"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hangi deprem daha yıkıcı?

Faruk ÇAKIR
19 Ağustos 2026, Çarşamba
1999 yılında 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki yer sarsıntısı, Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti.

Bundan 27 yıl önce 17 Ağustos tarihinde saatler 03.02’yi gösterdiğinde merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan deprem, geride binlerce yıkılmış bina, enkaz altında kalan hayatlar ve tarifsiz bir acı bıraktı.

17 Ağustos 1999’daki deprem elbette ilk yıkıcı deprem değildi, ancak idarecilerin ve siyasetçilerin bir bakıma “sınıfta kalığı” depremdi. O günü yaşayanlar çok iyi hatırlayacak ki depremin ilk saatlerinde yıkımın büyüklüğü tahmin edilememişti. Depremin üzerinden saatler geçtiği halde ölü sayısı onlu rakamlarla ifade ediliyordu. İlerleyen saatlerde yıkımın çok büyük olduğu anlaşıldı ama iş işten geçmişti. 

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu herkes bildiği halde binalar buna göre yapılmamıştı. İdareciler birbirini suçladı ve her zaman olduğu gibi ciddi bir hesap soran olmadı. O süreçte de cemaat ve STK tartışmaları çok yapıldı. Depremzedeye el uzatan bazı dernekler ve vakıflar engellenmeye çalışıldı. Neticede kaybeden milletimiz oldu. 

27 yıl önceki bu büyük depremde 20 bine yakın insanın vefat ettiği açıklandı, ama kamuoyu bu rakamlara pek de itibar etmedi. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kırılmasıyla yaşanan deprem 45 saniye sürmüştü. Deprem İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova’da yıkıma sebep olmuştu. 

Her ne kadar “depremi unutmadık” demiş olsak da depreme sebep olan yanlışları unutmuş görünüyoruz. Aradan bunca zaman geçtikten sonra depreme hazırlık noktasında gerekli adımların tam olarak atıldığını söylemek kolay değil. Nitekim 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 7.7 ve 7.6 büyüklüklerinde iki büyük deprem bunu gösterdi. Sanki deprem İstanbul ve civarında meydana gelecekmiş gibi bazı hazırlıklar yapıldı, ama bu hazırlıkların Türkiye geneline yayılmadığı ortaya çıktı. 1999’daki deprem sonrası gerekli tedbirler alınmış olsaydı 6 Şubat 2023’deki depremde bu büyüklükte tahribat olur muydu? 

Depremlerin sonrasında yaşananlar esas depremin sosyal hayatta ve ahlak sahasında yaşandığını da göstermiş oldu. Binaları tamir etmek, depreme dayanıklı hale getirmek nispeten kolaydır, ama sosyal hayat, ahlak ve maneviyat sahasındaki depremini tamir etmek o kadar da kolay değil.

Millet olarak esas yıkımın maneviyat sahasında yaşandığının farkına varıp acil tedbirler almak durumundayız. Aksi halde sağlam binaların içinde maneviyatı yıkılmış ve tahrip olmuş milyonlarca insanla karşılaşma ihtimali vardır... Depremden daha sarsıcı yıkım da bu değil mi?

Okunma Sayısı: 87
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı