Zaman, önüne kattığı her şeyi eskitiyor fakat bazı hakikatler var ki, her geçen yıl daha da gençleşiyor, her yeni sabahla birlikte tazeleniyor.
Bugün Yeni Asya Gazetesi’nin kuruluşunun sene-i devriyesini idrak ederken, aslında sadece gazetenin kuruluşunu değil, yarım asrı deviren sadakat ve istikamet yolculuğunu hürmetle karşılıyoruz. Bizler için Yeni Asya, sadece haber, kâğıt ve mürekkepten yani özetle dünyevî bir yayın organından ibaret bir gazete değil; Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin Meyve Risalesi’nde dikilen, Hürriyete Hitap1 ile boy veren ve bugün biz gençlerin omuzlarında yükselen, yıkılması güç bir şahs-ı manevî kalesidir.
Bizim için bu yıl dönümünün farklı bir heyecanı var. Çünkü üç sene evvel, bu köklü çınarın gölgesine ‘Fidanlık’ adında bir fidan dikildi. Biz gençlerin kalem oynattığı, dertleştiği ve hakikati haykırdığı bu ek, aslında gazetemizin kökünün mazide, gözünün âtîde olduğunun en somut göstergesi haline geldi. Yarım asrı aşan bir süre önce serpilen ihlâslı tohumlar, bugün Fidanlık’ta genç kalemlerin mürekkebiyle yeni tomurcuklar veriyor.
Bazen bizlere, “Bu kadar fırtınalı bir dünyada, bunca kargaşanın içinde neden hâlâ Yeni Asya?” diye soruyorlar. Bu ve bunun gibi soruları soranlara cevap açık ve nettir. Çünkü biz, kökü olmayan rüzgârların savurduğu yapraklar olmak istemiyoruz. Mazinin devasa birikimini, Üstad’ın Eski Said’den Yeni Said’e geçerken sergilediği muazzam fikrî dönemi ve tavizsiz hürriyet anlayışını bugünün dünyasına taşımak niyetindeyiz. Bizim gözümüz gelecekte çünkü Bediüzzaman Said Nursî’nin müjdelediği o “fecr-i sadık” vaktine henüz tam anlamıyla ulaşmadık. O nura müştak olan gönüllere birer fidan saflığıyla ulaşmak, bizim en büyük gayemizdir.
Fidanlık’ta yazan biz gençler, elli altı senelik bu büyük mirasın sadece mirasçıları değil, aynı zamanda emanetçileriyiz. Gazetemizin yaktığı ateşte pişen o meşveret kültürü, bizlerin şahsî fikirlerini bir kenara bırakıp “biz” olabilme sanatını öğretti. Bugün dijitalleşen dünyada, bilginin tıklanma uğruna yalanla medyaya sürüldüğü bir çağda doğrunun yanında durmanın zorluğunu biliyoruz. Ancak yine biliyoruz ki kökü sağlam olanın sarsıntısı az olur. Yeni Asya Gazetesi’nin elli altı senelik kökü, biz fidanların daha emin bir şekilde uzamasını sağlıyor.
Bu kutlu yürüyüşte emeği geçen, zindandan sürgüne, baskıdan zorluğa her türlü fırtınada bu çınarı ayakta tutan ağabeylerimize ve ablalarımıza minnettarız. Onlar bu kökü suladılar, biz ise meyveye vesile olmak için buradayız. Fidanlık, bu büyük ormanın içinde serpilmeye, hakikat çiçeklerini açmaya devam edecek. Çünkü bu davanın ne kökü eskir, ne de geleceği karanlık kalır...
Dipnot:
1- Divan-ı Harb-i Örfî’de geçen hitabedir.