"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasî yargılamalar ve milletvekili dokunulmazlıkları

Ahmet BATTAL
19 Mart 2026, Perşembe
Önce ansiklopedik bilgiyi verelim ki yazacaklarımıza muhalefet etmeye kalkacak bazılarına cevap olsun:

Milletvekili dokunulmazlıkları demokrasinin en temel ön şartlarından biri. 

Dokunulmazlıklar, dünyada carî olan ve hakikaten demokratik bir sistem öngören bütün Anayasalarda var. O kadar ki bizim 1876 Anayasamızda dahi 47. ve 79. maddelerde düzenlenmişti. Sonraki anayasalarda da bu düzenlemeler geliştirilerek sürdürüldü.

Neden? 

Aksi halde, iktidar sahipleri, elindeki jandarma/polis gücü ile dilediğini içeri tıkar ve muhalefeti bitirip dikensiz gül bahçesinde güneşlenmeye devam eder.

Hele yargı kuvveti yürütme karşısındaki bağımsızlığını kaybetmişse ve hele hele basın hürriyeti güme gitmiş ise. (Ki bizde öyle şeyler yok! Hâkimler cesur!)

Bu dokunulmazlığın suç şüphesi ile ilgili olduğu açıktır ve ne zaman işlemeyeceği de yine anayasaların en önemli meselesi olmuştur. 

DYP Şanlıurfa Milletvekili Merhum Fevzi Şıhanlıoğlu’nun 2001’de TBMM Genel Kurul salonundaki yumruklu kavgada, üstelik kavgacıları ayırmaya çalışırken kalp krizinden ölmesi ve ölümünün ardından dokunulan vekiller konusu, suçüstü hali açısından önemli bir örnek olarak hafızalardadır. 

Bize göre, yasama dokunulmazlığının bir benzerini “yerel yasama” durumundaki belediyelerde de tanımak konusu üzerinde çalışmanın zamanı geldi de geçiyor. 

Altı yüz kişiye yüz kişi daha ilâve etmek, demokrasimize zarar değil fayda verir. 

Zira son yıllarda yaşananlar da gösteriyor ki muhalif belediye başkanının iktidarın şerrinden korunabilmesi için bir tedbir şart. Bu kapsamda bütün büyükşehir belediye başkanlarının ve hatta belli büyüklüğü geçen bütün il ve ilçe belediye başkanlarının korunması şart. 

Cumhurbaşkanı adayı olmuş olan ve mevcut cumhurbaşkanına en ciddi rakip gibi görünen bir belediye başkanının “kaçabilir” şüphesiyle tutuklu yargılanması en azından siyasete ters. Zira herkes bilir ki Ekrem İmamoğlu tutuksuz yargılanırken yurt dışına kaçarsa Erdoğan’ın işi kolaylaşır.  

Aslında bu dokunulmazlıklar meselesinde başka daha ciddi oyunlar da var. Anlatabilmek için bir örnekle başlayalım: 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB yargılamaları hakkında bir şeyler söylüyor. 

Ardından bir haber: “Özel’e soruşturma açıldı!”

İktidar partisine ve ideolojik ortağına elbette dokunulmuyor. Onların bürokratlarına da dokunulmuyor. Bazı çürüyenler sessizce ayıklanıyor, o kadar. 

Ama sıra muhalefete gelince, onlara sık sık dokunuluyor“muş gibi” haberler yapılıyor.

Bu soruşturmalardan bir şey çıkmayacağını, o soruşturmaları yapanlar da yaptıranlar da biliyorlar. 

Ama o soruşturmaları yaptıranlar, bunun haberinin yapılmasından, kendilerine pay dışında çok şey çıkacağını biliyorlar. Hem de soruşturma haberlerini yapanların bildiğinden de fazlasını biliyorlar. 

Bu sayede muhalefet kriminalize ediliyor, muhalif olmak zorlaştırılıyor. 

Düşününüz, TÜSİAD yöneticilerinin, “azıcık muhalif” olduğu için ceza aldığı bir ülkede, kim neyine güvenip de açıktan muhalefet edebilir ki? 

İktidardakilerin demokrasi diye bir dertleri yok. 

Dolayısıyla demokrasinin görüntüsünün bozulması ile de bir dertleri yok. 

Tek dertleri var: İktidarlarını sürdürmek. Hem de din ya da milliyet namına…

Bunun tek çaresi var: Baskıyı daha da arttırmak. 

Dışarıdaki imajımız bozukmuş, muhalefet partileri böylece zarar görmüş oluyormuş, kurumsal muhalefetin yapısı bozulunca iktidar da meşruiyetini kaybediyormuş…

Kime ne!

Onlar meselelere “Trump’ın da imajı bozuk, ama gücü kuvveti yerinde” diye bakıyor. 

Hukuksuz güç güç değildir, zulümdür!

Okunma Sayısı: 1968
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    24.03.2026 02:42:49

    Demokrasi ve adalet herkes içindir. Gerçek demokratlar herkesin farklı düşünen herkesin fikir hürriyetini ve hukukunu savunur. Öyle anlaşılıyor ki, Risale-i nurları okuyanlar dâhi maalesef demokrasi ve adalet dersini o eserlerden alamamışlar.

  • Nuri

    20.03.2026 01:04:23

    Pelin Hanım, Ahmet Hoca yazısında "Düşününüz, TÜSİAD yöneticilerinin, “azıcık muhalif” olduğu için ceza aldığı bir ülkede, kim neyine güvenip de açıktan muhalefet edebilir ki?" diyor. Yani onların fikirlerini savunmuyor. Onların fikir hürriyetini savunuyor. Sizin fikir hürriyetiniz de savunmuş oluyor. Fikir suç olmaz ve olmamalı diyor. Sahi, siz ETÖ davaları sürecinde nerede durmuştunuz? Çok merak ettim.

  • Nihat

    19.03.2026 14:45:22

    Kaleminize sağlık

  • Enes

    19.03.2026 12:49:53

    Halk partisi kökten tasfiye edilmelidir. Nerde bir heykel meraklısı varsa belediye başkanı yapıyorlar. Fakirin fukaranın hakkını heykele harcıyorlar. 100 senedir çektiğimiz yeter. Bu ülke müslüman düşmanlarının ülkesi değildir.

  • S. Pelin Kurukahveci

    19.03.2026 06:10:26

    Şimdi bu TÜSİAD ne tür bir muhalefet hakkından yoksun bırakılıyor siz takdir edin. Millet adına, Müslümanlar adına, hak ve özgürlükler adına, demokrasi adına bir dertlerinin olmadığı çok açık. Fikirlerine değer verdiğimiz Ahmet hocamıza soralım, malum kurum ellerindeki Kemalist sopayla Müslümanları merkezden kovamadıkları için mi muhalefet haklarından mahrum bırakılmış oluyor? Yeni Asya gibi güzide gazetemizin değerli bir yazarından, Müslümanlara düşmanlık yapan böyle bir kurumun bilmem ne hakkını savunması beklenen bir durum olmasa gerek. Velev ki mevcut iktidara muhalif olsalar dahi....umarım anlatabiliyorumdur. Selam ve dua ile.

  • S. Pelin Kurukahveci

    19.03.2026 06:00:50

    Sonraki süreçte Süleyman Demirel'in milleti önceleyen ekonomi politikalarının en büyük hasmı olmuş buldukları her fırsatta yılan gibi Demirel'i sokmuşlardır. Akabinde 28 Şubat gelmiş ve TÜSİAD aleni olarak varlık sebebi olarak gördüğü ordu ile el ele vererek şehirleşen ve ekonomik bir başkaldırıya yeltenen Müslüman köylüleri hizaya çekmişlerdir. Başörtülü kızlara ekonomik hayatta söz sahibi olamazsınız demişlerdir. Bu ekonomik düzeni biz kurduk bizim Kemalist borumuz öter diye buldukları her fırsatta Müslümanlara dayak atmışlardır.

  • S. Pelin Kurukahveci

    19.03.2026 05:50:51

    TÜSİAD kurumunun cemaziyel evvelini Ahmet hocam siz daha iyi bilirsiniz. Ellerine geçen her fırsatta Kemalist ideolojinin sözcülüğünü yaptıkları sağır sultanın dahi kulağına çalınmış olmalı. Elde ettikleri edimler Kemalist tek parti dönemiyle birlikte devlet tarafından sağlandığı için resmi Kemalist ideolojinin devamı için her zaman üzerlerine düşenii yapmışlardır. Devlet aracılığıyla ülkenin ekonomik köşe başlarını tuttukları malum. Türkiye'deki ilk gerçek seçimde iktidar olan Demokrat Partinin periferden gelen köylüye ekonomik imkanların önünü açmasına en çok içerleyen halk partisinin ürettiği bu zengin tabakası olmuştur. 27 Mayıs darbesine zemin hazırlamakla kalmamışlar, kurdukları ekonomik düzene karşı tehdit oluşturanlardan intikamlarını kanlı bir şekilde almışlardır.

  • Osman Yıldırım

    19.03.2026 00:54:10

    Bir ülkede Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zat bu muhalefet belediyeleri silkeleyin diyorsa orada adaletten hukuktan bahsedilebilir mi,oysa Cumhurbaşkanı Cumhurun başidı Cumhurbaşkanı ülkenin tamamdır. Bu Türk tibi başkanlık ve mucidi şimdiki Cumhurbaşkanı böylesi ucube bir sistemi ülkenin başına bela etmiştir,aslında kendisine bu sistemden memnun değil ancak çıkış yolu bulamadığından savunuyorsun gibi yapıyor. Bu sistemle asla ve asla ülke yönetilemez.

  • Ahmed Said

    19.03.2026 00:23:46

    "yazacaklarımıza muhalefet etmeye kalkacak bazılarına cevap olsun." Adeta muhalif bir yorum yapmayın der gibi... Doğru veya yanlış olsun muhalefet haktır. Hakkımıza gölge etmeyin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı