İstanbul Fatih’te düzenlenen okuma programında, iman, şükür, müsbet hareket ve meleklere iman bahisleri müzakere edildi.
İSTANBUL - YENİ ASYA
İstanbul Yeni Asya okuyucularının tertip ettiği yetişkinler okuma programı Fatih’teki yeni Nurtaşı Dershanesi’nde gerçekleştirildi. İki gün süren programda, şahsî Kur’ân-ı Kerîm, Risale-i Nur ve Cevşen okumaları ile müzakereli Risale-i Nur dersleri yapılarak manevî istifade hedeflendi.
İlk gün Hasan Güneş Üstad’ın Son Mektubu ve vasiyetini okurken, Mustafa Gökay şükür bahislerini ele aldı. İkinci günde ise İhsan Atasoy “Rüyada Bir Hitabe” bahsini, Prof. Dr. İlyas Üzüm de melaike ve meleklere iman konularını okuyarak müzakere edildi.
İrade ve ihtiyarın doğru kullanımı nasIl olmalı?
Hasan Güneş, Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatından önce verdiği son ders üzerinden Üstad’ın Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said dönemlerini değerlendirerek, bu süreçlerin Nur Talebeleri ve bütün insanlık için taşıdığı mânâya dikkat çekti. Nur Talebeleri için müsbet hareketin hayatın temel prensibi olması gerektiğini vurgulayan Güneş, bu anlayışın dünyada ve ahirette gerçek kazanç sağladığını, fevrî tavırların ise manevî kayıplara yol açtığını ifade etti. İman hizmeti ve rıza-yı İlâhî yolunda müsbet söz ve davranışların vazgeçilmez bir ölçü olduğunu belirten Güneş, irade ve ihtiyarın doğru kullanımının Üstad’ın son dersinin en önemli mesajlarından biri olduğunu dile getirdi.

Şükür, kulluğun vazifesidir
Mustafa Gökay, Birinci Söz’ün sonunda yer alan sual-cevap çerçevesinde, nimetlere karşı zikir, fikir ve şükür vazifesini anlattı. Kâinatın adeta bir şükür fabrikası olduğunu belirten Gökay, rızkın neticesinin şükür olduğunu ifade ederek, şükrün ölçüsünün kanaat, iktisat, rıza ve memnuniyet; şükürsüzlüğün ölçüsünün ise hırs ve israf olduğunu vurguladı. İnsan olarak yaratılmanın, iman, İslâmiyet, Hz. Peygamber’e (asm) ümmet olma ve Risale-i Nur’u tanıma nimetlerinin büyük bir mesuliyet taşıdığını belirten Gökay, her hâle şükretmenin kulluğun temel bir gereği olduğunu dile getirdi.
Ümitsizliğe yer yok
İhsan Atasoy ise, Bediüzzaman Said Nursî’nin yakaza hâlinde gördüğü rüya-yı sâdıkada yer alan “Rüyada Bir Hitabe” bahsini müzakereye açtı. Üstad’ın bu hitabede, İslâm dünyasının geri kalış sebeplerini, kurtuluşun Kur’ân rehberliğinde mümkün olduğunu ve iman, kardeşlik ile ittihadın tevhid çerçevesinde tesis edileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Müslümanların geleceğinin iman, ilim ve ahlâkla aydınlanacağını belirten Atasoy, ümitsizliğe yer olmadığını vurgulayarak, eserin hem yazıldığı döneme, hem de günümüze ışık tutan ölçüler taşıdığına dikkat çekti.
Meleklere iman hakikati ele alındı
İlyas Üzüm’ün okuduğu ders ise, imanın şartlarından biri olan meleklere imanın mahiyeti müzakerenin ana eksenini oluşturdu. Derste, ruh ile melekler arasındaki bağ, meleklerin nuranî mahiyetleri, vazifeleri ve yaratılış hikmetleri ele alındı. Meleklere imanın; imanın şartları arasında yer almasının hikmeti üzerinde durulurken, sanat-ı İlâhiyenin maddî ve nuranî boyutları arasındaki tenasüp ile bu hakikatlerin tevhid ve iman açısından taşıdığı güzellikler tefekkürî bir muhtevada müzakere edildi.