"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (2) - Nefsin oltasındaki insan

M. Said ÇATALKAYA
04 Mart 2026, Çarşamba
Modern çağın en büyük yanlışı, mutluluk ve hazzı karıştırmasıdır. Bugün insanlar, adına dopamin denilen çarkın arasında, fıtratımızdaki bitmeyen lezzet arayışını anlık zevklerde harcıyoruz.

Nefis mekanizması, fıtraten hazza müptela bir yapıya sahip. Fakat bu doğal meyletme, algoritmalara ve tüketime teslim olunca, insan artık kendi iradesinin değil, hazzın esiri haline geliyor.

Meseleyi çözümleyici bakışla ele aldığımızda karşımıza çıkan manzara şöyle: Beynimizdeki dopamin, aslında bizi hayatta tutmak ve gayrete sevk etmek için verilmiş bir vesiledir. Ancak bugün modern çağ, bu vesileyi su-i istimal etmekte. Bir videoyu kaydırmak, bir paylaşımın beğeni almasını beklemek veya bir oyunda seviye atlamak... Bunların her biri beyne sahte başarı sinyali göndermektedir. Nefis, zahmetsizce elde ettiği küçük haz duygusuna alıştıkça, sabır isteyen hakikî başarıların ve tefekkürün lezzetini unutuyor. Bediüzzaman’ın “lezzet-i fâniye” olarak tanımlayıp bizlere anlattığı geçici keyiflerle insan, bugün ekranların ve piyasanın eliyle bağımlılık objesine dönüşmüş haldedir. İnsan sabretmeyi bırakınca hürriyetini kaybeder.

Kapitalistlerin kurduğu denklemi görmemiz gerekiyor. Ekonomi, artık yalnızca paramıza değil, doğrudan beynimize talip. Reklamlar, uygulamalar vb. birçok içerikler, bizde doyumsuzluk hissi doğurup sürekli yeni doz arayışına sürüklemekte. Aslında bağımlılık bir yan etki değil, bu sistemin bizzat hedeflediği bir sonuç... Çünkü bağımlı insan, sorgulayamaz. Bağımlı insan, sadece tüketen ve iradesini sistemin ellerine teslim etmiştir. Nefis, burada sistemin en büyük müttefiki olarak çalışmaktadır. Terbiye edilmemiş bir nefis, her türlü oltaya takılmaya hazır bir balık gibidir. Lakin biz biliyoruz ki, "Nefsini bilen Rabbini bilir." ve nefsine hâkim olmayan, gerçek manada hür değildir.

Haz kültürü, sabırsız bir nesil yetiştirmektedir. Eskiden bir kitabın bitmesini yahut bir mektubun gelmesini yahut da bir meyvenin olgunlaşmasını beklemek, iradeyi güçlendiren sınavdı. Lakin şimdilerde beklemek zaman kaybı, çaba sarf etmek ise yük olarak işleniyor. Bu durum, manevî hayatımızı da ziyan ediyor. Zira ibadet ve itaat, sabır ve istikrar istiyor. Anlık zevklere biat eden, secdedeki sükûneti, duadaki huzuru ve tefekkürün manasını sıkıcı bulur. İşte tehlike tam da burada. Bağımlılık, sadece bedeni değil, insanın çıkış yollarını tıkamaktadır.

Peki bu çemberden nasıl kurtulacağız? İlk olarak, haz ile lezzet arasındaki ince çizgiyi fark etmeliyiz. Huzuzat-ı nefsaniye (haz-ı nefsî), dışarıdan alınan ve tükettikçe biten bir şeydir. Lezzet-i ruhaniye ise içeriden fışkıran ve paylaşıldıkça artan manevî bir meyve hükmündedir. Dünyanın bize sunduğu parıltılı sahte hayatın aslında birer dopamin tuzağı olduğunu idrak etmek, hürriyetin yarısıdır. İrademizi güçlendirmenin yolu ise terk etmekten geçmektedir. Hayatımızdaki gereksiz arayışları, lüzumsuz ekran kaydırmalarını ve bizi bizden eden fuzulî meşgaleleri terk etmek... Küçük bir hayır diyebilmek, aslında büyük bir özgürlük beyanıdır.

Netice itibarıyla, nefis ve dopamin arasındaki bu savaşta tarafsız kalmak mümkün değil. Ya irademizi elimize alıp bu mekanizmayı ulvî gayelere yönlendireceğiz ya da bu devasa hazın adsız birer bağımlısı olarak kalacağız. Unutmamalıyız ki; hakikî hürriyet, nefsin arzularına her kapıyı açmak değil, bu kapıların anahtarını bizzat elinde tutmaktır...

Okunma Sayısı: 189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı