"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara, ABD’nin “Suriye plânı”na gelmemeli -1

Cevher İLHAN
08 Ocak 2019, Salı
“ABD’nin Suriye’den çekilmesi”nin bütünüyle “oyun içinde oyun”un taktik manevrasından ve oyalamadan ibâret olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor.

Bilindiği gibi iktidar cephesinde ve “iktidara ilişik medya”da günlerce “Ankara’nın diretmesiyle Amerikan askerlerinin Suriye’yi derhal terkedecekleri” propagandasıyla kamuoyu yanıltıldı. Oysa hemen akabinde Amerikalı yetkililer, “çekilmenin hemen olmayacağını, 100 güne varan bir takvimin belirlendiğini” söylediler. Şimdi de Trump’un bundan cay(dırıl)dığı ve en az dört aya varan bir “kademeli çekilme”den bahsediliyor.

Evvela Turmp’un Noel’de Irak’taki askerleri sürpriz ziyaretinde Bağdat’ın batısındaki El Esad Hava Üssü’nde gazetecilere, “Irak’tan çekilmeye yönelik hiçbir plânımız yok; eğer Suriye’de bir şeyler yapmak istersek Irak’ı üs olarak kullanırız” ifâdesi, ABD’nin kadim işbirlikçisi Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin kontrol ettiği bölgeye çekilen Amerikan askerlerinin “gerektiğinde” her an yeniden bu ülkeye müdahale edebileceği sinyali çakıldı. (gazeteler, 26.12.18)

Bölgeyi bilen diplomatlar, bu açıklamayı “Trump, Suriye’den çekilmedim ki; sadece taktik olarak ‘çekiliyor’ gibi yaptım; Irak’ta varım, gerektiğinde Suriye’de de tekrar olacağım” diye yorumluyorlar.

ABD’NİN ŞARTI

Asında Amerikan Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert’un, Trump’ın “Suriye’den çekiliyoruz” sözüne dair sorulara, “Başkan’ın Suriye’den çekilme açıklamasından haberdar değiliz, güçlerimizi Suriye’den çekme niyetinde de değiliz” cevabı, her defasında olduğu gibi “çekiliyoruz” lâfının da Amerikan yönetimince “revize” edildiğinin gösteriyor. (gazeteler. 30.12.18)

Keza Dışişleri Bakanı’nın, PYD’ye “uçuşa yasak tampon bölge” paravanında “otonomi plânı”na atıfla ‘Münbiç yol haritası’ gereği ABD’nin ‘Suriye’den çekilmesi’nin PYD/YPG’ye hizmet etmemesi gerektiği, ABD Suriye’den çekilinceye kadar YPG’nin şehirden çekilip ellerindeki silâhların toplanmasını bekledikleri” temennisini tekrarlaması bu gerçeği deşifre ediyor.

Zira “Münbiç mutâbakatı” ile altı aydır söz verdiği en az altı bin PYD/YPG militanını şehirden çıkarmayan ve silâhlarını almayan ABD, Fırat’ın doğusundaki örgüt militanlarına verdiği on binlerce tır silâhın geri alınmasına dair şimdiye kadar en ufak bir teşebbüste bulunmuş değil.

Böylece Trump’un “Erdoğan IŞİD’in canına okumak istiyor ve bunu yapacak!” övgüsüne karşı, onca “Ey Trump!” restinden “Sayın Trump”a dönen Erdoğan’ın “ABD’nin lojistik desteğiyle Fırat’ın doğusuna ve Münbiç’e koordineli bir operasyon düzenleneceği” sözleri bir defa daha havada kalıyor.

Nitekim Amerikan Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile birlikte Türkiye’ye gelecek Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, gezisinin İsrail durağında “ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesi için bir zaman çizelgesi bulunmadığını” kaydedip, “çekilme”yi Türkiye’nin ABD’nin “Kürt savaşçılar” dediği “Suriye’deki işbirlikçisi PYD/YPG’nin güvenliğini garanti etmesi şartı”na bağlaması bunun açık ifâdesi. (Reuters, 6.1.19)

Keza en son Trump’un “Askerlerimiz Suriye’den çekiliyor ama bunun çabuk olacağını asla söylemedim” sözleri de “hemen çekilme kararı”nın Amerikan devlet kurumlarınca tavsatıldığını ortaya koyuyor.

“AMERİKAN PLÂNLARI” YERİNE...

Belli ki ABD, vekâlet savaşında kullandığı taşeron örgütlere on binlerce tır dolusu silâh ve mühimmat verdiği, on binlerce militanını eğittiği ve “ordu” kurdurduğu PYD/YPG örgüte destekten çaymış değil.

Fırat’ın doğusunda 550 kilometrelik Türkiye sınırında Suriye’nin yüzde 30’unu bulan, başta petrol olmak üzere ülkenin enerji kaynaklarının yüzde 80’nin yer aldığı, PYD/YPG kantonları üzerinden “koridor devlet” kurdurma plânını adım adım uyguluyor. Bunun için Ankara’yı oyalıyor ve zaman kazanmaya çalışıyor.

Özetle, denklem Türkiye aleyhine işliyor; ve küresel güçlerin Suriye’yi de mezhebî ve etnik iftiraklarla bölüp parçalama kargaşasıyla “ecnebilerin parmak karıştırmasına zemin hazırlanıyor.”

Ankara, “Suriye üzerinde oynanan oyun”a gelmemeli. ABD’nin muhataralı, askeri müdahaleye dayalı sonu belirsiz ve akıbetsiz “plânlar” yerine, Türkiye; garantörü olup taahhüd ettiği “Astana süreci” istikametinde Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve Şam yönetimi ile bütün meşru tarafların katılacağı anayasal ve seçimle barış ve istikrar sürecini esas alan “siyasi çözüm”e çalışmalı.

Bunun yolu da başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleriyle işbirliğinden geçiyor.

Okunma Sayısı: 1212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı