İlk duyduğumda çok hoşuma giden bir atasözüydü.
Hem yurt içi hem yurt dışı seyahatlerinde akılda tutulabilecek bir atasözü olduğu gibi evimizden çarşıya dahi çıksak anlamlı ve bir o kadar kullanışlı İsveçlilere ait atasözünü duyunca Peygamberimizin (asm) "Allah’ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir. Allah’ın en sevmediği (nefret ettiği) yerler ise çarşı ve pazarlardır."1 hadisine bu bağlamdan baktım.
Kastedilen mana aynı değil ama bir yakınlık veya ilgi mevcut gibi.
Hele de bu günlerde Peygamberimizin (asm) hadisi ışığında "dışarısı iyidir ama en iyi yer evindir" sözü daha da bir anlam kazanıyor.
Kıymetli zamanımızı gereksiz işlerle harcamamak, ihtiyacımız olmayan şeyleri ihtiyaç addederek hem zamanımıza hem cebimize zarar verecek ortamlardan uzak durmaya çalışmak gerekiyor. En korunaklı yer olan evlerimizde kendimizi ve ailemizi muhafaza etmeye gayret etmek lazım, çünkü ortam tehlikeli...
OLUMSUZ ÖN YARGILAR TEMELİNDE ÇİRKİNLİK BARINDIRIR
Bugünlerde yaşadığım bir olayı önyargılar çerçevesinde sizinle paylaşmak istedim. Eşim kızımızı götürdüğü sağlık ocağında yüzü peçeli olduğu sebeple doktorun ‘’bir daha bu kıyafetlerle buraya girme ve yüzünü aç kim olduğunu bileyim, erkek misin kadın mısın göreyim’’ azarlamalarından sonra durumu izah etmeye kendisinin hasta olmadığını, yüzünü açacak bir gereklilik olmadığını anlatmaya çalışsa da başarılı olamıyor.
Doktor hızını alamayıp ‘’bir dahaki sefere başka doktorun yanına veya Suriye’ye git, muayeneni orada olursun’’ diye bağırarak azarlayınca, eşimin ağlayarak çıktığı koridorda bağırtılara çıkan eşimin kayıtlı olduğu Dr. Didem Hanım’ın olaya müdahil olmasıyla teskin ediliyor, kızıma ilaç yazılıyor.
Olayı öğrendiğimde doktorun yanına girdim yaşananları burada anlatmayacağım, CİMER yoluyla Sağlık Bakanlığına meselenin araştırılması için şikâyet dilekçesini de gönderdim.
Yeri gelmişken ön yargılara bağlı, 2 yıl önce yaşadığımız bir olayı daha sizinle paylaşayım.
Ailemle denize gittiğimiz günlerden birinde kalabalıktan uzak bir yerde, eşim başörtüsü ve peçesiyle denize girdi. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan vakit geçiriyorduk. Yaşı 80'lerde bir teyze üşenmeden 200 metre kadar bir mesafeden yanımıza geldi, pervasızca ‘’Burası Türkiye Cumhuriyeti burada bu kıyafetlerle yüzemezsiniz’’ demesin mi?
İşte o anda dayanamadım ve yüksek bir sesle muhatabıma cevap verdim. Allah’tan hadiseye şahit olan vicdanlı kişiler bize destek olup yanımızda durdular ve teyzeye tepki verdiler. Bazıları karada bazıları ise Rabbimin denizinde dahi rahat vermiyorlar. Üstadımızın "Madem ben garibim ve gurbetteyim ve gurbete gideceğim..." sözlerini işitir gibi oldum.
Yaşadıklarımın başkalarına kıyasla çok basit olduğunu da biliyorum. Her şeye rağmen umarım, gelecek nesiller bu yargıları kırabilmek ve sıkıntıları gidermek, insanların birbirini anladığı kabullenebildiği ortamları oluşturabilmek adına, başta eğitim sisteminde gerekli düzenlemeleri yaparak sağlıklı toplumun temellerine olumlu katkılarda bulunurlar.
Dipnot:
1- Müslim