Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 21 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Derdimiz kaygımız namaz olsun



İzmir Pınarbaşı’ndan bayan okuyucumuz: “38 yaşındayım. Namaza ve oruca yeni başladım. Geçmiş namaz ve oruç borçlarımı kaza etmek istiyorum. İş yerinde bazı arkadaşlar özürsüz geçirilen namazların kazası olmaz. Boşuna kılarsın dediler. Bu doğru mudur?”

Erbil Ak: “1981 doğumluyum. Kısa bir dönem namaz kıldım. Benim şimdiki en büyük sıkıntım namaz borcumu nasıl ödeyebilirim? Birçok yerden araştırdım, ama doyurucu bir bilgi elde edemedim. Ben kaç yıl, hangi vakitlerde ve de en önemlisi nasıl kaza namazı kılacağım? Lütfen ayrıntılı bir şekilde sorumu cevaplar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim.”

Hazret-i Enes (ra) anlatıyor: Bir adam geldi ve: “Ya Resulallah! Bir günah işledim” dedi. O sırada namaz kılınacaktı. Cemaat hazırdı. Kamet getirildi ve namaz kılındı. Adam Resûlullah (asm) ile birlikte namaz kıldı. Namazın ardından adam tekrar:

“Ya Resulallah! Bir günah işledim” dedi.

Peygamber Efendimiz (asm):

“Sen bizimle beraber namaz kılmadın mı?” buyurdu. Adam:

“Evet, kıldım ya Resûlallah” dedi. Peygamber Efendimiz (asm):

“O halde senin günahın bağışlandı” buyurdu.1

Ebu Firas Rabia bin Ka’b el-Eslemi (ra) anlatmıştır: Resûlullah (asm) ile birlikte onun evinin kapısında geceler, ona abdest suyunu ve sair ihtiyaçlarını getirirdim. Bir gün bana:

“Dile benden!” buyurdu. Ben:

“Cennette seninle beraber olmak istiyorum ya Resulallah!” dedim.

Allah Resulü (asm):

“Başka?” buyurdu. Ben:

“Tek isteğim budur” dedim. Allah Resulü (asm):

“O halde çok secde etmek sûretiyle nefsine karşı bana yardımcı ol” buyurdu.2

Günahlarımızdan bağışlanmanın en kestirme yolu namazdır. Allah’ın rızasına ulaşmanın en hızlı yolu namazdır. Allah’ı çok zikretmenin en makbul yolu namazdır. Nitekim Cenâb-ı Allah: “Beni zikretmek için namaz kıl”3 buyuruyor. Cenâb-ı Allah’ı çok zikretmek önemlidir. Çünkü O’nu bizim zikretmemiz, O’nun da bizi makbuliyetle anması demektir. İşte âyet: “Beni zikredin. Ben de sizi rahmetimle anayım.”4 Cenâb-ı Allah’ın bizi rahmetiyle anması bizden razı olması demektir ki, bu dünyaya da, ahirete de bedel bir sonuçtur. Bu mutlu sonuca ulaşmanın yolu namazdır.

O halde, bırakınız, derdimiz, kaygımız namazdan olsun. Bu bize önce O’nun rızasını kazandırır. Sonra Cennetini. Bütün mezheplere göre, özürsüz de olsa, mü’min olarak, vaktinde kılınmayan namazların kazası olur. Boşuna kılınmış olmaz. Hiç namaz boşuna olur mu, secde boşuna olur mu, oruç boşuna olur mu, Allah için atılan bir adım boşuna olur mu, Allah için akıtılan bir damla gözyaşı boşuna olur mu?

Bilâkis: Kaza namazı, günlük farzlardan sonra, Allah’a yaklaşmamız ve O’nun rızasını kazanmamız için en makbul namaz cinsidir. Bu en makbul namaz formatına girerken, birilerinin ‘Boşuna kılarsın’ sözlerine kulağımızı kapayalım.

Kaza namazı borcumuzun ne kadar olduğunu hesaplarken: Eğer mükellef olduğumuz yaşı biliyorsak o yaşı, bilmiyorsak on beş yaşını esas alalım. On beş yaşından bu güne kadar yaklaşık ne kadar namaz kıldığımızı hesap edip çıkaralım. Bu noktada galip zannımıza göre hareket edebiliriz. Vaktinde kılamadığımız namazları, her vakit namazının ardından veya önünden o vaktin kazasını da kılmak gibi kolay bir prensiple, inşallah kılabiliriz.

Namazın sadece farzı kaza edilir. Kaç rekâtlı farz ise, aynı rekâtlı kaza kılmakla o vaktin zimmetinden inşallah kurtuluruz. Kaza namazı gece, gündüz, sabah, akşam; her vakit kılınır. Vakit namazlarının ardından veya önünden kılma imkânı bulamadığımız zamanlarda, o gün günün her hangi bir vaktinde, meselâ akşam veya geceleyin topluca kılmak da mümkündür.

Esas olan bizim başlama niyetimizdir. Gerisi kolaydır. İnşallah Cenâb-ı Allah yardım edecek ve kolaylık lütfedecektir. Bundan emin olalım. Allah kabul etsin. Âmin.

Dipnotlar:

1- Rıyazu’s-Salihin, 434. 2- Rıyazu’s-Salihin, 106. 3- Taha Sûresi: 14. 4- Bakara Sûresi: 152.

21.06.2006

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (20.06.2006) - Hac, namaz ve sevgide beka

  (19.06.2006) - İnsan Allah’ı nasıl tanımalı? - 2

  (18.06.2006) - İnsan Allah'ı nasıl bilmeli? - 1

  (17.06.2006) - Kur'ân'ı öğrenmeye ve öğretmeye hazır mıyız?

  (16.06.2006) - Biz peygamber seçmek değil, inanmak mevkiindeyiz

  (15.06.2006) - İffetsizlik özgürlük değildir!

  (14.06.2006) - İslâmın kendini tanıtım hakkı

  (13.06.2006) - Güneşten Ehad ismine bir yolculuk

  (11.06.2006) - Kardeşlik ibadetimizin vakti geçmesin

  (10.06.2006) - Namazdaki şahitliğimiz

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004