Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Cevher İLHAN

Yakıştırma yanlışı (1)



Bediüzzaman, Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’da, İslâmî hizmet usûlünü ve mesleğinin esaslarını anlatırken Nur talebelerinin “cemiyet ve tarikat” olmadığını izâhla iktifa etmez; “cemiyetçilik” isnadını sırf dünyevî anlamları hatırlattığı için bir “iftira” olarak kabul eder. Bu tür yakıştırmalara karşı ciddî ikaz ve izâhlarda bulunur. (Emirdağ Lâhakası, 241)

Keza, bu “cemiyet” ve “cemiyetçilik” bühtanının arkasındaki oyunu deşifre eder. (Şuâlar, 446-447) “Dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle ve bizim medâr-ı ithamımız olan cemiyetçilik gibi asılsız ve mânâsız gizli cemiyetle hiçbir münâsebetimiz yoktur ve tenezzül etmiyoruz” ifâdesi bunun içindir. (Şuâlar, 331)

Yine “Nur talebeleri, cemiyet memiyet, hususan siyasî ve dünyevî ve menfî ve şahsî ve cemaatî menfaat için teşekkül eden cemiyet ve komite değiller ve olamazlar” tasrihinin mânâsı budur. (Şuâlar, 446-447) Hayatı ve eserleriyle ortaya koyduğu bu gerçeklere mukabil, zaman yerli ve yabancı medyada Bediüzzaman’ın Asr-ı Saadet modelindeki iman ve Kur’ân hizmetinin amacının içine “dünyevileşme”yi andıran ilgisiz ayrıkların katılmasına yeltenilir; başta “İhlâs” ve “Uhuvvet” risaleleri olmak üzere lâhikalarda düsturlarını belirlediği “meslek ve meşrebi”ne “dünyevî misyon” yakıştırmalarına yeltenilir.

Doğrusu, Nur talebelerinin maksat ve niyetlerinin, “sırf hizmet-i imaniyede hâlis bir kardeşlik ve uhrevî bir tesânüd olduğu” târifine rağmen (Şuâlar, 323-324), Bediüzzaman’ın sanki “sekülarizm”i hedefleyen, “kalvinizm”e benzeşen bir metod ortaya koyduğu uydurmalarındaki kasıtlar açıkça sırıtsa da mide bulandırıyor…

Hatırlanacağı üzere, sözkonusu “İslâmî kalvinizm” tartışmaları, daha önce de bazıları tarafından iddia edilmiş, hatta Hıristiyanlıktaki “dinî reform”un bir benzerinin İslâm’a da tatbikinin ortaya atılmasına kadar vardırılmıştı. En çarpıcısı da, “İsevîlik dinî hakikisi”ni değiştirip dünyevileştirerek kapitalizm gibi tamamen “dünyevileşmeye” dönük ve dini dünyevileştiren “dinde Protestanlık” illeti, İslâma da bulaştırılmak istenmiş; maddeci ve “menfaatinden başka bir şeyi görmeyen çürük ve esassız esaslar”la insanî ve ahlakî çöküntüye zemin hazırlayan “kalvinizm” benzeri din ve mâneviyatla alâkası olmayan dünyevî çıkarcılığa Bediüzzaman’ın ismi de karıştırılmaya kalkışılmıştı. Bediüzzaman, mâneviyat ve ahlâktaki zâfiyetle kültürün bozulduğu, inancın sarsıldığı, tamamen heves ve nefsin sinsî desise ve arzularıyla “arzîliğin” (dünyeviliğin) tasallutu altına giren, “sefâhet ve dalâletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Batı’yı “ikinci Avrupa” olarak tanımlar. Batı’daki “dinî içtihad”la “kalvinizm” benzerî yorumların İslâm’da hiçbir suretle “kâbil-i te’vil” olamayacağını, İslâm diniyle te’lif edilemeyeceğini haber verir.

Zira İslâm’da iman esasları gibi ibadet, ahlâk ve muamelata dair Kitap (Kur’ân) ve Sünnette (Peygamberimizin söz ve hareketleriyle) sabit bulunduğunu, bu bakımdan hiçbir cihette “kabil-i tebdil olamayacakları”nı, bazı dünyevî basit bahanelerle değiştirilip dünyevileştirilmeyeceklerini tefsir eder. Din düşmanlarının başka menhus maksatlarla dinin esaslarını değiştirip dejenere etmeyi plânladıklarını uyarır. (Lem’alar, 119 -120)

Bundandır ki bu zamanda “içtihad” kapısını aralamanın hâriçten üflenen samimiyetsiz bir tahrik olduğunu anlatır. Din dışı uydurmaları dine sokmak isteyen “ehl-i bid’a”nın “modernleşme” perdesi altında, dinsizliğe bahane ve malzeme olabilecek bu tür tuzaklarına karşı uyanık olmaya çağırır. “Sekülerleşme” hastalığından sakındırır. Sırf bu hususu izâh için “İçtihad Risâlesi”ni yazar. Bugünkü “dinde içtihad hevesi”nin dini yaşamaktan değil, Avrupa medeniyetinin tahakkümü, inkârcı ve maddeci felsefenin tasallutu ve zihinlerin mâneviyata yabânîleşmesiyle dini dünyevî hayat şartlarına uyarlama uydurmasından türediğini yazar. (Sözler, 442 -457)

Bu açıdan “Gülen camiası’nı belirleyen ‘misyon ruhu’nu kavrayabilmek için, genel olarak ‘Nûr felsefesini’ inceleme gereği”ni öneren Hadi Uluengin’in, “uhrevi”yle “dünyevi”yi bilhassa ayrıştırdığı içindir ki de, Said-i Nûrsi son tahlilde laik; daha doğrusu, Anglo-Sakson sekülarizmine yakın bir yerlerde durur” nitelemesi, en hafif tâbirle sakil kaçan bir yakıştırma olmakta…

Uluengin’in, “Said-i Nûrsi’ye ‘yobaz’ damgası vurmak ve ‘sosyolojisini araştıralım’ dediği için de Şerif Mardin Usta’yı aforozlamak, ancak Şark’ta muteber bir ‘laikçi’ gaflettir” tespitiyle, uluorta ahkâm kesen aydınları Bediüzzaman’ı incelemeye ve okumaya daveti, elbette ki hakkı teslim eden bir hakperestliktir. İnsanımızı en azından “Tarihçe-i Hayat”ı karıştırmak zahmetine katlanmaya ve önyargısız sentez yapmaya” çağıran Uluengin’in, “Nursi, Muhammed İkbál’le birlikte 20. asır İslâmının en önemli mütefekkiridir” takdiri de her türlü takdire değer bir nâmuslu aydın örneğidir.

Lâkin bilerek ya da bilmeyerek, “Bediüzzaman’ın, Müslüman Dünya’daki krizi aşmak amacıyla, ulviyeti korunan ama moderniteye açılan bir yol çizdiği” “saptaması” ve “rabıtalı hayat - fedakár misyon’ etiğinin tercümanı” tanımı için Bediüzzaman’ı “gaye ve felsefesi”ne tamamen aykırı bir biçimde “Kalvinci Protestanlıkla benzeştirmesi”, temelden tezatlı ve hatalı bir isnattır. “Son tahlil”de bu hatanın düzeltilmesi gerekir…

23.05.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (22.05.2008) - “Aracılı görüşmeler”in hesabı

  (20.05.2008) - Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliyeye desteği (2)

  (19.05.2008) - Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliyeye desteği (1)

  (17.05.2008) - İfâde özgürlüğünün ihlâli

  (16.05.2008) - Ekonomide tsunami…

  (15.05.2008) - Krizin krizle kapatılması…

  (14.05.2008) - 14 Mayıs’ın mânâsı…

  (13.05.2008) - Son baskının izâhı

  (12.05.2008) - Ankara siyasetinin hal-i pürmelâli

  (10.05.2008) - “Kapatma dâvâsı”yla kapatılan gündem

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır