1776 tarihinde ilân edilen Amerika İstiklâl beyannamesinden bu güne iki yüz elli sene geçti.
Kuruluşundan bu yana sadece iki buçuk asırlık bir geçmişi olan Amerika Birleşik Devletleri, 2. Dünya Savaşından sonra dünyanın süper devleti olarak dünyaya hükmetmeye çalışıyor. Sovyetler Birliğinin dağılmasını müteakip tek süper güç kalan Amerika, dünyanın çok yerlerinde büyük katliam ve zulümlere imza attı. Elbette, her çıkışın mutlaka bir inişi de olur. Bu, Allah’ın âleme koyduğu bir kanundur.
Tarihte, Asya ve Avrupa kıtalarında kurulan nice büyük devletler ve imparatorluklar, tabiî ömrünü tamamladıktan sonra tarih sahnesinden silinmişler ve tarih mezarlıklarına gömülmüşlerdir. Şimdi onlar, yalnız tarih kitaplarında bulunup ibret için okunuyorlar.
14 Mayıs 1948 yılında İngilizlerin öncülüğünde kurulan İsrail ise, yirmi iki bin kilometrekarelik bir devlet olarak, yetmiş sekiz seneden beri Orta Doğunun kalbine saplanan zehirli bir hançer gibi, bulunduğu coğrafyada etrafına zehir saçmaya ve zulüm yapmaya devam ediyor. Aslında, Hazret-i Davut (as) ve Hazret-i Süleyman (as) döneminde kurulan ve sadece yetmiş beş sene süren Yahudî devleti, Babil devletinin onları yenmesinden sonra bir daha devlet olamadılar ve iki bin iki yüz seneden beri dünyaya dağılmış olarak vatansız olarak yaşadılar.
İngiliz devleti tarafından hem kendi içindeki Yahudîlerden kurtulmak ve hem de İsrail üzerinden Orta Doğu devletlerini ve petrollerini kontrol altında tutmak için, önce 2. Sultan Abdülhamid’den Filistin’de toprak satın almak istediler. Ancak, 2. Sultan Abdülhamid “Benim ecdadım bu toprakları kanlarıyla aldı. Benim parayla satılacak toprağım yok.” Diyerek, yapılan teklifi reddetti. Fakat, İttihat ve Terakki hükümeti ile tahttan indirilen ve Selânik iline sürgün gönderilen padişahtan sonra başlayan 1. Dünya Savaşı sonunda yenilmiş sayılan, Osmanlı devleti toprakları olan Filistin’de İsrail devleti kuruldu.
İsrail devleti, kurulduğu günden bu yana sürekli topraklarını çeşitli usullerle genişletti. Bu arada çok zulümler de yaptı ve hâlâ bu zulümlerine devam ediyor. Asker sivil, çoluk çocuk, erkek kadın ayırımı yapmadan, insanların evlerini ellerinden alıyor, sorgusuz sualsiz alıp hapishanelere atıyor ve her türlü işkenceyi onlara uygulamaya devam ederek geliyor.
Kendi gücü yetmeyeceğini bildiğinden, Şimdi Amerika’yı arkasına alarak vaad edilmiş topraklar masalıyla, İran dahil bütün Orta Doğu coğrafyasındaki devletlere saldırılar yapıyor. Filistin, Gazze, Suriye’de olduğu gibi, şimdi de İran’da çok büyük katliam, soykırım ve çeşitli zulümleri birlikte yapıyorlar.
Peygamber Efendimiz (asm) “Küfür ve inkâr devam eder, fakat zulüm devam etmez” buyurmuş. Zaten, iman ve inkâr mücadelesi Hz. Âdem Aleyhiselâmdan beri devam edip geliyor. Ancak, zulüm çok farklı bir şeydir. Allah, bir yere kadar zalimlere mühlet verir fakat ihmal etmez. Belli bir süreden sonra o zalimlere çeşitli sebepler altında öyle bir darbe vurur ki, o zalimler bir daha iflah olmaz.
İşte şimdi, zulümde ve katliamda sınır tanımayan Amerika ve İsrail devletlerinin beklenen sona doğru yol aldığını görüyoruz. Adalet ve hukuk içinde kalarak, kurulan devletler uzun zamanlar boyunca yaşadıkları halde, kuvvet kullanarak ve zulüm yaparak devam eden devletlerin ömürleri çok uzun olmamıştır. İlk devletleri yetmiş beş sene süren Yahudî devleti gibi, İsrail devletinin de ömrü çok kısa olacaktır. Bekleyelim, görelim.