"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sosyal barış, imanla sağlanır

Ali FERŞADOĞLU
19 Nisan 2019, Cuma
Milliyet ve milliyetçilik - 9

Fert ailenin, aile toplumun çekirdeğidir. Dünya barışı, huzur ve mutluluğu fert, aile ve topluma doğru dikey bir trend izler.

Bediüzzaman öncelikle Müslüman toplum katmanları arasında barış ve huzurun iman esaslarının zihin ve gönüllerde tesisiyle mümkün olabileceğini öngörür. 

Toplumun; sosyolojik olarak altı tabakadan teşekkül ettiğinin tahlilini yapar. 

Bunlar da: Ehl-i salâhat ve takvâ, musîbetzede ve hastalar, ihtiyarlar, çocuklar, fakirler ve zayıflar altıncı kısmı ise gençler.

Her kesimin, her taifenin dünyaya bakışı, algılayışı ve yaşayışı farklıdır. Huzur ve mutluluk kaynağı ve sebepleri de (genelde din olmakla beraber) hayat katmanlarında farklı etkiler meydana getirir. Milliyeti de algılaması, değerlendirmesi farklıdır. Milliyet, asabiyet, kabile örfü, etnik üstünlük taslama duygusu bu toplum katmanlarına ne verebilir, onların temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayabilir?

Hamasi duygular maneviyatı sarsıp, huzuru söndürmez mi? Ölüm gerçeği karşısında ne teselli verebilir ki?

Toplumun ikinci grubunu teşkil eden musîbetzede, hastalar ve hayatından meyus olanların menfaati, frenkmeşrebâne, dinsizcesine medeniyet terbiyesinde de olamaz.

Üçüncü taife olan ihtiyarlara teselli, Hülâgû ve Cengiz gibi zalimlerin gaddarâne sergüzeştlerini dinlemek midir?

Dördüncü taife ki, çocuklardır. Bunlar “hamiyet-i milliyeden merhamet isterler, şefkat beklerler.

Beşinci taife fakirler ve zayıflar taifesidir. Acaba, zayıfların hamiyet-i milliyeden hisseleri yok mudur? 

Altıncı taife olan gençlerin gençlikleri eğer daimî olsaydı, menfi milliyetle onlara içirdiğiniz şarabın muvakkat bir menfaati, bir faydası olurdu. Fakat o gençliğin lezzetli sarhoşluğu, “Eyvah! Hem gençlik gitti, hem ömür gitti. Hem müflis olarak kabre gidiyorum. Keşke aklımı başıma alsaydım!” dedirecek. Acaba bu taifenin hamiyet-i milliyeden hissesi, az bir zamanda muvakkat bir keyif görmek için, pek uzun bir zamanda teessüfle ağlattırmak mıdır? Yoksa o nimeti sefahet yolunda değil, belki istikamet yolunda sarf etmekle, o fâni gençliği ibadetle mânen ibka etmek ve o gençliğin istikametiyle dâr-ı saadette ebedî bir gençlik kazanmakta mıdır? Zerre miktar şuurun varsa söyle! 1

Dipnot:

1- Mektubat, s. 407- 412.

 

Okunma Sayısı: 681
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı