Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Cevher İLHAN

14 Mayıs’ın mânâsı…



Bediüzzaman, “eski dahiliye vekili, şimdi parti kâtib-i umûmisi” dediği dönemin Halk Partisi Genel Sekreteri Hilmi Uran’a yazdığı mektupta, “yirmi sene zarfında devlet makamlarına birtek istidâ (dilekçe) yazmayan” biri olarak “bir hakîkati beyân etmeye kendimi mecbur bildiğini” belirtir. İktidardaki Halk Fırkasının millet karşısında “gâyet ehemmiyetli bir vazifesi”ni bildirir: “Bin seneden beri, âlem-i İslâmiyeti kahramanlığı ile memnun eden ve vahdet-i İslâmiyeyi (Müslümanların birlik ve bütünlüğünü) muhâfaza eden ve âlem-i beşeriyetin (insanlığın) küfr-ü mutlaktan ve dalâletten şanlı bir sûrette kurtulmasına büyük bir vesîle olan Türk milleti ve Türkleşmiş olanların din kardeşleri, eğer şimdi, eski zaman gibi, kahramancasına Kur’ân’a ve hakaik-ı îmâna sahip çıkmazsanız ve doğrudan doğruya hakaik-ı Kur’âniye ve îmâniyeyi tervîce (rağbete getirmeye) çalışmazsanız, size katiyen haber veriyorum ve katî hüccetlerle ispat ederim ki, âlem-i İslâmın muhabbet ve uhuvveti yerine, dehşetli bir nefret ve kahraman kardeşi ve kumandanı olan Türk milletine bir adâvet ve şimdi âlem-i İslâmı mahva çalışan küfr-ü mutlak altındaki anarşîliğe mağlûp olup, âlem-i İslâmın kal’ası ve şanlı ordusu olan bu Türk milletinin parça parça olmasına ve şark-ı şimâlîden çıkan dehşetli ejderhanın istilâ etmesine sebebiyet verecek…” (Tarihçe-i Hayat, 437)

Devamında “hâriçte iki dehşetli cereyâna karşı, bu kahraman millet, Kur’ân kuvvetiyle dayanabileceği”ni açıklayan Bediüzzaman, “hamiyetperver ve milliyetperverler” olarak, tek parti devrinde cereyan eden “medeniyet hesâbına mukaddesâtı çiğneyen usûller”e dikkat çeker. “Üç dört şahsın inkılâp nâmında yaptıkları icraatı esas tutulması”nın yanlışının düzeltilmesini ister.

Bir Müslümanın “başka milletler” olmayacağını nazara vererek, “İslâm milliyeti”ni esas alan Bediüzzaman, “eğer dînini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayıt altında kalamaz; istibdâd-ı mutlaktan, rüşvet-i mutlakadan başka hiçbir terbiye ve tedbirle idare edilmez” diye ikaz eder.

Bir başka mektubunda ise, Nur talebelerinin yalnız imanla alâkadar olduklarını yazan Bediüzzaman, “Şimdiye kadar gizli komiteden, siyaseti dinsizliğe ve zındıkaya âlet edenler, istibdad-ı mutlakla Nurcuları ezdiler. İnşaallah, bir sebep çıkar o istibdadı kıracak” dediği noktada “Demokrat çıktı, bir derece kırdı” diye bir “haşiye” koyar. (Emirdağ Lâhikası, 140)

Bediüzzaman’ın milletin mânevî değerlerinden kopuk siyasete yaptığı tenbihteki en önemli nirengi noktalarından biri şüphesiz, “istibdad”a karşı temel hak ve hürriyetlerin teminidir. Kırk yıl önce mücadelesini verdiği, “milletin hâkimiyeti” ve “efkâr-ı ammenin (kamuoyunun) zembereği dediği meşrutiyet ve demokrasinin, bir diğer anlamıyla “demokratik cumhuriyet”in “mânâsız isim ve resim”den kurtularak bütün muhtevasıyla yerleşmesidir.

Dört büyük halifenin birer reis-i cumhur oluşu gerçeğinden hareketle “mânâ-yı dindar bir cumhuriyeti” oluşudur. Bu tefsirle İslâm ve Kur’ân nâmına meşrutiyeti alkışlar…

Aslında Bediüzzaman’ın, “hükûmetin büyük bir rüknü” dediği iktidarın “ikinci adamı” olan Halk Partisi Genel Sekreterine ilettiği ikazlar, bütün partiler için geçerli. Bundandır ki, o zamana kadar ortaya çıkan “siyasî muârızlar”dan bahseden Bediüzzaman, “eğer bu muârızlarınız hakâik-i îmâniyeye nâmına çıksaydı, birden sizi mağlup ederdi” diye onları uyarır…

Halk Partisi Genel Sekreteri’ne, “Siz, şimdiye kadar gelen inkılâp kusurlarını üç dört adamlara verip, şimdiye kadar umûmi harb vesâir inkılâpların icbârıyla yapılan tahribâtları-husûsan an’ane-i dîniye hakkında-tâmire çalışsanız, hem size istikbâlde çok büyük bir şeref ve âhirette büyük kusurâtlarınıza keffâret olup, hem vatan ve millet hakkında menfaatli hizmet ederek milliyetperver, hamiyetperver nâmına müstehak olursunuz” tespitinin mânâsı budur.

Gerçekten, “Demokrat çıktı” ve Türkiye’de çeyrek asır süregelen tek parti istibdat ve diktasını bir derece kırdı. Merhum Menderes’in, Millet Meclisi’nde, “Şimdiye kadar tek parti döneminde kabul ettiremediğiniz, millete mâl olmayan inkılâpların millete benimsetilmesini bizden beklemeyin” ifâdesinin bu anlama geliyor.

Bunun içindir ki Demokrat Parti’nin iktidara geldiği gün olan 14 Mayıs, Lâhikalarda bir “bayram” olarak ilân edilir. “14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın diktatöryası zîr ü zeber edilip çatır çatır yıkılırken, millet, kendi mukedderâtına, hâkim olmaktan duyduğu hudutsuz bir sevinç içesinde bayram ediyor” denilir. (Emirdağ Lâhikası, 548)

“Ahrarlar”ın devamı olan, “demokratlık ve hürriyetçiliği” esas alan Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950’de iktidara gelişinden bir ay sonra Ezân-ı Muhammedînin aslına çevrilmesiyle maddî hizmetlerin yanında mânevî hizmetleri başlatır. Demokrat Parti ve devamı partilerin iktidarı döneminde, 570’in üzerinde imam hatip okulu, onlarca yüksek İslâm enstitüsü ve ilâhiyat fakültesinin yanısıra yurt sathında binlerce Kur’ân kursunun hizmete açılır. Okullara din dersleri konulur. Diyanet’e 80 bini aşkın kadro tahsis edilir.

Bediüzzaman, “Ahrarlar” dediği “hürriyetperverler”in, yani “Demokratlar”ın muvaffakiyetlerine çok dua edip,“İnşaallah o ahrârlar istibdâd-ı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyet-i şer’îeye vesîle olacaklar” duasında bulunması ve “Anadolu’daki Müslümanları bir mânevî kuvvet ve duâcı yapmaya” daveti buna işârettir… (Emirdağ Lâhikası, 267)

14 Mayıs’ın mânâsı budur. Bugünkü iktidar ve siyasî partiler bundan ders almalıdır…

14.05.2008

E-Posta: cevher@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.05.2008) - Son baskının izâhı

  (12.05.2008) - Ankara siyasetinin hal-i pürmelâli

  (10.05.2008) - “Kapatma dâvâsı”yla kapatılan gündem

  (08.05.2008) - “Dünyevileşme” vurgusu

  (07.05.2008) - “Pes etmemek” ve “teslim olmamak”

  (06.05.2008) - “Savunma” kırılmaları…

  (05.05.2008) - Hatalar zincirinin son halkası

  (29.04.2008) - “Savunma stratejisi” ve kırılmalar…

  (28.04.2008) - Oyalama oyunu nereye kadar?

  (26.04.2008) - “Stratejik ortak”tan vefâsızlık…

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT