"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (1) - Ruhun prangası

M. Said ÇATALKAYA
03 Mart 2026, Salı
Hürriyet, insanlık tarihindeki en çok istismar edilen hatta üzerine en çok bedel ödenen mefhumlardan biridir. Bugün insan, kendini tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hür zannetme yanılgısı içinde yaşamaktadır.

Siyasî prangaların kırıldığı, seyahat yasaklarının kalktığı, bilginin parmak uçlarımıza kadar geldiği bir çağda aslında ruhlarımıza takılan görünmez prangaların ağırlığı altında acı çekiyoruz. Bağımlılık dediğimiz olgu, artık sadece sapa köşelerde kullanılan kimyasal maddelerden ibaret bir vaka değil. 

Bugün bağımlılık, modernitenin insan ruhunu eşyaya ve hadisata hapsetme operasyonunun doğal bir sonucudur. Bağımlılığı tanımlarken içine düştüğümüz en belirgin hata, onu sadece bir irade zayıflığı olarak görmek. Oysa olay iradenin yokluğu değil, iradenin yanlış bir merkeze yönelmesidir. 

İnsan fıtraten kul olmaya programlanmış bir varlıktır. Kalbindeki nihayetsiz beka aşkı ve bağlanma ihtiyacı, hakiki merkezini yani Sâni-i Zülcelal’i bulamadığında, bulduğu ilk fânî lezzete yahut geçici bir heyecana yahut da parıltılı bir cazibeye adeta demir atmakta. İşte bu noktada bağımlılık, doğal bir ihtiyacın gayr-ı meşru ve yanlış bir mecrada boğulması halidir. Bediüzzaman Hazretlerinin “hürriyet-i Şer’iye” tanımındaki ince çizgi, yani ne nefsine, ne de başkasına tahakküm etmeme düsturu unutulunca; bugün hürriyet, bağımlılık eliyle bizzat nefsin kendi kendine tahakkümü haline dönüşmüştür.

Analitik bir bakışla incelediğimizde, modern esaretin üç ayak üzerine kurulduğunu görürüz. Nesneleşme, uyuşma ve anlam kaybı. Eskiden bağımlılık bir kaçış yolu iken, şimdilerde bir yaşam biçimi haline getirilmektedir. Akıllı telefonlarımıza her beş dakikada bir bakma ihtiyacı hissetmemiz, sosyal medyadaki o bitmek bilmeyen onaylanma arzumuz veya tüketim çılgınlığıyla aldığımız ama hiç kullanmadığımız eşyalar... Bunların her biri, ruhun açlığını susturmak için kullanılan geçici emziktir. Fakat bu emzikler karnı doyurmaz, sadece açlık hissini erteler ve nihayetinde mideyi değil, ruhu dağıtır. İnsan, onurlu bir varlık olarak yaratılmışken bir algoritmanın, bir kimyasalın veya bir ekranın oyuncağı haline gelmesi, kelimenin tam anlamıyla bir sukuttur yani düşüştür.

Peki, neden bu kadar kolay bağımlı oluyoruz? Çünkü modern dünya, sabır ve tefekkür üzerine kurulu olan hakikî lezzet yerine; anlık keyifleri o boşluğa yerleştirdi. Bir meyvenin yetişmesi için mevsimlerin geçmesini beklemekten aciz kalan insan, mutluluğu da bir tuşla veya bir sözle hemen elde etmek istiyor. Bu sabırsızlık, irademizi köreltiyor. İradesi zayıflayan insan ise, dışarıdan gelen her türlü manipülasyona açık hale geliyor. “Ben istersem bırakırım.” cümlesi, bu esaretin en büyük savunmasıdır. Oysa bırakamadığımız her alışkanlık, aslında şahsiyetimizi eritmektedir.

Bağımlılığın panzehiri, sadece yasaklamak değildir. Yasaklamak, akıntının önünü geçici olarak kesmektir. Fakat asıl mesele akıntının yönünü değiştirmektir. İnsanın kalbindeki muazzam boşluğu dolduracak ulvî bir gaye, manevî bir meşguliyet ve kâinatın hakikatine dair bir merak uyanmadığı sürece bir bağımlılığı bırakıp diğerine sığınmak kaçınılmaz olmaktadır. Bugün toplumun büyük bir kesiminde görülen huzursuzluk ve tatminsizlik, aslında bu kimliksiz bağımlılıkların bir sonucu... Özgür olduğumuzu sandığımız hapishaneden kurtulmanın ilk adımı, duvarların farkına varmamızdan geçmektedir.

Netice itibarıyla, bağımlılığı bir hürriyet davası olarak ele alacağız. Kendini tanımayan, nefsinin zaaflarını bilmeyen ve iradesini Sünnet-i Seniyye gibi sağlam bir kaleye dayamayan her insan, modern çağın rüzgârları önünde savrulmaya yönelmektedir.

Okunma Sayısı: 142
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı