"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avrupa Birliği’ni göçlerle yıkmak…

Şükrü BULUT
01 Nisan 2026, Çarşamba
Bu mevzuyu anlayabilmek için; dünya efkârıammesini demokrasiyi isteyenler ve müstebitler olarak iki bloka ayıracağız.

Devletler ve milletlere hükmeden mütehakkim tahribatçı dinsizlik cereyanlarınca; dünyamızdaki millî devletlerin bağımsızlıklarının,  mülkiyetlerinin ve hatta ailelerinin; şirket perdesindeki çapulcularca tehdit edildiği günümüzde; saldırganlara karşı paktlar, birlikler ve ittifakların oluşturulduğu zamanları yaşıyoruz. Materyalizm veya Marksizmin cihanşümul ihtilâl ve işgal sesleri arasındaki Hıristiyanlar; AB’yi yalnızca barış için değil, bu saldırganlara karşı ülkelerini korumak için de ittifakı kuracaklardı. O zamanlardaki alternatifi; Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Kızıl Çin ve diğer oluşumlara mecbur olmaktan ibaretti.  

Komünizmin geçmişte kaldığını iddia edenlere 11 Eylül ile başlayan; Üçüncü Dünya Savaşının kimin eseri olduğunu sormamız gerekiyor. Dünkü devrimci Enternasyonalcilerin bugün neocon kimliğini almaları neticeyi değiştirebilir mi? Hele onlardan ayrılmış Marksist münafıklar, hürriyet ve kapitalle barışık üniformalar içinde Küreselcilerin (neoliberaller); organizeli dev sermayelerle sinsice millî devletlerin varlıklarına, teknoloji ve bağımsızlıklarına elkoymaları, zamanımızın yeni Bolşevizm’ini daha tehlikeli hale getiriyor. 

Dünyamızın İkinci Cihan Harbi’nin sonlarında ortaya çıkan hürriyet ve barışla komünizm bloklarının tarihe karıştıklarını zannedenler, yanıldılar. Demirperde’nin kalkması ve Doğuavrupa ülkelerinden Batı’ya seyahatin serbest olması; dehşetli küresel çatışmanın üzerini örtmüştü. Yalnızca Çin örneği bile, küresel sosyal Marksistlerin gizli büyük kızıl hilesini ortaya koymuştu. AB ve ABD’den kaçırılan devasa sermayenin istibdat altındaki Çin halkına değil, ÇKP hâkimiyetindeki Batılı küresel firmalara ait olduğunu, günümüzde artık herkes biliyor. Dünün komünizmi, sivil giysileriyle parlamentolara, bürokrasilere ve millî ordulara sızarak kapital üzerinden Marksist ihtilâli gerçekleştirmeye yönelince, demokratların kendilerince oluşturdukları bu küresel kuvvete  AB gibi ittifaklarla karşı koyacakları da biliniyor. İşte bu yeni komünistlerin büyük hedefleri, AB ve ABD’deki siyasî dengeleri parçalayarak, dünya hâkimiyetine ulaşmak… Söz konusu göçleri de bunun için tezgâhlıyorlar…

Okuyucularımızın sıklıkla seslendirdikleri soru önemlidir: “Mülteciler neden AB’ye yönlendiriliyorlar?” İşte AB’nin ehemmiyeti… Hz. Mesih’in barış ve demokrasi projesi olarak doğmuş bu birliğin, küresel Marksizm’in en büyük engeli olduğunu yukarıda belirtmiştik. Semavî dinlere, hürriyet ve demokrasilere, demokratik millî devletlere, sosyal devlet yapılarına ve insanî değerlere düşman olan bu tahribatçı küresel hareket (modern komünizm), elbette AB’ye düşman olacaktı. Önce AB’yi İngilizlerle yıkmak istemişti, başaramadı. Sonra Euro’ya yönelip, merkez bankasına McKinzey avukatı Lagarde’yi yerleştirdiler, yine olmadı. Ve nihayet bir başka McKinzey elemanı olan Ursula von der Leyen’i, Rothschildlerin eski çalışanı Macron’un da yardımıyla AB’nin tepesine taşıdılar, yine olmuyor. İlticaların yegâne hedefi AB’yi çalışamaz hâle getirmek değildi. Ancak büyük bir tahrip projesinin bir parçası olabilirdi. Asya’daki, Afrika’daki ve Doğu Avrupa’daki halkları dalgalar hâlinde Almanya’ya, Fransa’ya, İtalya’ya ve diğer AB ülkelerine yönlendirerek birliği felç etmeyi esas alıyorlar. Tâ ki AB; dünyaya demokrasi vaad edemesin, zulüm ve istibdattan kaçanlara ümit olamasın, Hıristiyanlık inancını da “Kapitalist Marksistler”in ahlâksızlığına ve inançsızlığına peşkeş çeksinler. 

Mazlumların yuvalarını ateşe vererek onları AB’ye yönlendirenler, bu dalganın ırkçılığı körükleyeceğini biliyorlar ve neticede Kıta Avrupa’sında Müslümanlarla Hıristiyanların karşı karşıya geleceklerini; önce siyasetin, sonra demokrasinin ve nihayet AB’nin bu çatışmalarla tâkatsiz düşeceğini bilinci içinde; Suriye’den, Afrika’dan ve Orta Asya’dan mazlumları; kurdukları vakıflarla bilhassa Almanya’ya yönlendirdiler. 

Küreselcilerin “göç tertipleri” ilk başta sıkıntı verse de, gelen Müslümanların beraberlerinde getirdikleri inanç ve değerler, Müslüman-Hıristiyan ittifakını dinsiz müstebitlere karşı kuvvetlendirip, AB’yi güçlendirecektir.

Okunma Sayısı: 167
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı