Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 21 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Muhtelif konular



Bekir Bey: “Tecvit kurallarını belirleyen kimlerdir?”

Tecvid, Kur’ân’ı okurken harflerin hakkını vermek, harfleri mahreç ve aslına uygun olarak okumak demektir. Tecvid kuralları, Hazret-i Cebrail’in (as) Peygamber Efendimiz’e (asm) Kur’ân’ı nazil buyurduğu–tâbir caizse—şivedir. Yani Cebrail (as) Kur’ân’ı âyet âyet indirirken nasıl okumuşsa, harflerin boğazdan çıkış biçimlerini nasıl göstermişse, harfleri hangi gırtlak, hançere, boğaz ve ağız sesi ile okumuşsa, Peygamber Efendimiz’e (asm) Kur’ân’ı vahy ederken nasıl kıraat etmişse, bütün bu okuyuş ve kıraat biçimleri Tecvid kuralları olarak tesbit edilmiş ve bir araya toplanmıştır. Yani “Tecvid” adı altında öğretilen okuyuş kuralları Hazret-i Cebrail’den (as) Peygamber Efendimiz’e (asm) intikal eden okuyuş biçimlerinden ve kurallarından başka bir şey değildir.

Kur’ân’ın tecvid kuralları ile nazil olduğunu yine Kur’ân’dan öğreniyoruz: “Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık. Onu tertil üzere indirdik.”1 Bir diğer âyette Cenâb-ı Hak, Kur’ân’ı tecvid üzere okumayı şöyle emreder: “Kur’ân’ı açık açık, tâne tâne, tertil ile oku.”2

Âyetlerde geçen tertilin ne olduğu sorulduğunda Hazret-i Ali (ra) şöyle cevap vermiştir: “Tertil, harflerin tecvidini, sıfatlarını, okuyuş biçimlerini, mahreç özelliklerini ve vakıfları bilmek demektir.”

Kur’ân’ı hatasız okuyacak kadar tecvid bilmek her Müslüman için farzdır.

Ancak Allah hiç kimseye güç yetiremediği bir teklif yüklememiştir. Kişi, gerek dilindeki bir konuşma ârızasından dolayı, gerekse kendisine öğretecek bir kimse veya imkân bulamadığından dolayı tecvidi öğrenmemişse Allah katında mâzurdur, mes’ûl değildir.

Fakat elinde öğrenme ve uygulama imkânı olduğu halde sırf ihmalkârlıktan dolayı öğrenmeyen veya öğrenip unutan, ya da öğrendiği halde Kur’ân’ı tecvid üzere okumayan mes’ûldür.

***

Mustafa Bey: “Evin içinde veya terasta köpek beslemenin mahzurları var mıdır? Varsa nelerdir? Nelere dikkat etmeliyiz? Köpeğin temas ettiği elbiseyle namaz kılınır mı?”

Allah Resûlü (asm) faydalanma amacı olmaksızın köpek barındırmayı, bilhassa köpeklerin evlerin içine alınmasını yasaklamıştır.3 Fakat bunun dışında; koyun, ziraat, koruma, bekçilik veya av köpeği olarak köpeklerden faydalanmaya izin vermiştir.4

Evin yeri ve konumu itibariyle ihtiyaç duyulduğunda, hırsızlara, arsızlara veya güvensiz kişilere karşı evi koruması ya da caydırıcı bir tedbir olması amacıyla evin terasında veya bahçesinde (mümkünse özel kulübesinde olması daha evlâdır) köpek barındırmakta bir sakınca yoktur. Bu durumda şu hususlara dikkat edilmelidir:

1- Bakımına ve beslenmesine özen gösterilmeli, hayvana eziyet edilmemelidir.

2- Evin içine alınmamalıdır.

3- Aşısı zamanında yaptırılmalı, periyodik aralıklarla sıhhî kontrolden geçirilmelidir.

4- Beslenme kabı kendine özgü olmalı, evin mutfağının kaplarına karıştırılmamalıdır.

5- Köpeğin salyası, idrârı, dışkısı ve diğer sıvılarından sakınmalıdır. Köpeğe ait sıvılar ağır necistir. El ayasından fazla miktarı elbiseye bulaşması halinde iyice yıkanmadan namazın sıhhatine manidir. Fakat köpeğin kuru vücudunun elbiseye temasında bir sakınca yoktur; namaza mani değildir.

Bu şartlara riayet etmek kaydıyla, köpeklerin keşfedilen muhtelif kabiliyetlerinden veya eğitimle ortaya çıkarılan çeşitli yeteneklerinden faydalanmak mubahtır; bir sakınca yoktur.

Dipnotlar:

1- Furkan Sûresi, 25/32

2- Müzemmil Sûresi, 73/4

3- Buhârî, Hars, 1046

4- Buhârî, Hars, 1047, 1048

21.03.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (20.03.2008) - Hidayet kavramı üzerine

  (19.03.2008) - Bu gece kalbimize bir güneş doğdu!

  (18.03.2008) - Umutların tükendiği noktada

  (17.03.2008) - Cemaate sonradan yetişen, namazını nasıl tamamlar

  (16.03.2008) - Hazret-i Ademin yaratılışı

  (15.03.2008) - Kur'ân'da kıyamet sahnesi

  (13.03.2008) - Hadis reformu mu?

  (12.03.2008) - Muhtelif cevaplar

  (10.03.2008) - Kısa kısa

  (09.03.2008) - İncir ağacı ve incire yemin

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri