"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarihten adalet dersi alabilmek

Ahmet BATTAL
08 Mart 2026, Pazar
25 Kasım 2025 tarihli “Devlet zarureti meselesi” başlıklı yazımızda şunları da yazmıştık:

“… ‘Devletin ölümü korkusu’ da bir zaruret hali midir? Bu soruya ‘evet’ dediğimizde tarih boyunca olduğu gibi çok zulümlere kapı açılacağı kesin. Padişahlar bu korkuyu abartarak buldukları fetva ile beşikteki masum kardeşlerini boğdurmuşlar…” 

Merak edenler için yazımızın linki: 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/devlet-zarureti-meselesi_616500

S. Pelin Kurukahveci müstear adlı okuyucumuz o yazımıza şu yorumu yazmıştı: 

“Ahmet Hocam tarih usulünde en önemli kaide, tarihi anakronik okumaktan uzak durmaktır. Tarihî her olayı, dönemin şartları içerisinde yorumlamak gerekmektedir. Yoksa bugünün zihin algısı ile tarihi okursanız Fatih Sultan Mehmet Han’a kardeş katili dersiniz.”

Değerlendirelim: 

Öncelikle şunu söyleyelim: 

“Dönemin şartları” meselesi hüküm verecek olanlar içindir. Yaşanmış bitmiş mazi hakkında biz bir hüküm vermeyeceğiz, hüküm Allah’ındır, “malik-i yevmiddin” O’dur. Biz tarihi sadece bugüne ve geleceğe ders almak için okuruz. Zira biz meşveret ehliyiz ve inanırız ki tarih ilmi “asırların meşvereti”dir. Coğrafya ilmi “kıtaların meşvereti” olduğu gibi.

Bazı padişahlara “kardeş katili” denilemez mi? 

Denilir ve denilmiş. 

Başkalarını bilemeyiz, ama Kur’ân’dan aldığı dersle, adaletin, aslında ve münhasıran adalet-i mahzâ (masumu korumaya öncelik veren adalet) demek olduğunu öğreten Bediüzzaman demiş meselâ.

Kendi eserlerinden üç delil verelim: 

Yirmi Üçüncü Lem’a’dan: 

“… hâkimiyetine müdahale tevehhümüyle, bazı dindar padişahlar, -hatta halife oldukları halde- mâsum evlâtlarını katletmeleri …” 

Otuzuncu Lem’a’da da şöyle demiş: 

“Çok padişahlar, bu redd-i müdahale haysiyetiyle mâsum evlâtlarını ve sevdiği kardeşlerini merhametsizce kesmişler.”

Bu da Âyet-ül Kübra’dan: 

“… aczi için çok yardımcılara muhtaç olan insanın, cüz’î ve zâhirî ve muvakkat bir hâkimiyeti için kardeşini ve evlâdını zâlimâne öldürmesi gösteriyor ki, hâkimiyet rakip kabul etmez.” 

Bediüzzaman’ın adalet teorisine ya da sosyal hayata ait devasa ve harika metinleri var. 

Ancak ilginçtir; “merhametsizce kesmişler,” yukarıdaki “katletmişler” ve “zalimane öldürmüşler” şeklindeki hüküm cümleleri,  o eserler içinde ve adalet bağlamında değil de doğrudan doğruya ve münhasıran imanî meselelere ait Risalelerinde yer alıyor. 

Yani bu hakikatler adeta sarılıp gizlenmiş. “Ancak imanını kuvvetlendirmek isteyenler bulup okusun ve bu adalet dersini de ders alsın” denmiş gibi. İman adalet ilişkisi dersi gibi…

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler şu yazımıza da bakabilirler: 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/adalet-kulahi-kimin-basinda_426005

Öte yandan, bu meselede, 2014’te Nesil Yayınlarından çıkan “Osmanlı’da Şehzade Katli”-“Devlet mi, evlât mı?” adlı kitabında Merhum Yavuz Bahadıroğlu’nun dahi yanıldığını ve yanılgılı hükmüne delil olarak hatalı biçimde Osmanlı Tarihi uzmanı hukukçu profesör Dr. Ahmet Akgündüz’ü delil gösterdiğini de biliyoruz. 

Bu yanılgının izahı için şu eski yazımıza bakılabilir: 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/kitaba-bakmadan-kitap-yazmak_408590

Bugüne derse gelince: 

Tarihi doğru anlayıp ders almalıyız ki tekerrür etmesin. 

“Bugün padişahlık yok, o halde bu konu artık önemsiz” de denemez. Zira cumhuriyet saltanattan iyidir, ama iktidara yapışıp zulmedenler için ana mesele rejimin cumhuriyet mi, saltanat mı olduğu meselesi değil, devletin adaleti meselesidir.

Yani zulmetme riski taşıyana ve zulmedene “yapma” demek şarttır. “Sen ne yaparsan yap, biz de kendi işimize bakalım” denilmez. Zira zulüm dünyayı dolaşır, gün gelir Alaska’ya da bulaşır. 

Okunma Sayısı: 1617
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necmi TORUN

    10.03.2026 10:43:17

    İstibdad-ı mutlak manasındaki cumhuriyet saltanattan nasıl iyi olabilir? Cumhuriyet'i genellemeniz hiç hoş değil.. Risale-i Nur'da Üstad, ben dindar bir cumhuriyetçiyim derken siz genelleme yaparak ne demek isþiyorsunuz veya kime -kimlere yaranmaya çalışıyorsunuz?

  • Hüseyin İlhan

    10.03.2026 08:59:39

    ADALET ADALET ADALET.Suçlu olanında suçunun gerektirdiği kadar cezaya muhatap edilmesi ve suçlularca mağdur edilen(katledilen,malı-mülkü elinden alınan,iftiraya uğrayan,şiddete maruz kalan vb)ferdinde hakkına kavuşturulması,suçlunun gereken cezayı gördürülmesi hep ADALET ile mümkündür. Her cum'a hutbesi ahirinde okunan 'Nahl suresi,90 ayet,i celilede yüce rabbimizin kullarına emri ADALET diyerek başlıyorsa ve bu ayeti celileye binbir dereden akla ziyan teviller getirerek saptırtmaya çalışanlara hatırlatalım ki yanlış yollardasınız. Bugünkü zamanda adalet ile görevli olanların ahirette vay hallerine.

  • Mehmet Tikici

    8.03.2026 21:01:08

    S. Pelin Kurukahveci müstear adlı okurun yanıldığı daha önemli (belki de en önemli) nokta da şudur: "kardeş katli" olayı sadece tarihi bir vaka değildir. Bunun bir de uhrevi hayata bakan sorumlulugu vardır. "Tarihi anakronik okumamak" adına "Kur'an'ın hükümlerinin de sadece nazil oldukları tarihler için bağlayıcı olduğunu daha sonraki dönemlerde geçerliliğini yitirdiği mi?" düşünmeliyiz Selametle

  • Mehmet Tikici

    8.03.2026 20:50:36

    Diğer önemli bir nokta: "Şartların gereği" gibi "klişe" kavramlarla Kardeş katlini savunanların tezi; "Devlein bekası" olgusuna dayanıyor. Oysa Devlein bekası; "içine Totalitarizm kaçmış kişilerin derin devlet vesayetini millete şırınga etmeye çalıştırdıkları" bir zehir olarak da kullanılabilmektedir. Mesela merhum Menderes'in ve iki dava arkadaşının katlinin altında da devletin bekası" gerekçesi yatıyordu. S. Pelin Kurukahveci müstear adlı okurun "tarihi anakronik okumaktan uzak durulması" gerektiğine dair görüşünden hareketle "Menderes'in katline hak mı vereceğiz?" Daha geriye gidilecek olursa Halifelerin katlinden Hazreti Hüseyin'in katline; buradan haçlı seferlerine varana kadar bütün cinayetleri ve katliamları yapanları "tarihi anakronik okumaktan uzak durmak" adına kutsayacak mıyız?

  • Mehmet Tikici

    8.03.2026 20:41:09

    Kıymetli Hıcam S. Pelin Kurukahveci müstear adlı okurun "tarihi anakronik okumaktan uzak durulması" gerektiğine dair görüşünden hareketle "kardeş katli" meselesini izah etmesi teknik bir hata içermektedir ki öncelikle bu yanlışın düzeltilmesinde fayda var. Şöyle ki; "Kardeş katli" konusundaki açıklamalar; "tarihi anakronik okumak" demek değildir. Anakronik okuma; "bir şeyin ait olduğu zamanla uyuşmaması, yani tarihsel olarak yanlış bir zamanda yer alması" anlamına gelir. Anakronik okumaya örnek olarak; "Orta Çağ’da geçen bir filmde bir karakterin cep telefonu kullanmasını" verebiliriz. Dolaysıyla S. Pelin Kurukahveci müstear adlı okuyucumuzun Anakronik okumayı yanlış biliyor ya da yanlış kullanıyor

  • Osman Yıldırım

    8.03.2026 16:35:07

    Maalesef gününüzde kendini dindar gören bazı zevat dindar bildikleri yöneticiler hangi zulmü yaparlarsa yapsın ona bir fetva uydurup o zulmün zulüm olmadığını hayırlı uygulama olduğunu yani bizim Reis yaptıysa vardır bir hikmeti onun için buna zulüm diyemezsiniz demeye getiriyorlar.

  • İbrahim

    8.03.2026 16:05:45

    AİHM BAŞKANI TÜRKİYE’Yİ YERDEN YERE VURDU! AİHM Başkanı M. Guyomar katıldığı canlı yayında adeta isyan etti: “— Özellikle 2016 yılından beri Türkiye'den 130 bin başvuru geldi. — Hali hazırda inceleme bekleyen 53 bin davanın yaklaşık 28 bini Türkiye kaynaklı. — Adeta bir başvuru akınıyla karşı karşıyayız!”

  • Nahit Topaloğlu

    8.03.2026 11:41:20

    Tebrik ederim Battal kardeşim. "Kitabın ortasından" tespitler. Fî emânillah!

  • Cemal Özkaya

    8.03.2026 06:42:46

    "Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfadı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette yatmakla, gaflet sizi yağma edecektir." Tarihçe-i hayat barla hayatı. Üstad bu ifadeleriyle bazı eksiklikler var diyor çok açmadan. Ne haydar ağa ne haydo. Haydar demiş.

  • Cemal Özkaya

    8.03.2026 06:24:52

    Vakta ki hürriyet divanelikle yâd olunurdu; zayıf istibdat tımarhaneyi bana mektep eyledi. Vakta ki itidal, istikamet; irtica ile iltibas olundu; Meşrutiyette şiddetli istibdat, hapishaneyi mektep yaptı." (Divan-ı Harb-i Örfi, Mukaddime) Üstad 2. Abdülhamid dönemini veli bir padişah olarak vasflandırmasına rağmen zayıf istibdat dönemi olarak tarif ediyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı