"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medya hür olmadan demokrasi olur mu?

20 Ocak 2026, Salı
Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi'nde düzenlenen seminerde konuşan Yasir Özer, medyanın hür olmadığı bir ortamda demokrasinin sağlıklı işlemesinin mümkün olamayacağına dikkat çekti.

(Dünden devam)

Havuz medyası ve tekelleşme

Özer, medya sahiplik yapısının medyanın kamuoyunu doğru, dengeli ve objektif biçimde bilgilendirme sorumluluğuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, medya sektöründe son yıllarda artan tekelleşme eğilimlerinin bu sorumluluğun yerine getirilmesini zorlaştırdığını ve objektiflik ilkelerini ciddi biçimde tehdit eder hâle geldiğini ifade etti. “Tekelleşme bir alandaki işleyişin, kararların ve imkânların tek bir kişi, kurum ya da dar bir çevrenin elinde toplanması; böylece başkalarının söz söyleme, üretme ve rekabet etme imkânlarının giderek ortadan kalkması durumudur." diyen Özer şöyle konuştu: "Medyada tekelleşme dikey tekelleşme yani üretimden dağıtıma kadar tüm aşamaların tek bir yapı içerisinde bütünleşmesi şeklinde olabileceği gibi yatay tekelleşme yani aynı sermayenin birden çok yayın organını kontrol etmesi şeklinde de olabilir. Dünyada en yaygın görülen tekelleşme türü budur. 'Havuz medyası' kavramı buradan doğmuştur. Yatay tekelleşme ile bir sermaye grubu, farklı yayın organlarını denetim altına aldığında, farklı kanallar aynı havuzdan beslenir hâle gelir. 

Buna örnek olarak Demirören Medya Grubu’nun önce Milliyet ve Vatan gazetelerini, sonrasında da Hürriyet, Posta ve Fanatik gazetelerini satın alması gösterilebilir. 

En tehlikeli tekelleşme türü çapraz tekelleşmedir. Çapraz tekelleşme; inşaat, enerji, telekomünikasyon gibi medya dışı alanlarda faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının, farklı medya kuruluşlarını denetim altına almasıdır. Özellikle büyük yatırımlar yapan ve kârını artırmayı hedefleyen bu şirketlere bağlı yayın organları, çoğu zaman bu ekonomik çıkarlarla uyumlu bir siyasî çizgi takip eder. Zira bu grupların temel faaliyet sahası medya değil, ticarettir..”

Editoryal esaret

Tekelleşmenin farklı biçimlerini örneklerle açıklayan Özer, konuşmasında tekelleşen bir medyanın haber üretimi ve kamu yararı üzerindeki olumsuz etkisine de değindi. Özer, “Medya tekelleşirse editoryal bağımsızlık kaybolur. Gazeteciler, patronun listesine göre haber üretir. Farklı sektörlerde yatırımı bulunan bir holdingin televizyon kanalı dikkatli davranmak zorundadır. Bu yüzden haber dili yumuşar, eleştirel söylem azalır; kamu yararı yerini ticarî çıkara bırakır. Medya, denetleyici güç olmaktan çıkarak siyasetin gayri meşru uygulamalarını meşrulaştırıcı bir güce dönüşür. Haber sansürlenir. Örneğin patronun yatırımlarına zarar verecek bir haber yapılmaz. Haber çeşitliliği azalır.

Yapılan araştırmalarda medyaya güvenin %35 bandında kalması, medyanın bilgi kaynağından ziyade propaganda aracı olarak algılandığını göstermektedir.” diye konuştu.

Medya hür olmalı

Yasir Özer, Türkiye’deki medya yapısını da değerlendirdi. “Bu prensipler çerçevesinde Türkiye’ye bakacak olursak, Türkiye’de medya yapısındaki kırılma, 1980’li yıllardan itibaren başladı. Medya dışı alanlarda faaliyet gösteren ticarî şirketlerin sektöre girmesiyle belirginleşti. Zamanla medya, birkaç büyük holdingin kontrolüne geçti. Reklam gelirlerinin büyük ölçüde bu holdinglerde yoğunlaşması, medya kuruluşlarını ekonomik olarak bağımlı hâle getirdi. Bugün gelinen noktada, medya alanına ilişkin yasal düzenlemelerin yeniden düşünülmesi ve düzenlenmesi gerekiyor. Medyanın bağımsızlığını koruyabilmek için gelirlerin belli ellerde toplanmasının önüne geçilmesi, medya sahipliği konusunda daha açık ve sınırlayıcı düzenlemeler yapılması, medya dışı sektörlerin etkisinin azaltılması ve hem ekonomik hem de editoryal açıdan daha hür bir medya ortamının oluşturulması artık bir tercih değil, zorunlu bir ihtiyaç hâline geldi.” dedi.

Medya hâkimiyetine hayır

Türkiye’deki mevcut tabloya işaret eden Özer, dünyanın farklı ülkelerinde tekelleşmeyi sınırlamak amacıyla geliştirilen uygulamalara da değindi. “Bu noktada, dünyada medya alanındaki tekelleşmeyi önlemeye yönelik farklı uygulamaların hayata geçirildiği görülmektedir. Birçok ülkede, medyanın birkaç aktörün kontrolüne girmesini engellemek ve çoğulculuğu korumak amacıyla çeşitli hukukî ve idarî modeller kullanılmaktadır” dedi

Bilinçli okur şart

Kanunî düzenlemelerin önemine de dikkat çeken Özer, medya içeriklerini tüketen kişilerin sorumluluğunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Alınan önlemler ve yapılan hukukî düzenlemeler dışında bu noktada da özellikle, içerikleri tüketen insanlar olarak kullanıcılara da doğrudan sorumluluklar düşmektedir. Kişinin medya içeriklerini eleştirel biçimde okuyabilme, bilgi ile propaganda arasındaki farkı ayırt edebilme yeteneğini kazanması çok ciddî önem arz etmektedir. Bu noktada okuyucu haber kaynağını sorgulamalı, çarpıcı başlığın yönlendirici etkisine kapılmadan haberin tamamını ve arka planını okumaya gayret etmeli, dil, görsel, istatistik vb. yoluyla yapılan yönlendirmeleri ayırt edebilme becerisi kazanmalıdır. Bu noktada medya okuryazarlığı dersi büyük bir önem taşımaktadır." dedi. 

“Finlandiya’nın 1990 yılında müfredatına dahil ettiği bu ders, Türkiye’de oldukça geç bir tarihte eğitim programlarına girebilmiştir. Bugün Finlandiya, medya okuryazarlığı kapsamında yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin nasıl ayırt edileceğine ilişkin ölçütler geliştirmeye odaklanırken, Türkiye’de bu alanda gerekli güncellemelerin ve yeniliklerin henüz yeterince hayata geçirilemediğini söyledi. Özer, "Özetle medya, toplumu yansıtan bir ayna olduğu kadar, toplumu inşa eden güçlü bir aktördür. Bu aynayı kimin tuttuğu, nasıl tuttuğu ve neyi ne kadar gösterdiği; hem demokrasinin işleyişi hem de toplumsal düşüncenin şekillenmesi açısından son derece önemlidir” diye konuştu.

Haberle manipülasyon 

Seminer sonunda gelen soruları cevaplayan Yasir Özer, medyanın etkileme gücüne ilişkin bir soru üzerine şu değerlendirmelerde bulundu: “İletişim fakültelerinin gazetecilik bölümü müfredatlarında bugün ‘CNN Etkisi’ olarak adlandırılan bir kavram yer alıyor. Bu kavram, Birinci Körfez Savaşı sırasında CNN International’ın olay yerinden 24 saat canlı yayın yaparak dünyayı nasıl bilinçli biçimde yanıltabildiğini ifade eder. Ancak mesele yalnızca bununla sınırlı değildir. Dünyanın en büyük haber ajanslarından biri olan AP, bugün itibarıyla yaklaşık 4 milyar insana haber ulaştırmaktadır. Bu da son derece güçlü bir manipülasyon kapasitesi anlamına gelmektedir. Bilginin hâkimiyet anlamına geldiği çağımızda medya sektörü hiç olmadığı kadar önem arz etmektedir”

Yapay zekâ gazeteciliği bitirir mi?

Yapay zekânın medya sektörüne etkilerine dair yöneltilen bir soruya ise Özer şu ifadelerle cevap verdi: “Pek çok alanda olduğu gibi, gazetecilik sektöründe de yapay zekânın önemli bir dönüşüm meydana getirmesi muhtemel. Bu dönüşüm yalnızca mevcut çalışma biçimlerini değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda yeni meslek alanlarının ortaya çıkmasına da zemin hazırlayacaktır. Yapay zekâ, doğru ve bilinçli kullanıldığı takdirde, gazetecilikte olumlu bir değişimi de mümkün kılabilir. İnternetin Türkiye’ye ilk geldiği yıllarda da benzer endişeler dile getirilmişti. Haberin doğrudan kaynağından alınıp okuyucuya ulaştırılabilmesi, medyada 'gazeteciliğin sona ereceği' yönünde tartışmalara yol açmıştı. Ancak bakıldığında zaman içinde gazetecilik ortadan kalkmamış; aksine biçim değiştirerek ayıklanmış, daha derin bağlantılar kurabilen, çok boyutlu düşünebilen gazeteciler öne çıkmaya başlamıştır. Bugün yapay zekâ ile ilgili yaşanan tartışmaların da benzer bir sürece işaret ettiği söylenebilir. Nitekim geçtiğimiz aylarda Türkiye’de düzenlenen Avrupa Ekonomi Basını Federasyonu toplantısında konuşan Wall Street Journal (WSJ) yetkilisi, teknik ve rutin işlerin büyük ölçüde yapay zekâya devredildiğini, gazetecilerin ise bundan sonra daha fazla “gerçek gazetecilik” yapmaya odaklanacağını ifade etmiştir.” 

İlgi ve dikkatle takip edilen sunum, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

—SON—

Okunma Sayısı: 151
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı