"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meslek örgütleri, ve iktidarla ilişkileri

Ahmet BATTAL
09 Mayıs 2020, Cumartesi
Konuyla ilgili olarak son bir hafta içinde yazdığımız üçüncü yazı bu. Zira konu gündemde ve önemli.

İktidarı elinde tutanlar dikensiz gül bahçesi istedikleri için dikenleri temizlemek adına her türden muhalifi susturmaya çalışıyor. Çoğunluğu itibariyle muhaliflerin elinde olduğunu düşündükleri meslek örgütlerinin yönetimlerini değiştirmek de bu kapsamda en ideal çözüm.

Bu tartışmada çok şey birbirine karışıyor. 

Prof. Dr. Atilla Yayla’nın başını çektiği bir grup liberal, ısrarla meslek örgütlerinin tekçi ve kamusal yapısının değiştirilmesi gerektiğini iddia ediyor.

Basit örnekle anlatacak olursak, her ilde ve büyük ilçelerde var olan Ticaret Odaları’na üyelik ve dolayısıyla aidat ödemek tüccar için mecburî. Sonu SİAD ile biten veya başka adlar taşıyan tüccar derneklerine üyelik ise serbest. Üstelik yeni alternatifler oluşturma imkânı da her zaman var. 

Liberaller “birincisi kalksın ikincisi kalsın ve geliştirilsin” diyorlar. Avrupa’da da bazı ülkelerde bu yöntem benimsenmiş. 

Bu fikrin isabeti tartışılabilir. Ama riski de var. Rüşvete alıştırılmış ve alıştırmış iktidarlar kendilerine yakın meslek derneklerini dolaylı kaynaklarla destekleyip büyüterek kendilerine destekçi “güya sivil” ama aslında “hormonlu kamusal” organizasyonlar oluşturabilirler. 

Meselâ baroların yerine kurulacak avukat derneklerinden birinin hükümet yanlılarınca ve dolaylı kamu kaynaklarıyla el altından desteklenerek “bir numara” yapıldığını ve böylece sivil toplum kuruluşu olarak avukatlar adına söz söyleme hakkını elde ettiğini düşünün. Risk büyük. 

Gerçi bugünkü tekçi sistemde de risk büyük. Zira gerçekten bilhassa büyük şehirlerdeki çok üyeli meslek birliklerinde önceden organize olmuş ve bir biçimde iktidarı eline geçirmiş olan herhangi bir grup, sahip olduğu yarı kamusal kaynakların da yardımıyla gücünü seçim yatırımları için kullanıyor ve aslında azınlık iken çoğunluk haline gelmiş oluyor. 

Çare elbette, seçim sisteminin; dar bölge, nisbî temsil gibi yollarla ve diğer destek mekanizmalarıyla daha demokratik ve katılımcı hâle getirilmesi. 

Ama bu hükümetin bu işi demokratiklik adına kaşıdığını düşünmek safdillik olur.    

Basit iki ipucu bile niyeti net biçimde ele veriyor:

Geçen gün Abdülkadir Selvi Gazetesi’nde yazdı. Kulislere göre saray çevreleri Türk Tabipler Birliği’ni bu operasyonun dışında tutmak gerektiğine hükmetmiş. Sebebi gayet açık. 

Doktorların topyekûn Korona ile mücadele ettiği böyle bir dönemde doktorların düzenine müdahale etmenin kamuoyunda karşılığı ağır olur ve götürüsü getirisinden çok olur diye korkulmuş. 

Bağımsız Gazeteci Murat Yetkin de önceki gün kendi web gazetesinde yazdı. Bu işi tetikleyenlerden biri de bir zamanlar sıkı muhalif iken her ne olduysa bundan vazgeçen Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yeniden seçilmesini sağlamak arzusu imiş. 

Yani niyet başka. 

Niyet iyi olmayınca akıbet nasıl iyi olacak ki? 

“Aman iktidar dokunmasın bari böyle kalsın” demek geliyor insanın içinden.

Okunma Sayısı: 1824
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Haktan

    9.5.2020 01:11:53

    Kendini hükümetten (seçimle gelmiş hükümet) üstün sayan yarı kamu görevi yapan meslek odaları hükümetin yanlış yaptıklarına pek tabii görüşünü ifade etmeli.Milletin vergisinden pay alarak yine milletin inancına saldırma alı. Muhalefet partisi gibi siyaset yapmak doğru değildir. İkdardakilerde doğru söyleyeni düşman bilmemeli. Buyurun doğru biçimde doğrusunu beraber bulalım. Demeli.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı