İlk defa çocuk sahibi olacak bir arkadaşım, bebeğimize ‘’çağımıza uygun, modern bir isim arıyorum, ne dersin?’’ diye fikrimi sordu.
"Bence Peygamber adları, evliyalar, İslâm’a hizmette bulunmuş kahramanlarımız arasından seç, saysam bitmez ki" dedim. Yüzüme bakıp farklı bir gülüş attı. Ne demek istediğini anladım.
Neler konuştuğumuzu uzun uzadıya yazmayacağım fakat son dönemde duyduğum isimlerden, çocuklarımıza isim verme hususunun ne kadar önemli olduğunu bilinmediğini veya okumuşsa bile idrak edemediğini anladım.
Allah Resûlü (asm) Efendimiz, konuyla alakalı olarak şöyle buyurmuştur: “Siz kıyâmet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız, öyleyse güzel isimler koyun.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 61).
Etrafımda yakın dönemde sizler gibi ben de hayatımda duymadığım farklı farklı isimler duymaya başladım. Bazıları farklı olabilmek adına, çocuklarına bir ömür boyu eşlik edecek hatta belki de onun huylarına, davranışlarına, karakterine tesir edebilecek güzel bir isimle hitap etmek yerine, yavrularına sıradan, anlamsız, görüntüsü hoş ama içi boş bir isim seçtiklerinde büyük bir kötülük yapmış olmuyorlar mı?
Adın, ismin kıymetli olduğu zamanlar geride mi kaldı ki? ‘’Ailemizin adına leke sürme‘’ diye nasihat ederlerdi. ‘’Adını lekelemek’’ deyimi de bugünlerde önemini yitiriyor mu acaba.
En küçük yavruma Peygamberimizin Hz. Hasan’a yaptığı gibi sağ kulağına ezân, sol kulağına kâmet getirip Abdurrahman Yusuf adını koyduğumda kardeşleri ‘’okulda adıyla dalga geçmesinler baba’’ dediler. Şaşırdım, okulda bazı arkadaşlarının bu gibi mübarek isimlerle dalga geçtiğini söylediler. Çocuklarıma Abdullah ve Abdurrahman gibi Yaratanın kulluğunu ifade eden isimlerin en anlamlı en güzel isimler olduğunu, bu nedenle de Allah’ın rızasına yoğunlaşmamız gerektiğini anlattım.
Yavrularım kardeşlerinin arkadaşları tarafından karşılaşabileceği muhtemel olumsuz durumları düşünmüş bu nedenle endişelenmişlerdi. Evet çok üzücü ve düşündürücü olmasına rağmen maalesef durum bu. Peki bu durum beni yaptığımdan alıkoydu mu? Asla...
Yaradan’ın emirleri, istekleri yön vermezse insana, yol bulmak zorlaşıyor, insanların rızasını gaye edinenlerse kendilerine asla ulaşamayacakları hedefler tayin etmiş oluyorlar, derlerdi büyüklerimiz. Ulaşılması zor hatta imkânsız hedefler yolunda ne kadar yorulduğumuzu sizler de benim gibi tecrübe etmişsinizdir.
Rabbimiz’in (cc) Hz. Adem’e (as) mukaddes isimlerini öğrettiğini, Hz. Âdem’in de kâinata Esmaü’l-Hüsna penceresinden bakmaya gayret ettiğini ve bu durumun kendisini ne kadar yücelttiğini bilirsiniz. Umarım bizler de bize öğretilen o güzel pencerelerden bakanlardan oluruz.
Verilen ismin kişinin karakter yapısını etkilediğine dair yazılmış onlarca eser var. Hayatta hak ve adalete olan ilgimin, dikkatimin ve sevgimin, Hz. Ömer’in lakabı olan ‘’Faruk’’ adıyla ilgili olduğuna hiç şüphem yok. İsminin hakkını verebileceği bir ömür dileğiyle yavrumuzu en güzel isimle isimlendirmek ‘’İsmiyle müsemma bir hayat’’ dileyerek, dualarla, ezan ve kametle, çocuklarımıza hayatının belki de en güzel hediyelerinden birini takdim etmek en güzel başlangıçlardan biri olmaz mı?
Adımızın unutulacağı bir âlemden, adımızı asla unutmayacak olan Rabbimizin huzuruna çıkarken en güzel isimlerle çağrılmak ve yavrularımıza nida edildiğinde onur duyacağı, sevilen, saygı duyulan, bir ad ve şan bırakmamız dileğiyle ve yine ‘ismiyle müsemma olmak dileğiyle…’’