"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ne yani, Menderes de mi değil?

Ahmet BATTAL
12 Ocak 2019, Cumartesi
Bir ortamda Erdoğan’ın “çağdaş Abdülhamit” olduğu dile getiriliyor.

Devamında “o zaman ecdadımız oyunu göremedi, Abdülhamid’i koruyamadı, bu yüzden Osmanlı yıkıldı. Şimdi biz oyunu gördük, Erdoğan’ı yedirmeyeceğiz ki son sığınağımız olan devletimiz baki kalsın” deniliyor. 

İçlerinden biri bazı gerekçelerle bu tesbitlere itiraz ediyor: “Tarih bilgin yanlış, bir devlet, bir kralı ya da padişahı ölünce ya da tahttan inince yıkılıyorsa o zaten bir aşiret devletidir, yani aslında devlet bile değildir. Zira devlet sistem demektir. Osmanlı’yı yıkan şey Abdülhamid’in tahttan indirilmesi değildi. Asıl problem padişahların ve halkın el ele verip devleti ilme ve istişareye dayalı bir devlete dönüştürmeyi başaramamış olmasıydı.”

İtirazına devam ediyor:  “Hem Erdoğan Abdülhamid’e benzetilemez. Biri tarihî olarak ‘L’état? C’est moi! (Devlet mi dediniz? O benim!)’ diyebilecek bir hanedandan geliyor. Diğeri ise, neticede, “devlet adamı” statüsüne ve ağırbaşlılığına bile önem vermeyen ‘Kasımpaşalı’ bir siyasetçiden ibaret.”

Ve itirazcı son vuruşunu yapıyor: “Devletin yükünü ve istikbalini bir tek kişiye yüklemek hem devlete ve hem de o kişiye ihanettir.” 

Bunun üzerine ortamda rüzgâr dönüyor.    Biri çıkıp başlıktakini söylüyor: “Ne yani Erdoğan en azından bir Menderes de mi değil?” 

Bu “kişi” aslında “bir kişi” değil. Bir kişilik. Onun şahsiyetini tanıyabilirsiniz, çok yerlerde silüetini görebilirsiniz. 

Meselâ bunlardan biri geçen günlerde bir web sayfasında yayınlanan yazısında şunları söylemiş: 

“Şimdi Cenab-ı Hak, ekserisi dindar veya dine hürmetkâr bir hükümeti ve bu milletin yıllardır aradığı bir siyasî lider olan Tayyip Erdoğan’ı bu vatana, bu millete ihsan etmiş.” 

Haydi bu tesbitleri bir an için doğru olsun. Ardından gelenler neyin nesi? 

“Bize düşen, aynen Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri’nin Adnan Menderes’e duâ edip muhafaza ettiği gibi ve şimdi de varisi ve vekili … Ağabeyimizin de her fırsatta dile getirdiği hükümetimize ve Cumhurbaşkanımıza duâ etmek ve onu muhafazaya çalışmaktır.”

Varsayalım ki Erdoğan en azından Menderes’tir. (Ama bilelim ki arada “Mağrur dindarlık ve mahcup dindarlık” denilebilecek bir fark var.) 

Acaba akıllı dindarlar “çağdaş Menderes” karşısında nasıl hareket etmeliler. Sadece oy vermekle ve duâ etmekle mi yetinmeliler yoksa nasihat ve hatta ikaz da etmeliler mi? 

Elbette Bediüzzaman, Menderes’e yönelik olarak birinciyi de yapmış, ama asıl ikincisini yapmış. Bu yüzden de Bediüzzaman’ın adını siyasette bir örnek ve ölçek olarak ananlar daha dikkatli olmalı. 

Asıl görev, siyasetçiden müstağni kalmak ve ona “yüksek bir makamdan” Kur’ân’ın adalet ve hakkaniyet dersini vermek.  

Hem bu safdil dostlara soralım: “Fikrinizi istemeyene oyunuzu neden veriyorsunuz ki? 

Okunma Sayısı: 3530
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halim

    20.1.2019 00:21:32

    Ahmet bey abi sizleri tebrik ediyorum. Çok müsbet bir eleştiri olmuş. Okurken lezzet aldım Kısaca aklınızda onun cebine koymayın demişsiniz. Ellerine sağlık. Allah istifadenizi artırsın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı