh-u umumî için, …çareler aranıyor”.2 “İstirahat-i beşeriye için …hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele eden(ler)”3 sulh-u umumîye muhtaç Hıristiyanlar da, İran’a saldırıları onaylamıyorlar.
Dipnotlar:
1 - Mektubat, s.420.
2 - Emirdağ Lâhikası, s.404.
3- Kastamonu Lâhikası, s. 80.