"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Memnun musunuz?

Ahmet BATTAL
14 Ekim 2020, Çarşamba
Geçen hafta, bir tarikatın kanaat önderi bir hoca, bir televizyon kanalındaki canlı yayında, bir gazeteci hocanın M. Kemal hakkındaki ısrarlı sorusu üzerine şu cevabı verdi:

“Mustafa Kemal Atatürk, bu devletin kurucusu. Bunun aleyhine konuşulmaz. Konuşmak caiz değildir. Asla bunun aleyhine konuşulmaması gerekir. Cumhuriyet bizim devletimiz. Son olarak kurulmuş devletimizdir. Bu devlete vergi vermek görevimiz. Askere gitmek görevimiz. Bu devlete bağlıyız.”

Kendi ekibinde ve dindarlar arasında da tartışma başlatan bu konuşmanın “Cumhuriyet bizim devletimiz” ile başlayan ve devlete itaat ve isyan eksenli bir tartışmadan doğan ikinci kısmına Türkiye’deki aklı başında bütün dindarların genel olarak iştirak edeceğine şüphe yok. 

Gerçi bu kısmın sonundaki devletin her şeyine razı olmuş görünmek ayrıca bir problem, ama bunu geçelim. 

Ama konuşmadaki birinci kısım var ya…

İkinci kısımla ilgisiz olan, ikinci kısmın ön şartı durumunda olmayan o birinci kısma o Hoca kendisi de inanmadı. İnanmadığı, inanarak söylemediği o kadar belliydi ki… 

Hoca “M. Kemal’in aleyhine ben konuşmam, yakınımdakilerin de konuşmasını istemem” demekle yetinmedi. Ciddî ciddî, “caiz değil” dedi. 

Kalbinden geçen –muhtemelen- şuydu: “M. Kemal’in aleyhinde düşünmek ve duygulanmak caizdir, ama konuşmak caiz değildir!”

İlginçtir, bundan yirmi beş, otuz sene evvel, önce sosyalleştirilen ve sonra yurt dışına götürülen bir başka “Hoca” da yine bir canlı yayında benzer şeyler söylemişti. Ardından yaşanan süreçte, o Hocanın gazetesinin arka sayfasında 10 Kasım’da tam sayfa “olmasaydın olmazdık” itikat cinayetinin reklâmı yayınlanmıştı (ve 10 Kasım'a tahsisli birinci sayfalar başta olmak üzere daha neler neler). 

Ama bizim derdimiz sadece bu neviden Hocaların sözleri değil. 

CHP’li, MHP’li, İYİ Partili, “M. Kemal’e lâf ettirmeyiz” diyen bütün Atatürkçüler, bu sorumuz size: Memnun musunuz?

M. Kemal’e hakaret edilmesine mi, yoksa aleyhinde konuşulmasına ve eleştirilmesine mi engel olmak istiyorsunuz? Doksan senedir devlet kuvvetiyle “seviyormuş gibi” yapmak zorunda bıraktığınız milyonların bu halinden hakikaten memnun musunuz?

Biraz sosyalleşen herkesin M. Kemal konusunda inandığından farklı şeyler söylemek zorunda olması sizi gerçekten memnun ediyor mu? 

Vazife sizin. Top sizde. Zira Demokratları dağıttınız, Yeni Asya’dan başka inisiyatif sahibi bir ekip ya da kitle de kalmadı. Bu siyasî münafıklık halini siz bitireceksiniz ya da siz sürdüreceksiniz. Gidişattan memnunsanız buyurun o yoldan yürüyün. Değilseniz Demokratlıkta buluşalım.

Okunma Sayısı: 2758
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    15.10.2020 01:09:45

    Kıymetli hocam tebliğ görevinizi layıkıyla yapmışsınız Allah razı olsun. Mevlam saglık afiyet versin. Selam ve hürmetlerimle.

  • Abdulkadir

    14.10.2020 17:46:21

    Bunlar da hocaysa,hoca olanlar ne?Olacak şey mi bu Allah aşkına?Sen bi tarikat yahut cemaat önderi isen;bahsettiğin şahsı bi elekten geçir,bi bak nasıl bir mahiyete sahip diye.İşte,Nur Risâlelerinden bihaber olduğumuzun,bariz göstergelerinden biri de budur aslında.Az okuyor yahut hiç okumuyoruz(İstisna hariç elbette).Üstad Hazretleri ne buyuruyor;"Benim sözlerimi ben söyledim diye,hüsn-ü zan edip kabul etmeyiniz.Mihenge vurunuz" öyle değil mi?Malûm şahsın fikir ve görüşleri ortada değil mi?Tartışmaya gerek var mı?Peki bahsedilen hocanın bu ifadeleri;hangi maksada dayalı söylenmiş,neye dayanarak bu ifadelerde bulunmuş acaba.Dinî değerleri yok etmeye kalkan bu şahsın ardından; 'konuşmak caiz değildir' demek,hangi akla,mantığa uygun düşer ki.Sayın hoca;6000 küsûr sayfalık muazzam bir eser var.Dünya bu eserleri okuyor.Lütfen siz de;açın,okuyun ve görün,bahsettiğiniz şahsın nasıl bir mahiyete sahip olduğunu...

  • süleyman ALIÇ

    14.10.2020 17:00:55

    Teşekkürler Ahmet hocam harika bir yazı Maalesef herkes düşüncesini hür bir ortamda dile getiremiyor, Ya Riyakarlık yapıyor, Ya bir Menfaat için düşüncesini saklıyor, yada zarara uğrarım Takiye yapıyor. Üstadım Bediüzzaman Diyorki "Gayr-ı meşru muhabbetin âkıbeti, mükâfatı, mahbubun gaddârâne adavetidir." maalesef Riyakarlık yapanlar Üstadın bu tespitine maruz kalıyorlar.

  • Rıdvan Ercan

    14.10.2020 15:33:21

    Memnun musunuz yazınız dolayısı ile TEBRİKLER

  • Kemal

    14.10.2020 13:47:32

    RABBİM siz gibi hakkaniyetli Kalemlerin sayısını artirsin İNŞALLAH. sizi canu gönülden tebrik ediyorum ALLAH RAZI OLSUN.

  • Zübeyir

    14.10.2020 10:16:58

    Bu ekipte, AKP'li "dostlar" da yok mu? Laf ettirmem demese de hakiki mahiyetini gizleyen veya farklı sunan?

  • Hüseyin İlhan

    14.10.2020 09:34:25

    Allah razı olsun hocam.Ülkemde şu problem derinleşmiş vaziyette .Bir şeyi seviyor-muş,yapıyor-muş,inanıyor-muş gibi yapmak ve davranmak bazılarınca maharet ve meziyet addediliyor. Halbuki 'cahil dostum olacağına,alim düşmanı yeğlerim,atasözü ne kadar derin ve manalıdır. Bu sözü söyleyen hoca davranış bozukluğu dedğimiz hastalığa düçar olmuş.

  • Oğuz Yiğiter

    14.10.2020 03:48:11

    Makale, gerçekten çok doğru bir muhatap seçilerek can alıcı bir soru ile bağlanmış. Hakikaten evrensel hukuk ve adalet normlarına dayalı bir devleti rehabilite edip yolumuza devam edeceksek, bu sorunun doğru muhatapları sözkonusu kesim. Ve onlar devletin geleneksel reflekslerini temsil ediyorlar. Onların bu suale verecekleri cevaba göre, dış konjonktürün de yardımıyla bu kısır döngüden çıkabiliriz. Yoksa pelte haline getirilmiş mevcut sivil toplum yapısı ile iç dinamik oluşturup bu kilitlenmeden çıkmak mümkün görünmüyor...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı