"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat ve sağlık şükür ister

11 Aralık 2020, Cuma
SIHHATİ VE AFİYETİ VEREN YÜCE MEVLÂ’MIZ, ELBETTE ARA SIRA HASTALIKLARI DA, DERTLERİ DE VERECEKTİR. BÖYLECE SIHHATİN VE AFİYETİN DEĞERİNİ BİLMEMİZİ SAĞLAYACAKTIR.

MÂNEVİ DEĞERLERİMİZLE KOVİD-19 TERAPİSİ
HAZIRLAYAN: SÜLEYMAN KÖSMENE - 7

Vazifesini Yapar Gider  

Şer, hayırdan hayra atılmış bir köprüdür. Altı uçurumdur. Görüntüsü korkutur.

Uçurum tarafına bakma; ürkersin. Korkutan yüzüne bakma; başın döner. 

Şerden ürkersen ve başın dönerse sabrı unutursun, şükrü unutursun, hayrı unutursun! 

Unutursan, şer ile istenen hayra geçemezsin! 

Çünkü şer hayrın zıttıdır. Zıt olması itibariyle, şerrin gelmesi hayrın değerini bilmemize yarar. Şer, hayrın lezzetini kaçırmıyor. Bilâkis hayrın lezzetini tattırıyor, değerini arttırıyor.  

Zaten şer sürekli başımıza gelmez. Vazifeli bir memur gibidir; gelir, vazifesini yapar ve gider

Hayat alanımız hep hayırla doludur. Şer azdır. O az şer de hayra hizmet eder. 

Şer hiç gelmese hayrın değerini bilemeyiz, lezzetini fark edemeyiz. Çünkü şersiz bir hayat tekdüzelik getirir. Tekdüze bir hayatta güzelliklere karşı körleşiriz, sağırlaşırız. Güzellikler adileşir.

Düşünün bir kere: Karanlık olmazsa ışığın değerini bilemiyoruz. Soğukluk olmazsa sıcaklığın güzelliğini fark edemiyoruz. Kötülük olmazsa iyiliğin güzelliğini anlayamıyoruz. Açlık olmazsa yemek tatsız oluyor. Susuzluk olmazsa su içmek zevk vermiyor. Hastalık olmazsa sıhhat ve afiyet değerini yitiriyor. Şer olmazsa hayra karşı hoyratlaşıyoruz, hayrı sıradanlaştırıyoruz.  

“Ey maraza müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir.”                

Bediüzzaman Said Nursî      

Sıhhati ve afiyeti veren Yüce Mevlâ’mız, elbette ara sıra hastalıkları da, dertleri de verecektir. Böylece sıhhatin ve afiyetin değerini bilmemizi sağlayacaktır. Gafleti atmamıza yardımcı olacaktır. Hayatı ve hayrı sıradan bir şeymiş gibi görmemize ve değersizleştirmemize izin vermeyecektir. Çünkü hayat ve hayır müstesna nimetlerdir. Sıradan şeyler değildirler. Şükür isterler. 

“Senden soruyorum: “Bu hastalık senin başında veya elinde veya midende olmasaydı, sen başın, elin, midenin sıhhatindeki lezzetli, zevkli nimet-i İlâhiyeyi hissedip şükreder miydin? Elbette şükür değil, belki düşünmeyecektin; şuursuz, o sıhhati gaflete, belki sefahete sarf ederdin.” 52

Endişe etme! Hayatın ve hayrın değerini anladığın an, sana hayatı ve hayrı verene şükretmen gerektiğini fark ettiğin an, -inşallah- Yüce Allah bu şerri senin başından kaldıracak, bu hastalığa şifa verecek, seni iyi edecek, sana tekrar mutluluk kapıları açacak.

Tam Şimdi  

Şerden şikâyet edişini kınayamam. İnsan şerden de, hastalıktan da, kederden de şikâyet eder. Fakat şikâyeti Allah’a yapmalı, şerri, hastalığı Allah’a şikâyet etmeli. Allah’tan sabır ve sıhhat istenmeli, şerre karşı hıfz ve inayet istenmeli. 

Ancak şer ve hastalık sebebiyle Allah’ı insanlara şikâyet etmemeli. Kaderin kendisine çizdiği hayat akışından, bu hayatın şerrin içinden geçtiğinden, bu şerrin çok rahatsız edici bir belâ olduğundan, hastalığın hayatı zehre çevirdiğinden, bundan kaderin, dolayısıyla Allah’ın sorumlu olduğundan dem vurmamalıdır. 

Böylesi bir şikâyet kulluk adabına uygun düşmez. İnsana da bir şey kazandırmaz. 

Fakat şer sebebiyle canımızın yandığını, elimizi açıp doğrudan Allah’a anlatabiliriz. Yüce Allah’tan yardım isteyebiliriz. Allah herkese yardım eder. Sana da yardım eder. Bundan emin ol. 

Şunu da unutma ki, senin vazifen Allah’tan şikâyet değil, Allah’a şükürdür. Allah’ın verdiği şer ve belâlara sabırdır. Şükrü ve sabrı başarmaya gayret et. Başında bir şer ve hastalık varsa, tam sırası. Tam şimdi. Başka zaman arama. Şükrün de değerlidir, sabrın da.

Resulullah Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Mü’mine hayret ederim. Her hali hayırdır. Kendisine bir nimet gelse şükreder, bu onun için iyidir. Bir sıkıntı gelse sabreder. Bu da onun için iyidir, hayırdır. Her ikisi de onun için hayır olur. Bu hal, mü’minden başka bir kimsede bulunmaz.” 53

Çünkü mü’min şunu bilir ve iman eder ki: 

Vücudum, aza ve organlarım benim değildir. Ben onları yapmadım. Başka tezgâhlardan satın almadım. O halde onlar başkasının, Yüce Allah’ın mülküdür. O halde Mülk Sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. 54 

Sabır merdiveninde basamak basamak beni çıkarmak ve derecemi yükseltmek istiyorsa, bu da neticede hayırdır. Bu ceza bana -inşallah- af getirecek, bana hayır getirecek. 

Bu hayır için de Allah’a şükretmem gerekir.       

“Musîbet cinayetin neticesidir, mükâfatın mukaddimesidir.” 

Bediüzzaman Said Nursî

Rahmetin Şeref Misafiri olmak istemez misin?

Şer için hep zannederler ki, belâdır. Şer belâ değildir. Şer belâ tadında bir hayır taşıyıcısıdır. Rahmetin taşıyıcısıdır. Şerre sabretmek şartıyla, onu cürmümüzün neticesi bilmek ve günahımızdan tövbe etmek şartıyla, onu mükâfatın öncüsü buluruz. 

Bediüzzaman der ki: “Musîbet cinayetin neticesidir, mükâfatın mukaddimesidir.” 55

Şer mükâfatın çirkin adıdır. Şer Cennet’in nahoş anahtarıdır. Şer rahmetin tatsız kapısıdır.  

Ancak bu çirkinlikte güzellik, bu nahoşlukta hoşluk, bu tatsızlıkta lezzetin âlâsı vardır. Çünkü şer çirkin, abus, nahoş, tatsız ve öfkeli yüzüyle, insandan salih amellerin baş belâsı olan ucbu kovuyor, riyayı yok ediyor, kibri bitiriyor, tahakkümü kaldırıyor, övünmeyi öldürüyor. Ve insanın kusurlarına kefaret oluyor, yanlışlarına bedel oluyor, günahlarını döküyor. Ve insana Cennet’in kapısını açıyor. İnsana Cennet’in kapısını açan böyle bir şerre bütün acılar, bütün kederler, yangın, sel, deprem dahil bütün musîbetler, bütün hastalıklar dahildir. Kovid-19 da dahildir.

Ama duâ ederiz ki, Allah sana hastalık ve musîbet vermesin! 

Eğer verirse, bununla Allah’ın senin üstünü çizdiğini zannetme sakın! 

Hayır! 

O bununla seni rahmetinden çizmemiştir. Bilâkis seni rahmetin bir yüksek mertebesine ulaştıracaktır. Onun için sana bu şerri vermiştir.   

Dipnotlar:

52- Lem’alar, s. 331.

53- İbn Hibban, VII, 155.

54- Lem’alar, s. 328.

55- Eski Said Dönemi Eserleri, Hakikat Çekirdekleri, s. 557.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 2412
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı