"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanı ebedî saadete ulaştıran vefa

Süleyman KÖSMENE
18 Nisan 2019, Perşembe
Songül Hanım: “İnsan olmak eşsiz bir ilâhî lütuftur. Bizim de irademiz olduğuna göre, insan olmayı biz tercih etmiş olabilir miyiz?”

RABBİMİZİN EŞSİZ NİMETLERİ  

Bizi insan olarak kulluğuna kabul eden önce Rabbimizdir. Allah’ı İlah olarak Rab’liğe kabul eden de nihayetinde biziz.

Bizi yarattığı andan itibaren kendisine kabil-i hitap kılan ve bize hitap eden önce Rabbimizdir. Yaratıldığımız anda O’na kul olarak muhatap olan, O’nun hitabına liyakat gösteren ve doğru cevap veren de nihayetinde biziz.

Bizi yarattığı andan itibaren eşref-i mahlûkat makamına oturtan ve mahlûkatına kıyasla değerde, şerefte, devlette, rütbede, lütufta, nimette, rahmette en yüksek dereceden yaratan önce Rabbimizdir. Yaratıldığımız andan teklif yaşına gelinceye kadar, nezih bir ubudiyet içinde Rabbimizin Rabliğine şehadet ederek aldığımız yüksek dereceye eşdeğer izzetli, hikmetli ve nezaketli bir duruş sergileyen de nihayetinde biziz.

Bizi yarattığı andan itibaren teveccühüne, kelâmına ve rahmetine mazhar kılan önce Rabbimizdir. Yaratıldığımız andan teklif yaşına gelinceye kadar, mazhar olduğumuz teveccühü, sadece Rabbimize yönelerek şükre çeviren de –inşallah çevirebiliyoruzdur- nihayetinde biziz.

Bizi yarattığı andan itibaren başımıza insanlık gibi bir devlet kuşu koyan önce Rabbimizdir. Yaratıldığımız andan itibaren “Belâ şehidna” dedikten sonra bu devlet kuşunun verdiği şaşkınlıkla kâh dili lâl kesilen, kâh benliğine yenik düşen, kâh nefsinin arzularına kapılan, kâh aklı kendisini yoldan çıkaran, kâh kulluğunu hatırlayan, ama Allah’ın kadrine lâyık biçimde Allah’a şükretmeyi beceremeyen de, ihmal eden de nihayetinde biziz.

KIYMETLİ MÜCEVHERLERİN TEPSİSİ 

İnsanlık sıfatı ile beraber, uhdemizde başka emanetler yok mudur? Daha büyük emanetler... Meselâ başta bütün erkânıyla iman, insan aklının ve kalbinin en büyük emanetidir. Eğer takdir ederlerse… Ahlâk-ı hamide, insan ruhunu yaratıldığı eşref değere ulaştıran en büyük emanetlerdendir. İslâmiyet gibi büyük ve mükemmel bir din Cenab-ı Hakk’ın insanlığa gönderdiği en büyük emanetlerdendir.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle, İslâmiyet zaten bir insaniyet-i kübradır.

Bütün bu değerli emanetler insanlık altyapısı bulunan varlığa gönderilmiştir. Yani insanlık kabına gönderilmiştir. İnsanlık kabını, kuyumcunun altın, elmas, yakut, akik, lü’lü, mercan gibi kıymetli mücevherleri koyduğu değerli bir tepsiye benzetebiliriz. Tepsi, değer olarak içindeki mücevherlerin en gerisinde kalacaktır.

İnsanlık kabı da içinde değerli mücevherler barındırmadığında değeri sıfıra, hatta sıfırın altına düşüyor. İnsanın esasen Allah’ın kendisine lütfettiği emanetlere riayet etmediğinde kaybettiği değerlerin en gerisinde, insanlık kabı bulunuyor. Bu durumda insan netice itibariyle, bir emanet olarak insanlık kabına da ihanet etmiş oluyor.

BİZİM İRADEMİZ VAR MIYDI?

Peki, biz insan olmayı tercih etmiş olabilir miyiz? Bizim, yaratılmadan evvel tercih etmeye yarayan bir irademiz var mıydı?

Elbette yoktu. İrade-i Külliye sahibi olan Cenab-ı Allah bizim adımıza tercih etti. Bu yüzden, sadece bu İlâhî tercih bile ömür boyu başımızı secdeden kaldırmamaya değer!

Başına devlet kuşu konmuş bir şanslı kişinin, “bu devlet kuşunu ben mi tercih ettim?” sorusunu sorması her halde şu yüksek teveccühün, emsalsiz izzetin ve eşsiz ikramın verdiği şaşkınlıktan olsa gerektir.

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorulduğunda biz, sözü ikiletmeden, “Evet Rabbim, Sen bizim Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” demiştik. 1

Bu şehadeti gösterdiğimizde biz, insan nüvesi olarak yüksek emanetlerin tamamını yüklenmiş bulunuyorduk. Cenab-ı Hak emaneti semavata, arz’a ve dağlara teklif etti. Onlar emaneti yüklenmekten çekindiler. Emaneti insan yüklendi. 2

Bunu şöyle okuyalım: Rabbim insanı, insan olarak kulluğuna dâvet etti. İnsan bu kutsal dâvete icabet etti. Eğer zulümden ve cehaletten yakasını kurtarabilirse emanetine sahip çıkacak ve bu sahibiyetle, bu vefa ile inşallah ebedî saadete ulaşacak.

Dipnotlar:

 1- A’raf Sûresi: 172.

 2- Ahzab Sûresi 72.

Okunma Sayısı: 1046
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı