Ön not: Bu yazımızdaki “devlet” büyük harfle yazılan “Devlet” değil. Yani “Bahçeli Devlet” de o devleti işletenlerden biri olabilir, ama kendisinin “işletilen Devlet” türünden olmadığı açık.
İkinci ön not: İşletme var, işletme var! Kimi ticarî, kimi siyasî! Bu yazıda ikisi de var…
Son zamanlarda AKMHP cumhurunun başkanı Erdoğan’a, bazı gazeteciler Meclis koridorları gibi bazı steril mekânlarda da olsa “semiözgür” sorular sorabiliyorlar. Muhatabını hazırlıksız yakalayabilen bu sorulara muhatabınca verilen garip cevaplar da bir şekilde yayılıp yayınlanıyor.
Geçenlerde MHP lideri Devlet Bahçeli grup toplantısında “Kurucu önderliğin statüsü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa -ki bize göre vardır- bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonuca kısa sürede ulaşılmalıdır” demişti ya…
İşte bu “İmralı’nın statü açığı” ya da bizce daha iyi ifadeyle “İmralı’dakinin statü açlığı” konusunu Sözcü’den bir gazeteci TBMM koridorlarında Erdoğan’a sordu. Erdoğan soruyu önce tam duyamadı ya da duysa da anlayamadı. Gelişen diyalog ve son cevap aynen şöyle:
-Bahçeli “İmralı’nın statü açığı ortadan kaldırılmalı” dedi…
-Ney?
-Statü açığı...
-Ne açığı?
-Statü. Statü açığı...
-Neey?
-MHP lideri Bahçeli, “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacak” dedi. Buna ne dersiniz?
-İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor…
Videoyu izleyen herkes anladı ki Bahçeli’nin gündem ettiği statü konusu Erdoğan’ın gündemine en azından bu diyaloga kadar gelememiş. Yani bu süreç de öyle sanıldığı gibi, liderler seviyesinde kontrollü ve koordineli yürüyen bir süreç değil. (Sonrasında bu konu Erdoğan’ın da gündemine gelmiş midir ve ne olmuştur bilinmez. Çok da umurumuzda değil. İşler yürüyor. Olması gerektiği(!) gibi. “Seçim gelsin geçsin, sonra ona da bakarız” hali yani…)
Erdoğan cevabında İmralı’nın “Adalet Bakanlığı tarafından işletildiği”nden bahsediyor.
“İşletmek” ve “işletilmek” ticarete ve özel sektöre ait bir kavram. “İdare etmek”ten ve “idare edilmek”ten farklı.
Acaba Erdoğan bununla ne kast ediyor?
Basitçe bir kavram hatası mı yapıyor? Yoksa bir ironi de mi var?
Yani meselâ kendisine Yassıada’nın statüsü sorulsaydı “biz orayı Demokrasi Adası yaptık ve turizme de kazandırdık, filanca kurum ya da bakanlık tarafından işletiliyor” deseydi bu cevaptaki “işletme” bir anlam ifade ederdi.
Ama İmralı için durum böyle değil.
Zira bu ada, içinde bir de cezaevi olan bir askerî alandan ibaret. Ve bu cezaevinde de devletin resmî ve özel görevlileri dışında –bilindiği kadarıyla- dört beş mahkûm var.
Yani bu adada Adalet Bakanlığı İşyurtları Kurumuna bağlı bir işyurdu/işletme bulunmuyor. Diğer birçok cezaevinde bulunan türden, bir tür üretim ve bir tür işletmecilik burada yapılmıyor. Burası sadece(!) cezaevi.
Ama cezaevini işletmekten kasıt cezaevi üzerinden siyaseti işletmek ise en iyi siyasî işletme İmralı Adasında.
Eğer bu işletmeden beklenen kâr gerçekleşirse Erdoğan bu sayede yeniden başkan adayı olabilecek…