Soğuk bir kış günü ‘Madalyalı Şehir’e doğru yolculuğumuz başlamıştı. İstanbul’da karla karışık yağmur ve kapalı bir hava vardı. Bu durum uçağımızın kalkışı için herhangi bir engel teşkil etmiyordu. Fakat yine de ben küçük bir endişe taşırken, kızım için havanın hiçbir önemi yoktu. Çünkü o hem katıldığı yarışmadaki derecesinin, hem de uçak yolculuğunu ilk defa yapacak olmanın heyecanını yaşıyordu.
Yolculuğumuzun başındaki o küçük endişe, kızımda, uçağımızın kalkışıyla birlikte, bulutların üstünde olma heyecanına dönüştü. Kızım, hayretlerle etrafı seyrederken ben de bulutların üzerine çıktıktan sonra bütün ihtişamıyla yüzümüze vuran güneşten gözlerimi korumaya çalışıyordum. Az önce güneşin kendisini göremeyenler şimdi bulut perdesini aşmış ve gözlerini güneşten sakınıyordu. Bu manzara adeta Şems-i Ezeliyi gizleyen perdeleri aşmanın ardındaki nuraniyetin temsili gibiydi. Bulunduğumuz yükseklikte ısı -50 derece civarında bile olsa bu hakikat kalbimizi ısıtmıştı bile.
Yüreğimizdeki sıcaklık, Kahramanmaraş’a ulaştığımızda bizi karşılayan insanların içtenlikleriyle kucaklaşmış oldu. Bizler, Kahramanmaraş Belediyesi, Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kahramanmaraş Bilim Sanat Merkezi’nin ülke genelinde düzenlediği “Madalyalı Kahraman Şehir” yarışmasının ödül töreni için buradaydık. Üçüncüsü düzenlenen yarışmanın ödül töreni için Türkiye’nin dört bir köşesinden gelenler vardı. 12 Şubat 1920 yılında düşmanı topraklarından büyük bir kahramanlıkla defeden Kahramanmaraş’ın 92. Kurtuluş Yılı etkinlikleri için bu güzel şehirde olmak çok güzel bir duyguydu.
MARAŞ SOKAKLARI ‘ÇETE’ KAYNIYOR
Şehre vardığımızda caddeleri gelin gibi süslenmiş bulduk. Sokaklardaki hareketlilikle birlikte insanların yüzlerinde de bu önemli günün sevinci rahatça okunabiliyordu. Hatta öyle ki halk sokaklarda dolaşan ‘çeteler’e bile ses çıkarmıyordu. Tabiri caizse ‘çeteler’ sokaklarda ve caddelerde elini kolunu hatta bayrağını sallıya sallıya dolaşıyordu. Belki çeteler deyince çoğumuzun aklına milletin kanını emen, milletin başına bela olan günümüz çeteleri gelmiştir. Sizin için de öyle olduysa şayet Maraş’taki ‘çeteler’i görünce sizin de fikriniz değişecek demektir. Çünkü Maraş’ın çeteleri vatanı ve milleti için gözünü kırpmadan kanını toprağa dökmüş olan yiğit delikanlıların nesilleridir. İşte bu çetelerin nümayişi Kahramanmaraş’ın her kurtuluş gününde sokaklarda ve caddelerde bir hafta sürüyormuş. Anlayacağımız her ailenin, her sokağın, her mahallenin geçmişten geleceğe hazırladığı bir ‘çete’si var Maraş’ta. Onlar bellerinde kamaları, bıçakları, davul zurna ekipleri ve ellerinde uğruna can verdikleri bayraklarıyla geçmişin ruhunu günümüze taşıyorlar. Sokaklarda o günlerin zafer mutluluğunu yaşamaya devam ederek üzerlerindeki yerel kıyafetleriyle esnafların dükkânlarının önünde duruyor, oyunlarını oynuyor ve hediyelerini alarak Maraş sokaklarını şenlendiriyorlar.
KAHRAMANLAR ŞEHRİNİN DİĞER KAHRAMANLARI
Kahramanlık ve faziletin simgesi Sütçü İmam… Maraş’ın millî kahramanlarından biri. Şehir turumuz esnasında onun direnişinin şahitliğini yapan sokaklara da uğradık. İşgal sırasında Fransız ve Ermenilere Uzunoluk Hamamı önünde ilk kurşunu sıkan ve Maraş’ta bir milletin direnişine öncülük eden o büyük kahramanı da andık. Mihmandarımız Bilim Sanat Merkezi Başkanı Kerim Üstündağ’ın anlattığı tarihî olaylar bizleri fazlasıyla duygulandırdı. Bu duygularla birlikte bir o kadar da mahzun olduk. Çünkü tarihî eserleri koruma bilincimizin tam oluşmaması nedeniyle olsa gerek, o günlere şahitlik eden hamam, Sütçü İmam’ın dükkânı ve hamam önündeki çeşme maalesef aslına uygun olarak korunamamış. Fakat buna rağmen o günkü kahramanlık ruhu hâlâ o sokaklarda kol geziyordu diyebilirim.
BEDİÜZZAMAN BULVARI…
Kahramanmaraş’ın kurtuluş bayramındaki kutlamalarında dikkatimiz çeken hususlardan biri de resmiyetin ruhsuz ve yasak savma kabilinden ifa edilen bayramları gibi olmayışı oldu. Kahramanmarş Belediyesi’nin düzenlediği çeşitli etkinlikler, mahalle muhtarlarının organize ettiği çetelerin etkinlikleri ve diğer organizasyonlarla kurtuluş bayramı gerçekten coşkuyla kutlanıyor. Bu da ruhunda hürriyet aşkı taşıyan Maraşlıların nasıl millî mücadeleye milletçe sahip çıktıysa bayramına da aynı ruhla sahip çıktıklarının göstergesi. Belki bu yüzden olsa gerek Kahramanmaraşlılar kendileri gibi hürriyet kahramanı olan Bediüzzaman’ın ismini şehir merkezinde bir bulvara vermiş olmalılar. Kur’ânî hakikatlere bir yol açan Bediüzzaman Said Nursî’nin adının bir bulvara verilmiş olması bu manada çok manidar geliyor insana. Bildiğim kadarıyla da Kahramanmaraş bu uygulamasıyla da Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş bulunuyor.
KAHRAMANLIK MADALYASI VE ÜNVANI
KAHRAMANMARAŞ'IN madalyasının ve ünvanın tarihi sürecine baktığımızda karşımıza gerçek bir kahramanlık destanı çıkıyor. I. Dünya Savaş’ının ardından imzalanan Mondros Mütarekesi neticesinde 22 Şubat 1919’da Maraş İngilizler tarafından işgal ediliyor. Daha sonra İngizlerle Fransızlar arasında yapılan Suriye Anlaşması’yla şehir 30 Ekim 1919’da Fransızlara teslim ediliyor. Fransızların işgali ile Maraş’ta yaşayan Ermenilerin taşkınlıklarının artması neticesinde 1 Kasım 1919’da Sütçü İmam hadisesi, arkasından Bayrak Hadisesi ile yükselen gerginlik 21 Ocak 1919’da civar köylerin de dahil olduğu yoğun çatışmalara dönüşüyor. Halkın kendi arasında kurduğu çetelerle 22 gün 22 gece süren çatışmalar neticesinde Maraş halkı, 12 Şubat 1920’de düşmanı tamamen şehirden kovarak büyük bir zafere imza atıyor.
Kurtuluş Savaşı sonrasında halkın topyekün direniş göstermesi ve çevre vilayetlere yardıma koşması büyük takdir toplar. Ankara’nın savaşa katılanların listesini istemesi üzerine şehrin ileri gelenleri biraraya gelerek bir durum tespiti yapar ve Ankara’ya cevap gönderir: ‘Maraş’ta milli mücadeleye katılmayan bir tek fert yoktur.’ Bu cevap üzerine TBMM 5 Nisan 1925 tarihinde aldığı bir kararla savaşa katılan kişilere verilen İstiklal Madalyası’nı fertlere değil, şehre verir. Böylece dünyada ilk kez bir şehir İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir.
Şehir, madalyasını aldıktan çok sonra, neden bu kadar geç olduğu bilinmemekle birlikte, yine TBMM’nin 7 Şubat 1973’de aldığı bir kararla ‘Kahraman’ ünvanını alır ve Kahramanmaraş olarak ismi değiştirilir.
BAYRAK HADİSESİ VE RIDVAN HOCA
SÜTÇÜ İmam’dan sonra Maraş’ın bir başka kahramanlık hikâyesini yerinde yaşamak için tarihî Ulu Camii’ye geçtik. Ulu Cami Kahramanmaraş’ın en eski camiilerinde biri ve hemen şehir kalesinin etekleri dibinde yer alıyor. 1919’da şehri kontrol altına alan Fransızların şehir kalesinden Türk bayrağını indirmesi Maraşlılar arasında huzursuzluğa yol açmış ve halk durumu içine sindiremiş. Avukat Mehmet Ali Bey’in yazdığı ve sabah namazında tüm camilere ulaştırılan bildirinin ardında halk Cuma namazı için Ulu Camii’de toplanmış. Rıdvan Hoca’nın minberden ‘Hürriyeti olmayanın Cuma namazı kılması caiz değildir’ haykırışı ile halk elindeki bayraklarla kaleye çıkarak tekrar Türk bayrağını direğe çekmiş ve Cuma namazını kalede toplu olarak kılmış. Biz de bu dinlediğimiz kahramanlık hikâyesinin ardından o günleri hissedebilmek adına Ulu Cami’den yürüyerek kaleye doğru yola çıktık. Şehri kuşbakışı seyrederek o günleri yad etmiş olduk. Kaleden indikten sonra kalenin güneyinde Taşhan Kapalı Çarşısı’na bitişik, düzgün olmayan dörtgen yapılı tarihî Taş Medrese’ye uğradık. Taş Medrese küçük ama bir o kadarda maneviyat kokan bir mekândı. Özellikle açık avlusundaki abdest alma yeri bir hayli dikkatimizi çekti. Küçük bir fıskiyenin beslediği ve suyunun taşarak dışarıya aktığı bir havuzdan abdest alınmasına ilk defa şahit olmuştuk.
Kahramanmaraş’ın 92. Kurtuluş Yılı münasebetiyle geldiğimiz bu güzel şehrin merkezinde gezilecek yerler bu saydıklarımızla sınırlı değil tabii ki. ‘Saklı Değerler Şehri’ de diyebileceğimiz Kahramanmaraş, 16 bin yıllık tarihi, zengin kültür varlıkları, sayısız tarihî değerleri, muhteşem tabiatı, nadide el sanatları, şifalı suları, eşsiz mutfağı ve en önemlisi güleryüzlü gönül insanlarıyla mutlaka görülmesi gereken şehirlerimizden biri.
MEHMET YAŞAR