"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bir hayalim var”

Davut ŞAHİN
07 Haziran 2020, Pazar
Afro-Amerikalılar, Afrika’dan yeni kıt’a Amerika’ya elleri ve kolları zincirlenerek getirildiklerinden bu yana hep horlandı, zulüm gördü ve insan bile sayılmadı.

ABD’nin derin yapılanmasını elinde tutan, Evangelister ve Ku Kluks Klan zihniyetine sahip ırkçılar, onları hep “köle” olarak gördü. Bu yüzden dönem dönem hürriyetin simgesi olarak gösterilen ABD’de, siyahilere karşı şiddet kullanılagelmiş. Bugünkü olaylar yeni değil. Ta, 1800’lü yıllara dayanıyor. Dönem dönem isyanlar patlak vermiş, ama kanlı bastırılmış. Yani bugün yaşananlar bardağı taşıran son damla değil, adeta bir “dejavu”dan ibarettir.

Martin Luther King’ten tutun Muhammed Ali’ye, Malcom X’ten, Alex Haley’e kadar birçok aktivist yazar ve sporcu Afro-Amerikalılar, bu şiddetten payını almış ünlülerdir. Ünlü basketbolcu ve Müslüman Kerim Abdülcabbar’ın hayat hikâyesini okuyun, bu dehşeti iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Irkçılıktan nasibini almış daha çok ünlü isimler yer alıyor, hepsini burada yazmak mümkün görünmüyor maalesef.

*

Şiddet dozunun arttığı 1950-60’lı yıllarda öne çıkan isimlerden Martin Luther King, siyahilerin hürriyet ve eşitlik konusunda verdiği mücadelenin sembol isimlerindendi.

Ağustos 1963’te yaklaşık 200 bin kişiye seslendiği Lincoln Anıtı’nın önünde “Bir Hayalim Var” diyordu. 

Bugün bile King’in “I Have a Dream” isimli konuşması kulaklarda hâlâ yankılanıyor. 

Bu konuşmanın metnini kısaltarak sizlere aktarmak istiyorum:

“Bir hayalim var;

Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu ânın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.

Bir rüyam var:

Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.

Bir rüyam var:

Gün gelecek, eski kölelerin evlâtlarıyla eski köle sahiplerinin evlâtları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir rüyam var: 

Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir hürriyet ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir rüyam var:

Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bir rüyam var:

Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek. 

Bugün bir rüyam var benim:

Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp, girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Allah’ın şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.

Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüşümde içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı inşa edeceğiz. Ulusumuzu saran âhenksiz bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz. Bu inanç sayesinde bir gün hür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber duâ edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, hürriyet için hep beraber ayağa kalkacağız.

..Ve eğer büyük bir ulus olacaksa Amerika, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyleyse New Hampshire’in dev tepelerinden yankılansın hürriyet. New York’un ulu dağlarından hürriyet yankılansın...

Her bir dağın yamacından yankılansın hürriyet.

Hürriyetin yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve şehirden hürriyetin yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün Allah’ın bütün kulları, siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşup siyahların eski bir ilâhîsini söyleyecekler:

Sonunda hürüz! 

Sonunda hürüz!

Şükürler olsun Ya Rabbim!

Sonunda hepimiz hürüz!” 

***

Martin Luther King, bu sözlerin bedelini, Memphis’te kaldığı bir motelin balkonunda uğradığı silâhlı saldırı sonucu katledilerek ödeyecekti. 

Ardından; Malik El Şahbaz da (Malcom X) bir salonda yaptığı konuşmada insanların gözü önünde şehit edildi. 

Kerim Abdülcabbar’ın kardeşi ve ailesi de aynı akıbete maruz kalacaktı. 

Bugün hâlâ Amerika Birleşik Devletleri’nde insan hakları, eşitlik ve hürriyet gibi kavramlar sorgulanıyorsa, demek ki insanlık, İslâm’ın “Asr-ı Saadet” dönemindeki hürriyetine aç ve muhtaç.

Okunma Sayısı: 1295
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı