Celaleddin Özbek: “Esmadan olan Azîm ismi insanda hangi huy olarak tecelli eder? Vehhâb isminin cömertlik huyu şeklinde insanda tecellisi gibi.”
Allah’ın Büyüklüğü
Azîm, azamet ve büyüklük ifade eden sıfattır. Azamet ve büyüklük Allah’a mahsustur. Yüce dinimizde bunu vurgulayan birçok kelime vardır. Ezan “Allahü Ekber” sözleriyle başlar. Allah en büyüktür demektir. Namaza aynı kelimelerle başlanır ve devam edilir.
Halk arasında, şaşkınlık ve bilinmezlik durumlarında “Allah büyüktür.” denilir ve iş Allah’ın büyüklüğün havale edilir. Allah’ın büyüklüğü insanın en çaresiz durumlarda sığındığı en temel sığınaktır. Çünkü herkes bilir ki Allah her büyük zannedilen şeyden de, bütün kâinattan da büyüktür. İnsanın kafasında birçok büyükler olduğu için, Allah’ a “en büyük” sıfatı daha uygun görülür. Yani Allah o büyük bilinen şeylerden de daha ve en büyüktür.
Kur’ân’da, “Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. Katında O’nun izni olmadan kim şefaat edebilir? Onların yaptıklarını ve yapacaklarını O bilir. O’nun ilminden ancak O’nun dilediği kadar kavrayabilirler. O’nun hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O Aliyy ve Azîm’dir.”1 Bir diğer ayette ise; “Azîm olan Rabb’inin ismini tesbih et.”2 buyurulur.
Gerçekte insan büyük değildir ki ona büyük denilsin! İnsan küçüktür. Dolayısıyla kendini büyük gören Allah katında küçülür. Küçük gören ise büyür.
Bu İsmin İnsandaki Görüntüsü
Azim isminin insanda ters yönden tecellisi vardır: Öncelikle tevazu, küçüklük, kendini her şeyden aşağı bilmek, herkesten hakir ve kemter bilmek insandan istenen temel ahlaktır. Büyüklük hissi, bir Müslüman ahlâkı olamaz. Müslüman büyük olur; ama büyüklenmez.
Eski insanlar Allaha şükrederken “Çok şükür bu kemter kulunu gören Rabbime!” derlerdi. Kemter, çok değersiz, çok aşağı, pek itibarsız, en hakîr manalarına gelir. Yunus Emre: Sanırlar beni deliyem, ben dost bâğı bülbülüyem, Mevlânın kemter kuluyam, kimse bahâ saymaz bana.” der. Nesimî de, “Kemter kuluyum ben Ali'nin o şâh-ı keremdir / Hasan başımın tâcı Hüseyin gözümde nemdir.” der.
Üstad Said Nursî Hazretleri de, “Fahirden, küfrandan kurtulmak için demeli ki: "Evet, ben güzelleştim. Fakat güzellik libasındır ve dolayısıyla libası bana giydirenindir; benim değildir." der.
İnsanı küçüklük büyütür ve güzelleştirir. Büyüklük ise insanı küçültür. Dolayısıyla, insanın kendini en küçük ve en hakîr hissetmesi, belki de, Azîm isminin bir nevi tecellisi olabilir.
İnsanlık Değerleri Büyüktür
Öte yandan Azîm isminin bir diğer cilvesi, insanın şefkatte, merhamette, afta, tevazuda, bağışlamakta, acımakta, yardımseverlikte, yani adına “insanlık” dediğimiz büyük değerleri kazanmış ve ahlâk haline getirmiş olmasındadır. Burada “değerler” büyüktür, insan değil. İnsan gurur ve kibirden çekindiği için “büyüklüğü” beğenmiyor. Oysa sahip olduğu ve gerçekte “sahiplenmediği” değerleri büyüktür. Böyle büyük değerler insanı da büyük yapıyor.
Allah’ın Azîm, Kebîr, Mütekebbir, Muazzım gibi isimlerini anlamak, Allah’ın büyüklüğün gerçek sahibi olduğunu takdir etmek, Allah’ın büyüklüğü önünde secdeye kapanmak, günahlar hususunda Allah’tan utanmak, Allah’a gerçek manada sığınmak, Allah’tan gerçek manada korkmak gibi güzel değerleri kazanmış insan, Azîm isminin cilvesini de yüreğinde bir parça yerleştirmiş olur.
Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 255.
2 -Vâkıa Suresi: 74.; Hakka Suresi: 52.)