"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve bazı talebeleri neden seferî namazları kısaltmamış?

Ali FERŞADOĞLU
08 Temmuz 2024, Pazartesi
Tire’den Ünal Zilan, "Seferilik mevzuundaki yazınızdan tam cevap alamadım. Bediüzzaman ve bazı talebeleri seferî namazları neden kısaltmamış; dört rekât kılmış?” diye sordu.

Çünkü,-kendi ifadesiyle-Şâfi’î’dir, onun için dört kılmış: “Evvelâ ben Şâfiîyim. Şâfi’î mezhebinde, Cuma’nın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fâtiha okumaktır. Daha başka şartlar da var.”1

Bediüzzaman’ın İçtihad Risalesi’nde seferilikte dört rekatlı namazların kısaltılmasındaki içtihadı hiçbir yoruma meydan vermeyecek şekilde gayet açık ve nettir: “Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti (sebebi) ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise, tercihe sebeptir, îcâba, îcâda medar (uymaya, yapmaya sebep) değildir. İllet ise vücûda medardır. Meselâ, seferde namaz kasredilir. İki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer’iyyenin illeti seferdir. Hikmeti ise meşakkkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmazsa da namaz kasredilir. Çünkü, illet var. Fakat sefer bulunmasa, yüz meşakkat bulunsa, namazın kasr edilmesine illet olamaz...”2 Hikmet; fayda, menfaat manasına gelir. İllet ise, o şeyi farz kılan emir ya da yasaktır. Bir amel hikmet, maslahat var diye değil, illet/sebep varsa yapılır.

“Meselâ, sefer eden, namazını kasreder. Bu namazın kasrına bir illet (sebep) ve bir hikmet var. İllet, seferdir; hikmet, meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat olmasa da namaz kasredilir (kısaltılır). Sefer olmasa, hânesinde yüz meşakkat görse, yine namaz kasredilmez. Çünkü meşakkat filcümle bazan seferde bulunması, kasr-ı namaza hikmet olmasına kâfidir ve seferi illet yapmasına da yine kâfidir. İşte, bu kaide-i şer’iyeye binâen, ahkâm-ı şer’iye hikmetlere göre tegayyür etmiyor (değişmiyor), hakikî illetlere (sebeplere) bakar.”3 Evet, evinde iken ayakta duramayacak kadar çok fena hasta olan dört rekatlı namazları iki kılamaz. Oturarak ve dört kılacaktır; oturarak kılamazsa yatarak, yaslanarak dört kılacaktır!

Şâfi’îlerde seferliğin hükmü şöyledir: Kişi serbesttir, dilerse dört rekât kılar, dilerse kısaltır. Tam kılmak daha fazîletlidir. Seferiliğin müddeti dört gün, mesafe de 50 kilometredir. Bediüzzaman ve talebelerinden bazıları Şâfi’î olduğu için seferde dört rekât kılmıştır. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın uygulaması değil, içtihad ve beyanı esas alınmalı.

Hanefîlere göre seferîlik müddeti içinde dört rekâatlı farz namazları iki rekât kılmak vacibtir.4 Kısaltmayıp, tam kılan vacibi terk etmiş olur. Dört kılarsa, ilk iki rekaat vacib, diğer iki rekâat ise nâfile olur. Bu durumda, ilk iki rekâatın sonunda selâm vermek vaciptir; bu geciktirilmiş, farz da nâfileye ilâve edildiğinden tehir edilmiş olur. Diğer taraftan, farz nâfileye eklenmekle nâfilenin başlama tekbiri terk edildiğinden mukruh işlenmiş olur. Şu halde, Hanefî mezhebine göre, bu mahzurlardan, tehir ve terklerden kurtulmanın yolu, seferîlikte namazları kasr etmektir.

Dipnotlar:

1-Emirdağ Lâhikası, s. 45.; 2-Sözler, Enst./intr., s. 444.; 3-Lem’alar, Enst./intr., s. 364.; 4-İmam-ı Azam’ın İçtihad ve Görüşleri, El-ihtiyar, Metn-i Muhtar Tercümesi, s. 44.

Okunma Sayısı: 3988
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A.Yılmaz

    8.7.2024 23:08:49

    Sadettin abi DİA dan ilgili maddeyi bir okuyabilirsiniz. Hanefilere göre seferilik hükümleri ruhsat değil azimettir. Yani vacibdir. Vacibi bilerek terk etmek mekruhtur. Diğer üç mezhebe göre ruhsattır.

  • Sadettin ÖNAL

    8.7.2024 20:15:56

    Beriüzzamanın cümlesi açık ve nettir: “Meselâ, seferde namaz kasredilir. İki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer’iyyenin illeti seferdir.” Bu cümlede de görüldüğü gibi seferde namazı kısaltmak “RUHSAT”tır. Ruhsat tercih edilebildiği gibi azimet de tercih edilebilir. Nurcular üstatlarının tavsiyesi doğrultusunda ruhsatı değil asimetri tarcih ederler. A. Yılmaz’ın bu konudaki görüşünün kaynağını gösterirse öğrenmiş oluruz.

  • HÇeşitcioğlu

    8.7.2024 15:26:50

    Fıkhi meselelere gazetede yoğunlaşmak gerçek sorunlardan kaçmak ve ayrıntıya dalmak gibi. 2 rekat kılan ruhsata 4 kılan azimete uyar deyip geçelim.Amma 2 sinde de illeti/ varlık sebebi, seferilik olmalı, meşakkat olmamalı.Meşakkat ancak hikmettendir; oruçtaki sağlık namazdaki spor faktörü gibi.

  • Haşim Alkan

    8.7.2024 14:30:51

    Allah razı olsun. Güzel bir açıklama olmuş .

  • A.Yılmaz

    8.7.2024 13:33:09

    Seferilik bir ruhsat değil azimettir. Hanefilikte seferi olan kişinin seferi kurallarına uyması vaciptir. Kul Allahın ikramını geri çeviremez.

  • Sadettin ÖNAL

    8.7.2024 11:50:26

    Kıymetli Ali abim. Üstadımız kısalmayı “RUHSAT” olarak görüyor. Ve bu ruhsatın illeti de “ sefer”dir diyor. Gayet açık ve net. Siz de bu bölümü orada almışsınız zaten. Asena Nur Uğurlu hanımın ifade ettiği “ Bediüzzaman dinin her alanında içtihat yapmıştır” ifadesi önemlidir. Bediüzzaman nur talebelerinin ruhsat ile değil “AZİMET” ile amel edeceklerini belirtir. Bunları da dikkate alarak görüşlerinizi tekrar tekrar gözden geçirmeniz önemlidir. Muhabbetlerimle.

  • HÇeşitcioğlu

    8.7.2024 11:08:46

    Bediüzzaman ve talebelerinden bazıları Şâfi’î olduğu için seferde dört rekât kılmıştır. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın uygulaması değil, içtihad ve beyanı esas alınmalı.

  • halil

    8.7.2024 10:57:30

    Üstad, seferilik meselesinden, hükmün, illet ve hikmetini anlatmak için misal olarak bahsetmiştir. Yoksa, bir fıkhi meseleyi anlatmak için vermemiştir. Seferilik meselesi bir ruhsattır, yani bir kolaylaştırmadır, kişi isterse faydalanır, istemezse azimete tabi olmuş olur. Bu nedenle bir Hanefi de, bu ruhsattan faydalanır veya azimete uyar, yani Hanefi mezhebi kişiyi, ruhsattan faydalanmayı zorunlu kılmaz!!!

  • Asena Nur Uğurlu

    8.7.2024 10:39:12

    Bediüzzaman dinin her alanında içtihat yapmıştır deniliyor. Şafi mezhebiyle hanefi mezhebini bu şekilde birleştirmiş olamaz mı? Hanefi mezhebindeki seferilik konusunda içtihat yapıp seferilik hükümlerini ortadan kaldırmış olamaz mı?

  • cemal özkaya

    8.7.2024 09:04:08

    bize dediler ki üstadın talebeleri üstada sormuşlar bizde senin gibi yapabilir miyiz o da tabi demiş. ama bunu tartışma konusu yapmayın dedi abiler bizde tartışma konusu yapmadık ama bu nakledilen görüşe de tabi olduk.

  • Abdulkadir Ceylan

    8.7.2024 00:26:58

    Şafii de sefer mesafesi 90 km dir. Herhalde sehven 50 yazılmıştır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı