"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İpliğini örüp söken kadın misali

Yasemin YAŞAR
05 Şubat 2022, Cumartesi
“Mekke’de Saide el-Esediyye adında aklî dengesi bozuk bir kadın vardı. Bu kadın sabahtan öğleye kadar cariyeleriyle birlikte iplik büker, öğleden sonra vesveseye kapılarak o vakte kadar büktüğü ipi çözer dağıtırdı. Kadının yaptığı bu anlamsız işi, misal gösteren bir âyet indi. “İpliğini sağlamca eğirdikten sonra tekrar bozan kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha kalabalık diye, yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı yapmayın. Aslında Allah sizi bununla sınıyor; anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi ise kıyamet gününde size açıklayacaktır.” (Nahl Sûresi, Âyet, 92)

Âyetin nüzul sebebi gibi ihtisas isteyen meselelere değinmeyeceğim zira bu konuda ilim sahibi değilim. Fakat âyet-i kerîmede misal verilen kadının durumu hayli ilginç geldi. Kendi hayatımızla paralellik kurduğumuzda acaba bu akıldan yoksun kadının yaptığını zaman zaman biz akıllılar da yapıyor muyuz diye düşünmeden edemedim. Zira kemal devamla mümkündür. Her defasında geri dönmek, geçmişe, ana, nefse, hissiyata, duyguya hapsolmak kemalin önündeki en büyük engeldir.

 Örgü örerken her seferinde bakalım ne kadar örmüşüm, ne kadar iplik kullanmışım diye dibine kadar söküp bakmak veya yol katedip bir mesafeye geldikten sonra, tekrar geri dönüp ne kadar yol gelmişim deyip geri dönmek gibi şeytanî bir tuzağa düşürülüyor muyuz? Vesveseden öte gitmeyen bu durum, acaba her defasında bizi tekrar tekrar başladığımız noktaya çeken ve bir arpa boyu yol aldırmayan durumlar yaşanıyor mu?

Geçmişe takıldığımız veya taktığımız birini, bir olayı hâlâ hatırlayıp tekrar tekrar üzülmek veya tekrar tekrar kini, nefreti bilenmek bu gruba girer mi acaba?

Bulunduğu yere kanaat etmeyip, gücün veya korkunun esiri olup sadâkatsizlik gösterenler âyetin devamında belirtilen kısım mıdır acaba?

İnsan olarak yaratıldığı halde, bu şerefe lâyık olmayıp, hayvandan daha aşağı hallere düşmek bu değil midir?

Allah ile ahdi bozarak işlenen her bir büyük günah, ipliği eğirdikten sonra tekrar bozmak değil midir?

Hissiyatı süfliyenin hatırına bozulan ihlâslar kazanılanların birden yok olması değil midir?

Yıllarca kendinizi muhafaza ettiğiniz, fakat bir an şeytana uyup yaptığınız yanlışlar bütün kazanımları yok eden bir durum değil midir?

Peki yanlış tefekkür ve muhasebe algısı güya sorgulama ve hakikati bulma adına çıkılan ve yanlış yerden başlanarak dalâletin içine düşülen, aklî yolculuklar bu akılsız kadının yaptığı gibi değil midir?

Onca yaptığı iyiliği, hayrı, hasenatı bir danede, bir lokmada, bir bakmada bitiren, bu kadın misaline benzemez mi?

“Yüksek felsefe” imajında görünen içe dönük sorgulamalar, acaba örüp örüp sonra sökmek nev’inden oyalanmalar olmaz mı?

İç âleme sorulan her soru enfüsi tefekkür müdür?

Buradaki iyiyi ve kötüyü kim belirler? Vicdan miyarı bozulan insanların iç âlemlerine dönük konuşmaları, nefse dair nefsi beslemeye dair de olabilir mi? Yani kişi dönüp kendi içine sormakla içeride acaba şeytandan mı fetva alır yoksa vicdandan mı?

İnsanın her defasında iç âlemine sorup cevap aldığı şeyler vicdanî olmayabilir. Bazen o içlerdeki konuşmalardan öyle şeytanî güzellemeler, meşrûlaştırmalar çıkar ki, bu durumda her içe dönüş enenin ejderhalaşmasına, iyice semirip şişmesine ve nefsin o karanlık köşelerine hapsolmanıza sebep olabilir. 

Nitekim insan yaptığı yanlışı veya kötülüğü önce iç âleminde vicdanının sesini susturmaya dönük olarak içinde meşrûlaştırma eğilimindedir. Daha sonra kendisine “sen en doğrusun”, “sen yanlış yapmadın” diyen dalkavuklar arar.

Hasılı insanın her içe dönüşü, her geçmişe takılışı, her bulunduğu yerden geri gidişi, her muhasebesi, geriye dönmek değil nefsinin karanlık köşelerine hapsolmak değildir elbette. Fakat bu geri dönüşler tamir etmek, derinden derine mütalâa etmek ve sonra devam etmekle kemale ulaşacaktır. Kemal ile devam hayatiyet âlâmetidir. Devam içinde kemali barındırırsa anlamlıdır. Yoksa sizi tutsak eden her geri dönüşler, adı ne olursa olsun ipliği örüp sonra sökmek gibidir.

Okunma Sayısı: 1992
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı