23 Mart 1960, Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat yıldönümüdür. Kendisi, hayatı, eserleri ve mücadelesiyle, hayatımı en çok etkileyen ve değiştirendir.
İslâm’ı, iman Kur’ân hakikatlerini, bu yolda tebliğ ve davetin nasıl yapılacağını, içtimaî ve siyasî meseleleri Risale-i Nur ile öğrendiğim için Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Diğer şekilde benim gibi birisinin, çağı ve hadiseleri doğru okuyamayan, öncelikleri karıştıran, dost ve düşmanı ayırt edemeyen, yanlış metodlar ile hareket edip, dini dünyaya ve siyasete alet eden, akıl ve kalp dengesini yitirmiş bazı kesimler ile, “siyasal İslâmcılar” veya “siyasetli cemaatler” ile doğru İslâm’a ulaşması çok zor olurdu.
Allah’tan dileğim, Üstadımın, dünyada yolunda, ahirette ise yanında olmaktır. Yaşarken onun davasını davam kabul edip, o yolda yürümektir. Bu yolda yürürken, onun ortaya koyduğu davasını, eserlerini başka yanlış akımlara, menfaatlere, bilhassa “siyasetli cemaatlere” ve “siyasal İslâmcılara” alet etmeden, onların gölgesinde kalmadan, onun davasını net, berrak, doğru olarak ortaya koymaktır.
En çok üzüldüğüm ise bu zamanda onu, onun eserlerinin yeterince insana götürülememesi, yeterince tanıtılamamasıdır. Bundan dolayı dinin cahilleri, dinin tüccarları, dini menfaati ve siyaseti için kullananların elinde bir milletin perişan olması ve insanların birçoğunun da, “din buysa” diyerek bunların yüzünden dinden uzaklaşmasıdır.
Yapılacak çok iş var. Bundan dolayı daha çok gayret edilmesi gerekir. Bir siyasetçi bile kendi siyaseti için elini uzatmadığı kimse kalmazken, iman Kur’ân davası için yola çıkmış olanların ulaşamadığı milyonlarca insanın olması, bundan dolayı nicelerinin inancını kaybetmesi ise acınacak bir durumdur.
Allah, Üstadımızdan ebediyen razı olsun. Allah, bizlere de bu yolda istikametle, ihlâsla yaşamayı ve hizmet etmeyi nasip ede.