"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Enaniyetimiz bizi yutmasın (1)

Ali FERŞADOĞLU
28 Ekim 2019, Pazartesi 00:05
İnsan; yoktan yaratma ibda’ ve Samed hariç, Cenab-ı Hakk’ın bütün sıfatlarının tecellilerine mazhar olmuştur. Tabiî ki, bu mazhariyet, bir kıyası vahidi olması içindir.

Ene/ego, benlik; düşünme, akıl etme, hissetme, görme, işitme, irâdî olarak yapabilme gibi olumlu sıfatların tamamı bir kıyas-ı vahidî, yani bir ölçü olması için verilmiştir. Bununla insan, Allah’ın isim, sıfat ve fiillerinin mahiyetini anlayabilir. 

Böyle bir araç verilmeseydi insanın “insan” olması, ilâhî sıfat ve isimleri anlaması mümkün olamazdı. Mutlak ve her şeyi kapsayan bir şeyin sınırı olmadığı için ona bir sınır çizmek, bir suret takdir etmek, sınırlanamayan şeyin mahiyetinin anlaşılması mümkün değildir. Karanlık olmadan sürekli aydınlığın mahiyeti anlaşılamadığı gibi, mukayese imkânı olmayan şeylerin anlaşılması da imkânsızdır. 

Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatları sınırsızdır. Bilinebilmeleri için farâzî bir çizgi çekilmelidir. 

Ene ilk aşamada kendinde farâzî (varsayımlı) bir rububiyet, kudret, ilim ve mülkiyet tevehhüm eder; Allah’la kendi alanı arasında bir hat çeker ve “buraya kadar benim gerisi Allah’ın” der. Bu hatla ilim, kudret, rubûbiyet ve mülkiyet gibi kavramların mahiyetini hissetmeye başlar. Zamanla, bütün kâinatla beraber kendisinin de Allah’ın mülkü olduğunu idrak edip kendi ilmi, kudreti ve mülkiyeti için çizdiği farazî çizgileri de kaldırarak Allah’ın ilim, kudret ve mâlikiyetinin sınırsız olduğunu fark eder ve Allah’a “ilim, bilgi ve şuûrla” inanmaya başlar. 1

“Ene, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin gizli anahtarı; varlığı zorunlu olan Vâcibü’l-Vücûdun, mutlak, muhît (herşeyi kuşatmış) ve sınırsız sıfatlarını bildiren bir ölçü olur. Bu ene ile, dışımızdaki şeyleri ve bilhassa Allah’ın sıfat ve isimlerini bilebiliyoruz. Kendisi sırlarla dolu, açılması zor bir tılsım olduğu halde, bir taraftan da hazineler açan bir anahtardır. O manyetik olarak çalışan bir cihaz veya şifreli bir kapı, bir bilgisayar gibidir. Kâinat kapıları zahiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Cenâbı Hak, emanet cihetiyle insana ene namında öyle bir anahtar vermiş ki; âlemin bütün kapılarını açar ve öyle tılsımlı bir enâniyet/benlik vermiş ki; Hallâkı Kâinat’ın gizli hazinelerini onun ile keşfeder. Nasıl tabiatta sebepler birer perde ise, insan benliğine takılan potansiyeller, eğilimler ve iç istekler de birer perdedir. Mikro kâinat olan insanda ene (enâniyet) ve makro âlemde tabiat, bir perde fonksiyonu görür. Bir başka ifadeyle, insanda ene ne ise, kâinatta da tabiat odur. Dış âlemde tabiat, Yaratıcı’nın işlerine ve büyüklüğüne bir perde oluştururken, insanın iç dünyasında ene (enaniyet) insanın Yaratıcı’ya olan ayine olma (yansıtma) özelliğini perdeler. Yâni, insandaki enaniyet/nefs, insanı kişilik motifinin hapishanesinde tutmaya çalışarak, onun Allah’ın isim ve sıfatlarına tecelligâh olma özelliğini yok etmeye çalışır. Her insanın benliğine yaratılıştan konan düşünme, hissetme ve yapma potansiyelleri içindeki yaratılıştan verilen güzellikler, faziletler ve karakterler korunmaya alınır.

Dipnot:

1- Sözler, s. 495.

Okunma Sayısı: 869
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı