"Gerçekten" haber verir 08 Ekim 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Rezzak ismi üzerine



Abdullah Bey: “Allah’ın Rezzak ismi hakkında Risâle-i Nur’da ne gibi açıklamalar vardır?”

Allah’ın Rezzak olması, kullarına maddî-manevî rızk verici olması demektir. Cenâb-ı Allah can ve yürek taşıyan hiçbir varlığı rızksız bırakmaz. En gizli ve umulmadık yerlerde, yerin karanlıklarında ve deniz diplerinde hiçbir canlıyı rızıksız, aç, çaresiz ve dermansız bırakmaz. Her canlının her ihtiyacını vakti vaktine veren bizzat Cenâb-ı Allah’tır.

Cenâb-ı Hakkın rızk verici olduğunu bildiren bazı âyetler şöyledir:

* “Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.”1

* “Allah kullarına lütfedendir. Dilediğini rızıklandırır. O eşsiz kuvvet ve izzet sahibidir.”2

* “Nice canlılar vardır ki rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizi de onları da rızıklandıran Allah’tır. O Semi’ ve Basîr’dir.”3

* “Yeryüzünde bulunan bütün canlıların rızıkları ancak Allah’a aittir.”4

Yeryüzünde bütün hayat sahiplerinin bütün ihtiyaçlarına kâfî ve yetecek ölçüde bir umumî rızık sofrası kurulduğunu5 beyan eden Bedîüzzaman, minnettarlık ve teşekkürü dâvet eden, muhabbet ve sena hissini tahrik eden hayat, rızık, şifa ve yağmur gibi şükre vesile olan nimetlerin doğrudan ve perdesiz olarak Cenâb-ı Hakk’a ait olduğunu6 kaydeder. Bütün canlıların istediği maddî ve mânevî rızıklar Cenâb-ı Hak tarafından ummadıkları yerlerden çok düzenli biçimde, gayet uygun vakitlerde ellerine verilmektedir.7 Her bir bahçe bir kazandır. Her bir meyveli ağaç bir kaptır. Cenâb-ı Hak her mevsimde incecik sicim gibi iplerle leziz yiyecekler indirmekte; bütün bağ ve bahçelerdeki ağaçların elleriyle bizlere ikram etmektedir.8

“İman edenler ve salih amel işleyenlere altlarından ırmaklar akan Cennetler olduğunu müjdele. Onlar orada bir üründen rızık olarak verildiğinde, ‘Bu daha önce bize verilen rızık gibidir’ derler. Onların benzerleri olarak sunulmuştur”9 âyetinin tefsirinde, bu âyette geçen “daha önce verilen rızık” cümlesinde kapalı bırakılan “rızık” kelimesinin dört mânâya ihtimali olduğunu beyan eden Saîd Nursî, bu mânâları şöyle açıklar:

1-Rızıktan maksat “amel-i sâlih”tir. Dünyadaki salih ameller, yani Allah için yapılan güzel davranışlar, Cennette ebedî rızıklar tarzında sahiplerine ikram edilecektir. Cennet ehli bu ikramdan sonra, “Şimdi yediğimiz rızıklar, dünyada yaptığımız amel-i salihin neticesidir” diyecekler. Yani dünyadaki salih ameller, Cennette cisimleşmiş birer sevap kesilmiştir. İşte amel-i salihle Cennet yemişleri arasında bu derece yakın bir bağ bulunmaktadır.

2- Rızıktan maksat dünyanın yemekleridir. Dünyada bize verilen yemek ve rızıklar bunlar gibidir, fakat zevkleri ve tatları arasında dağlar kadar fark var. Cennet ehlinin hayretleri bundandır.

3- Bu ürünler biraz önce yediklerimiz gibidir; ama mânâları ve tatları farklıdır. Demek sûretlerinin aynı olmasıyla ülfet ve alışkanlık lezzeti veriyor; tatları ve zevklerinin farklı olmasıyla da yenilenme lezzeti hâsıl oluyor. Cennet ehlinin sevinçleri bundandır.

4- Şimdi yediğimiz meyveler bu dallardaki meyvelerdir. Demek bir meyve koparıldığı zaman, yeri boş kalmıyor. Derhal yerine bir meyve peyda oluyor. Cennetin meyvelerinde noksanlığın olmayışı bundandır.10

Rızkın hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetli olduğunu beyan eden Bedîüzzaman, “kudret”in çıkardığını, “kader”in giydirdiğini, “inayet”in ise beslediğini kaydeder. Saîd Nursî’ye göre, rızk periyodik bir süreç içinde gelmektedir. Hayatta açlıktan ölmek yoktur. Zira iç yağı ve sair unsurlar sûretinde hücrelerde depo edilen gıda bitmeden evvel ölüm gelmektedir; demek ölüme sebep olan, terk-i âdetten kaynaklanan bir hastalıktır, rızksızlık değildir.11

Bedîüzzaman’a göre, aynı Râzık’ın rızkıyla aynı topraklarda yaşayan insanların, bilhassa mü’minlerin birbirlerine husûmet etmeleri ve adavet ve düşmanlık beslemeleri hikmet nazarında zulümdür.12 Öyleyse mü’minler birbirleriyle kardeş olmalıdırlar.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi, 2/212; Âl-i imrân Sûresi, 3/37; Nûr Sûresi, 24/38

2- Şûrâ Sûresi, 42/19

3- Ankebût Sûresi,, 29/60

4- Hûd Sûresi, 11/6)

5- Sözler, s. 272

6- Lem’alar, s. 326

7- Sözler, s. 273

8- Nûr’un İlk Kapısı, s. 46

9- Bakara Sûresi, 2/25

10- İşârât’ül-İ’câz, s. 203, 204

11- Sünûhât, s. 83

12- Mektûbât, s. 255

08.10.2008

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.10.2008) - Bir tefekkür ilmi olarak Fıkıh

  (05.10.2008) - Iskat, devir ve ibadet borçları

  (04.10.2008) - Kısa kısa cevaplar

  (03.10.2008) - Salâvat-ı Şerife üzerine

  (02.10.2008) - Sıla-i rahimde rahmet müjdesi var

  (01.10.2008) - Hakikat mesleği ve ispatın lüzûmu

  (29.09.2008) - Oruç ayına veda

  (28.09.2008) - Sünnette kabir ziyareti

  (27.09.2008) - Sidrenin nehirleri

  (27.09.2008) - Sidrenin nehirleri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır