"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet-i mahzanın tatbik sahası-1

Hasan Doğan
26 Eylül 2026, Cumartesi
Risale-i Nur'un muhtelif yerlerinde geçen Maide Suresi ayet 32 meali: “Kim bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” şeklindedir. Ayet mutlak adalet olan adalet-i mahzayı ifade eder.

Üstad Sünuhat adlı eserinin 26-27. sahifelerinde şöyle der: ''Şu âyet haktır, akla münâfi olamaz, hakikattir. Mücâzefe [aldatma ve yanıltma], mübalâğa, içinde bulunamaz.” Ancak müşahade ettiğimiz hali itibariyle insanlık tarihinden günümüze ve belki de kıyamete kadar adalet-i mahza hakkıyla hüküm ferma olmamış ve belki de kıyamete kadar hiçbir zaman hükümferma olmayacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak insanın fıtratına derc ettiği bazı duygulara (özellikle akıl, şehvet ve gadab duygularına) şeriatça had koymamış. Bundan dolayı da imtihan gereği bu duyguların ifrat, tefrit ve vasat mertebeleri insanda tecelli etmektedir. İnsanlık âleminde adalet-i mahza içinde bilhassa kuvve-i gadabiyenin vasat mertebesi olan şecaat baskın olmayıp ifrat mertebesi olan tehevvür hükmedince adeta tüm insanlığı yok edebilecek bir gaddarlık yaşanabilecektir ve yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.   

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Muhakemat adlı eserinin Dokuzuncu Mukaddimesinde: ''Lâkin hem şahsî hem umumî hem cüz’î hem küllî olan hüsün, hak ve hayır ve kemâlin meydan-ı galebesi ve mahkeme-i kübrâsı ve beşeri, sair ihvanı olan kâinat-ı muntazama gibi tanzim ve istidadıyla mütenasip tecziye ve mükâfat veren, yalnız dâr-ı âhirettir. Zira, onda hak ve adalet-i mahzâ tecellî edecektir. ''diyerek bir nevi adalet-i mahzanın dünya hayatında çok az ve zor tecelli edeceğini bildirir. 

Ancak bu bizlere adalet perdesi altında zulmetme hakkı vermek veya zulmü hoş görmek için değil, adalet-i mahzayı tecelli ettirme vazifemizi hatırlatmak için verilmiş bir derstir. 

Nitekim Üstad 22. Mektub’un 3. Vechi’nde adalet-i mahzanın adeta kâinatın küçük bir misal-i musağğarı olan insanda tatbiki için de prensipleri hatırlatmıştır. Kur'ân-ı Kerîm’de beş ayrı yerde geçen ve Risale-i Nur’da da (Mektubat’ta bir yerde, Şualar’da bir yerde, Birinci Emirdağ Lahikasında bir yerde ve İkinci Emirdağ Lahikasında on üç yerde, Eski Said Dönemi eserlerinde iki yerde ve Tarihçe-i Hayat’ta da yedi yerde olmak üzere) toplam yirmi beş yerde geçen ve meali “Birisinin hatası ile başkası mesul olamaz.” olan ayet-i kerîmesiyle yani “bir günahkârın akrabası, aşireti veya başka bir yakını o suçlunun suçundan mesul olamaz'' şeklindeki suçun şahsîliği düsturu ile adalet-i mahzaya vurgu yapar.

Okunma Sayısı: 173
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı