Eğitimci-yazar B. Said Çiftçi, akıl ve kalbi birlikte ele alan çift kanatlı eğitim anlayışının demokratik bir toplum için zarurî olduğunu söyledi.
Eğitimde çift kanat modeli benimsenmeli
Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi tarafından iki haftada bir düzenlenen “Devlet ve Demokrasi” temalı akademik seminerlerin geçen haftaki misafiri eğitimci-yazar B. Said Çiftçi oldu. Çiftçi, “Eğitimde Çift Kanat Modeli” başlıklı sunumunda eğitim, demokrasi ve fazilet ilişkisini ele aldı.
Konuşmasına Bediüzzaman’ın şu vecizesini okuyarak başlayan Çiftçi, eğitim anlayışının temelini bu yaklaşımın oluşturduğunu belirtti: “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.”
Çiftçi, “Eğitimde iki kanat modeli dediğimiz model, aklı ve kalbi, dünyayı ve ahireti, maddeyi ve manayı birlikte ele alan bir eğitim modelini ifade ediyor” dedi.
Eğitimle Esma-i Hüsna arasında müthiş bir bağ var
Çiftçi, “O, tüm isimlerini Âdem’e öğretti” ayetine atıf yaparak “Rab ismiyle Muallim olan ve kullarını Alîm ismiyle eğiten Hazret-i Allah’tır. O Rab ve terbiye edicidir; hem talim, hem terbiyeyi O yapmıştır. Hz. Âdem’e isimleri talim edip öğreten odur. Hz. Âdem de bir peygamber olarak nesline öğretmenlik yapmıştır” dedi.
Eğitimle Esma-i Hüsna arasında “müthiş bir bağ” bulunduğunu ifade eden Çiftçi, “Meselâ Ferd ismi Allah’ın isimlerinden biridir ve Ferd ismi eğitimde öğrenciyi ‘ferd-i ferid’ yapmak, kişiliğini geliştirmek, bağımsızlaştırabilmek ve yetkinleştirebilmek için önemli bir eğitim aracıdır. Diğer bütün isimler de bu şekilde eğitimde karşılığını bulabilir” ifadelerini kullandı.

Bilgi mana-yı harfî ile anlam kazanır
Çiftçi, modern bilimlere bakışın da çift kanatlı olması gerektiğini belirterek, “Eğitimde çift kanat modeli, kâinat bilgisine yani modern bilimler denilen fen bilgilerine sadece mana-yı ismî ile bakmakla yetinmez” dedi. “Bilimsel bilgiye mana-yı harfî ile bakıp bilgiyi analiz ve senteze tâbi tutup böylece bilgiyi asıl muhatabı olan Allah’ı gösteren, hazmedilen, akıldan kalbe indirilen, sahiplenilen bilgi haline getirme işinin adıdır” ifadelerini kullandı.
İnsanın beyninin sağ ve sol loblarına dikkat çeken Çiftçi, “Kâmil insan, beyninin iki lobunu birlikte kullanır. İdeali iki lobu birlikte kullanabilmektir” dedi. Tek yönlü eğitimin eksik kalacağını belirten Çiftçi, “Mana-yı ismî ile elde edilen bilgiler mana-yı harfî bilgisi ile bezenmedikçe kâinat bilgisi yetersiz ve anlamsız kalıyor, mutluluk vermiyor” diye konuştu.
Eğitim tek tip insan üretmemeli
Eğitimin bir “dönüştürme faaliyeti” olduğunu, ancak bunun kaliteyi arttırma anlamına geldiğini belirten Çiftçi, “Eğitim hocanın öğrenciyi kendisine benzetmeye çalışması anlamına gelmez, gelmemelidir” dedi. “İnsanları bir tornaya sokup herkesi tek tip ürün haline getirmek” anlayışının yanlışlığına dikkat çeken Çiftçi, “İslâm dünyasında ikiyüzlü insanların sayıca fazla olması bir ahlâkî zayıflığa işaret ediyor. Bu ikiyüzlülük de aslında şeffaflığı, toplumsal dengeyi ve adil davranmayı öğreten demokratik eğitimin yetersiz kalmasından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
Eğitimin manevî değerlerle bağı zayıfladı
Çiftçi, benliğin gelişmesinin gerekli olduğunu ve bunu eğitimin sağlayacağını ancak bunun empati (diğerkâmlık) ile dengelenmesi gerektiğini belirterek, “Eğitim, diğerkâmlık demokrasisi denilen demokratik hakların ve şuurun verilebilmesi halidir. Ne başkalarının zulmüne boyun eğecek ne de başkalarına zulmedecek. Ne zalim olacak, ne hımbıl mazlum olacak” dedi.
Gerçek hürriyetin iman ve manevî değerlerle sınırlı bir hürriyet olduğunu ifade eden Çiftçi, eğitimin değerlerle bağının zayıfladığını söyledi. “Ama bizde maalesef, imam hatipler ve Kur’ân kursları gibi istisnalar dışında, ilkokuldan liseye hatta üniversiteye kadar sistem değerlerle ilişkilendirilmiş bir eğitim haline getirilemedi; yani ilimler ile Allah’ın isimleri arasındaki bağ kurulmadı, kurulamadı. İmam Hatiplerde de bunun yeterli olup olmadığı tartışılır” dedi.
İdeolojik dayatma demokratik eğitime imkân vermez
Eğitimin gelişmesi için ideolojik isimlerden arındırılması gerektiğini belirten Çiftçi, “Bir kişinin bütün fikirlerinin ve eylemlerinin tartışılamaz biçimde doğru olduğu varsayımı üzerinden hareket edilerek, eğitimin eleştirilmez ve kutsal bir kişilik haline getirilmesi ve eğitimin bu isme izafe edilen dogmatik ilkelere bina edilmeye çalışılması eğitimi kendiliğinden antidemokratik bir modele dönüştürüyor” ifadelerini kullandı. “Dolayısıyla ideolojik eğitim bitmeden, Anayasada ve kanunlarda yer alan ideolojik eğitim mecburiyeti hükümleri gerçek demokratik dönüşümle ortadan kaldırılmadan, Türkiye’nin demokratik eğitime kavuşturulması mümkün değil” dedi.
Gerçek demokrasi faziletle mümkün
“Kuvvet merkezli değil hak-hukuk merkezli bir toplum için demokratik eğitim şarttır” diyen Çiftçi, insanların hakkı ve hakikati anlamasının, hakkını aramasının ve sınırlarını bilmesinin ancak demokratik eğitimle mümkün olacağını söyledi. Çiftçi, “Aynı şekilde menfaat merkezli değil fazilet merkezli toplum için de yine demokratik eğitim ve demokrasi eğitimi şart. Batı demokrasinin asıl ihtiyacı fazilet ihtiyacı. Benciller demokrasisi gerçek bir demokrasi değildir. Diğerkamlar demokrasisi ise bir gerçek demokrasi olabilir” diyerek fazilet merkezli eğitimin, ferdleri faziletli insanlar yaptığını, toplumu gerçekten demokratik toplum haline getirdiğini ifade etti.
İtiraza tahammül demokrasiyi geliştirir
Çiftçi, demokratik eğitimin pedagojik bir kavram olarak anlaşılması gerektiğini vurgulayarak, demokrasinin bir rejimden önce bir eğitim tarzı olduğunu ifade etti. Çiftçi, “Demokratlık insanın nefsi ile münasebetlerinde başlar, ailede devam eder, sınıfta gelişir, apartmanda, mahallede, köyde kasabada pekişip sürer ve toplumda da devlette de kendisini gösterir” diye konuştu.
Oy çokluğunun esasının ve sandık demokrasisinin aslında demokrasinin basit sonuçlarından ve çıktılarından biri olduğunu belirten Çiftçi, “Demokrasinin asıl sonucu insanın kendisine yani nefsine muhalefet edebilmesidir, hemen ardından da muhalifinin varlığından, muhalefet edeninden memnun olabilmesidir. İtiraz edenden memnun olmayan hiçbir insan gerçekte demokrat değildir, gelişemez de” dedi.
Kalıcı demokratik bir eğitim sistemi kurulmalı
“Bizde eğitimde demokrasi bir türlü kendisini tam gösteremiyor” diyen Çiftçi, bunun diğer alanlara da yansıdığını belirtti. Demokrasimizin kırılgan ve darbelere açık olduğuna dikkat çeken Çiftçi, “Bir de “demokratım” diyerek oy isteyip iktidara gelenler de bir süre sonra antidemokratik yanlışlıklara girişiyorlar. Son yirmi senenin yarısı böyle geçti. Eğitimde de demokratça bir yaklaşımla projeler yürütmek yerine eğitim sahası adeta bir yazboz tahtası gibi görülüp sürekli oynamalar yapıldı. Arzumuz ve arzımız eğitimi ve eğitilmiş gençleriyle övünebileceğimiz bir eğitim sistemi üretmektir” şeklinde konuştu.
Programın sonunda Çiftçi şu fıkrayı anlatarak sözlerini tamamladı: “Bir fıkra ile bitireyim: Bir keman virtüözü, “Ben bu kemanımın sesini herkese dinletirim hatta vahşî hayvanlara bile” diye iddia etmiş. İddiasını ispat için de Afrika’nın vahşî ormanlarına gitmiş ve keman çalmaya başlamış. Aslan sese ve kokuya gelmiş, sesten etkilenmiş, oturmuş dinlemeye başlamış. Kaplan sesi duymuş, gelmiş, oturmuş dinlemeye başlamış. Diğer hayvanlar da birer ikişer gelmişler, kemanın sesinden etkilenip sessizce oturup dinlemeye başlamışlar. Yani hakikaten adamın dediği doğru çıkmaya başlamış. Bu sırada bir de leopar gelmiş ve kemancının işini bir çırpıda halletmiş, afiyetle yiyip işini bitirmiş. Bunun üzerine diğer hayvanlar ayılmışlar. “Ne oldu, nasıl oldu da bu leopar etkilenmedi ve bu adamı parçaladı” diye düşünüp leopara sormuşlar. Fakat leopar pençesini kulağına götürüp, “Sizi duyamıyorum; bir şey mi dediniz” demiş.”
Ankara - Yasir Özer