"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Görüntünün ötesinde kalanlar (3) - Görünmeyen bir inkâr

M. Said ÇATALKAYA
13 Ocak 2026, Salı
Ekranın inançla kurduğu bağ, çoğu zaman bilindiği gibi açık bir aleyhtarlık üzerinden yapılmıyor.

Sinema ve televizyon, dini doğrudan hedef almaz hatta alamaz. Zira inancı tartışma konusu yapamaz, çoğu zaman eleştirmez. Asıl mesele tam da buradadır. Çünkü modern ekran, inancı reddetmek yerine onu hayatın ve dahi aklın dışına itmektedir. Sessizce, fark ettirmeden... Bugün ekranlarda meydana getirilen dünyaya baktığımızda, inanç yok fakat inkâr da yok. Dua edilmez fakat dua da yasaklanmamış. Ahiret konuşulmaz fakat alay konusu da değil. İnanç, hayatın merkezinde yer almadığı gibi, hayatı belirleyen bir kural olarak da sunulmamakta. Böylece inanç, varlığı kabul edilen, ama yokluğu problem edilmeyen bir hissiyata dönüştürülmüştür.

Bu durum, klasik bir inkâr dilinden katbekat daha tesirlidir. Çünkü inkâr, itiraz doğurur, tartışma başlatır, 28 Şubat örneği gibi savunma refleksi ortaya çıkarır. Oysa yok sayma, fark edilmemektedir. İnsan, zamanla neyi kaybettiğini anlayamaz. İman veya inanç, bu anlatılarda gündelik hayatın dışında tutuldukça, gereksizmiş gibi algılanmaya başlamaktadır. Hayat, inanç olmadan da yürüyebiliyormuş gibi gösterilmektedir. Ekranda kurgulanan hikâyelerde insan, çoğu zaman yalnızdır. Kararlarını kendi verir, yükünü kendi taşır, düştüğünde yine kendi kalkar. Kader fikri yoktur, tevekkül yoktur, dolayısıyla İlâhî bir mana çerçevesi bulunmaz. Her şey insanın omuzlarındadır. Bu durum ilk bakışta güçlendirici gibi görünmektedir. Oysa uzun vadede insanı büyük bir yalnızlığa mahkûm etmektedir.

İman, insanı sorumluluktan kaçırmıyor, ama sorumluluğu manayla kuşatıyor. Ekranların anlattığı dünyada ise sorumluluk, çoğu zaman manasız bir yüke dönüşmüştür. Çünkü niçin yaşandığı bilinmeyen bir hayatın nasıl yaşanacağın akıbeti de belirsizdir. Bu belirsizlik, özgürlük olarak sunulmaktadır. Herkesin doğrusu kendinedir, herkes kendi yolunu çizmektedir. Ancak bu söylem, hakikatin yerine tercihi koyuyor.

Sekülerlik, bu noktada bir fikir olmaktan çıkıp bir atmosfer hâline gelmektedir. Savunulamaz, tartışılamaz, sorgulanamaz. Sadece yaşanır. İnsan, inançsız bir hayatı seçtiğini düşünemiyor çünkü ortada bir seçim varmış gibi sunulmamakta. İnanç, hayatın ana damarı olmaktan çıktığında, inançsızlık da özel bir tercih olmaktan çıkar ve varsayılan zemin hâline gelir.

Maneviyat, bu anlatılarda sürekli ferdî bir duyguya indirgeniyor. İnsanın içinde yaşadığı, başkasını ilgilendirmeyen, hayatın yönünü belirlemeyen bir hâl olarak sunuluyor. Oysa maneviyat, insanın hayatla kurduğu ilişkinin tam ortasındadır. Hayata sınır koymakta ama o sınırla birlikte istikamet de vermekte. Bu istikametin kaybolduğu yerde, insan da kaybolur.

Ekranın sunduğu dünyada, bu kayboluş çoğu zaman dinamizmle karıştırılır. Büyük bir hareketlilik, canlanış hatta çeşitlilik vardır. Fakat derinlik bulunmamaktadır. İnsan çok şey yapar ama neden yaptığını bilmemektedir. Çok şey hisseder, ama ne hissettiğinin adını koyamaz. Ruh, sürekli meşgul edilir, ama asla oradaki boşluk dolmaz. Bu dilin toplumsal bir karşılığı da bulunur. Aynı anlatılara maruz bırakılan kitleler, zamanla benzer düşünme biçimleri geliştirmekte. Maneviyat, kamusal alandan çekiliyor ve ahlâk, şahsî bir tercihe dönüşüyor. Manevî hassasiyetler özel alan olarak gösterildikçe, hayatın geneline yön verilemez hale geliyor. Böylece maneviyat, yaşanan değil, hatırlanan bir şey haline gelir.

Özetle, ekranın insanların gözünün önüne sürdüğü bu sessiz inançsızlık dili, bağırmadığı için fark edilmiyor. Yasaklamadığı için tepki çekmiyor. Fakat tam da bu yüzden etkili oluyor. İnsan, farkında olmadan inançsız bir hayatın içine yerleşiyor. Sonra dönüp bakıldığında, ne zaman uzaklaştığını dahi hatırlayamıyor.

Okunma Sayısı: 136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı