Önceki yazımızda, adalet-i mahzanın tatbikinin mümkün olduğu bir durumda adalet-i izafiyeye gidilmesinin zulüm olacağı hakikatini dile getirmiştik.
Üstad Hazretleri, bir gemide veya hanede dokuz masum ve bir cani bulunsa, hiçbir kanun ve adalet anlayışıyla o geminin batırılamayacağını, o hanenin de yakılamayacağını ifade eder. Hatta dokuz cani ve bir masum bulunsa dahi aynı hükmün geçerli olduğunu belirtir.
Bunun yanında, bir müminin birçok güzel sıfatı ve meziyeti varken, hoşlanılmayan bir veya birkaç özelliği sebebiyle ona düşmanlık beslemek de adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Nitekim İbrahim Suresi’nin 34. ayetinde geçen “Muhakkak ki insan çok zalimdir.” ifadesi, sîga-i mübalağa ile insanın zulme olan meyline dikkat çekmektedir.
Üstad Hazretleri, 15. Mektup’ta ise bu meseleyi Hz. Osman’ın şehadetinden sonra meydana gelen ve bir içtihat meselesi olan Cemel Vakası üzerinden ele almaktadır. Hz. Ali (ra) ile Hz. Âişe-i Sıddîka (r. anha), Hz. Zübeyir (ra) ve Hz. Talha (ra) arasında gerçekleşen bu hadise, adalet-i mahza ile adalet-i izafiye arasındaki yaklaşım farkını anlamak açısından önemli bir örnektir.
Hz. Ali (ra), gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar kimseye dokunmamayı tercih ederek masumların hukukunu korumayı esas almıştır. Hz. Âişe-i Sıddîka (r. anha) ve arkadaşları ise o şartlarda bunun çok zor olduğunu düşünerek, “Bir fert, cemiyet için feda edilir.” düsturuyla hareket etmiş ve Hz. Osman’ın katlinde dahli bulunanların kısasla cezalandırılmasını istemişlerdir.
Üstad Hazretleri bu hususta temel ölçüyü şöyle ortaya koymaktadır: “Adalet-i mahza kabil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilse zulümdür.”
İçinde bulunduğumuz bilim ve teknoloji çağında, adeta uzaydan bile bir sineğin hareketlerinin takip edilebildiği bir dünyada, kanaatimce bu adalet anlayışının haydi haydi uygulanması mümkündür. Yeter ki niyet ve irade bu yönde olsun. Zira imkânların bu derece geliştiği bir çağda, hakikati ve gerçek faili araştırmadan hüküm vermek, adalet yerine zulme kapı aralayabilir.
Rabbim, adalet-i mahza hakikatini son nefesimize kadar yaşamayı ve yaşatmayı bizlere nasip eylesin. Bizleri zulme taraftar olan ve zalime karşı sessiz kalan kullarından eylemesin...