"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vazife: İ'caz-ı Kur'an'ı rumuzat ile beyan - 1

Ali Demir
05 Mart 2026, Perşembe
Helâket ve felâket asrının veya asırların adamı Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin farklı bir mizac ve fıtratta yaratıldığını Tarihçe-i Hayatı’nda anlatılan ve ömrünün belirli dönüm noktalarını teşkil eden hadiseleri aktararak anlamaya çalışalım.

Hayatının safhalarının anlatıldığı  Tarihçe-i Hayat isimli eserinden iki önemli not ve kendisinin eserlerinde naklettiği rüya ile yazımıza başlayalım:

Tabiri caizse, ele avuca sığmayan ve kimseye eyvallahı olmayan Molla Said’in gördüğü bir rüya anlatılır Tarihçe-i Hayat’ında. Kıyamet kopmuş, kâinat yeniden dirilmiş. Molla Said, Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı nasıl ziyaret edebileceğini düşünür. Nihayet sırat köprüsünün başına gidip durmak hatırına gelir ve Peygamber Efendimizi (asm) ziyaret eder ve kendisinden ilim talebinde bulunur. Hazret-i Resul-ü Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, ümmetinden sual sormamak şartıyla Kur’ân ilminin kendisine verileceğini müjdeler.1

Yine Üstad Hazretleri gençlik yıllarında Van’da bulunduğu zamanlarda bir gün Vali Tahir Paşa elindeki gazetedeki İngiliz sömürgeler bakanına ait haberi gösterir. Haberde, İngiliz Meclisinde konuşan Sömürgeler Bakanının elinde Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir söz nakledilmektedir. Ve İngiliz Bakan: “Bu Kur’ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’ân’ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız”2 demiş.

İşte bu müthiş haber, Bediüzzaman’da büyük bir tesir uyandırmış ve bu haber üzerine: “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!” demiş,  ruhunda uyanan kuvvetli  niyet ve  sâikle çalışmaya başlamıştır. Bu olay, hayatının dönüm noktalarından biri olmuş ve Kur’ân’ın mu’cizeliğini ispat etme davasına yönelmesini sağlamıştır.

Hayatının tamamında çözüm üretmeye çalışmış ve aynı zamanda hayatını ifsad/mülhid/dinsiz/ mason/zın- dıka komiteleriyle mücadeleyle geçirmiş olan Bediüzzaman, insanlığın şeytanı diye tarif ettiği bu mel’un İngiliz siyasetini İstanbul işgal edildiği zamanlar deşifre etmiş ve Hutuvat-ı Sitte isimli bir eser neşretmiştir.

İngilizlerin siyasetini ve maksatlarını anlamak için, Üstad Hazretlerinin 1930’ lu yıllarda gelişen dış dünya hadiseleriyle ilgili bir soruya On Altıncı Lem’ada verdiği ilginç  cevaba bakalım. O tarihlerde İngiliz ve İtalyan devletlerinin Türkiye’ye ilişmeleri üzerine, ülkede harp endişesi ve korkusu yayılıyor. Bu sual, sanki Üstadı sürgün edenler ve hürriyetini gasp edenler aleyhinde ve Üstadın lehinde imiş gibi anlayanlarca sorulan bir soru... Ecnebîlerin baskısı neticesinde hükûmetin hamiyet-i İslâmiyeyi tehyîc ederek şeâir-i İslâmiyeye bir derece serbestiyet tanıyabileceği ve bundan din lehine bir netice doğabileceği ihtimali varken, neden bu harbin aleyhinde bulundun ve hükümetin lehinde bulundun, diye sorulan soruya karşı mevzumuzla dolayısıyla alakalı gibi görünen, aslında doğrudan alakalı bir cevap veriyor: “Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz, fakat kâfirlerin kılıcıyla değil. Kâfirlerin kılıçları başlarını yesin; kılıçlarından gelen fayda bize lâzım değil. Zaten o mütemerrid ecnebilerdir ki, münafıkları ehl-i imana musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler.”

Cevapta altı çizilen cümleden, Üstadın Van hayatında okuduğu gazete haberinin ülkemizde nasıl tahakkuk ettirmeye çalışıldığı kolayca anlaşılmaktadır. “Mütemerrid ecnebiler” İngiliz ve İtalyanlar olduğu, özellikle de İstanbulu işgaliyle kendini gösteren İngilizler olduğu gayet aşikardır. Hedef “Kur’ân’ı onların (Müslümanların) elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız” ideallerini gerçekleştirmek.

— Devam edecek—

Dipnotlar:

1- Tarihçe-i Hayat, s. 44.

2- Age., s. 60.

Okunma Sayısı: 198
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar