TARSUS tarihi; Müslümanlığın ortaya çıkışından kısa süre sonra hareketli ve huzurlu bir hal alır… Hicretten sadece 17 yıl sonra Müslümanlar tarafından fethedilen Tarsus muazzam bir zenginliğe sahiptir.
Danyal Peygamberin (as) mezarı çok ibret verici. Ashab-ı Kehf Mağarası çok büyüleyici… Çanakkale Deniz Zaferini, döşediği mayınlarla düşmana dar edip bize kazandıran gerçek Nusret Mayın Gemisinin yer aldığı park çok düşündürücü.
Tarsusluların misafirperverliği ve Tarsus’un güzelliklerini gezmeyi Rabbim hepinize de nasip eyleye...
Yaşadığı toprakların Peygamberinin adını taşıyan Danyal (ın Yeri) Ağabey ile tanışın ve Mustafa Toros Ağabeyin medfun olduğu bu mübarek beldeyi gezin. Zira oğlu Erol Toros ve inanılmaz bir ev sahipliği yapan aile fertleri, profesyonel rehberlere taş çıkartacak kadar size Tarsus’un ne muhteşem bir belde olduğunu lâyıkı ile hissettiriyorlar.
Özellikle Halife Me’mun döneminde Tarsus şehrinde ilmî çalışmalara çok önem verilmiş. Meşhur yazarımız Şemsettin Sami’nin Tarsus ile alâkalı şu satırları çok dikkat çekicidir:
“Adana vilayetine bağlı Mersin Livasının bir kazasıdır (1900 yıllarındaki kayda göre zira şimdi Mersin il, Tarsus ise ona bağlı bir ilçedir bildiğiniz gibi…).
Şehrin; 31 camisi, 19 medresesi, 2 tekkesi, çeşitli dinî topluluklara bağlı 5 kilisesi, 1 bedesteni, 10 hanı, 2 hamamı, 24 okulu, 7 değirmeni ve 6 pamuk fabrikası vardır. Tarsus, Namrun ve Gülek nahiyeleriyle 180 köyden oluşur.”
Tarsus, her dönemde Müslümanlar için mukaddes bir şehirdir. Danyal Peygamberin kabrinde ne kadar etkilendiğimi anlatamam. Şehir mi zamanla yer kaymasına uğradı; yoksa bu makam mı yer altına doğru o tarihlerdeki geleneğe göre aşağılara doğru gömü halinde “tonoz” bir yapı ile inşa edildi bilinmiyor.
Peygamber kabrine doğru indiğinizde nerede ise üç katlı ve hiçbir yerde görmediğimiz bir tuğla cinsi ile yapılmış!
Şurası da çok mühim:
Tarsus’ta; bu gün Halife Memun’un kabri, Şit (as) ve Lokman’ın (as) makamları Ulu Cami de bulunmaktadır. Tarsus’ta, Bilâli Habeşi’nin de makamı var!
Ashab-ı Kehf mağarası çok büyüleyici..
Ashâb; sahip kelimesinin çoğulu. “Sahib” ise; dost, arkadaş, yârân manalarına geliyor. Kehf ise, dağlarda oyulmuş ev demek… Mağaranın küçüğüne Batı dillerinde de geçen gâr-otogar gibi, büyüğüne de kehf denilir.
Zamanın hükümdarının zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınıp, orada 300 yıldan fazla uyuyan, uyandıktan sonra da tekrar vefat eden ve Kur’ân’da bahsi geçen gençlerdir.
Kehf Sûresi 10. âyet:
“Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, ‘Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır’ demişlerdi.”
Tarsus yakın tarihimize de
sahip çıkmış
4.10.2002 Nusret’in çileli yolculuğuna yiğit Tarsuslular son noktayı koyuyor. Yapılan ihalenin ardından Koca Nusret üç parçaya ayrılıp TIRlarla Tarsus’a doğru yola çıkarılıyor. Mesafe 27 km. Tarsus’a varış süresi 4.5 saat. Koca Nusrat kendisi için yapılan Çanakkale parkına konuyor. 8 kişilik heyet Çanakkale’deki maketini inceliyor ve bütün kaynakları araştırıyor. Koca Nusret orijinaline en yakın haline dönüyor…
Kıbrıs ve Mersin arasında koyun ve kömür taşıtıp batırdığımız ve ihmalkâr davrandığımız bu gazi gemi, şanlı tarihimin eşsiz bir değeri olarak vefalı Tarsuslular tarafından Çanakkale Parkı içine alınınca büyük bir vefasızlık son buluyor.
Tarsus ve Silifke kardeş ilçeler
Danyal Ağabey ile tanışıp kahraman tavrına ve hakim olduğu Risale-i Nur bilgisine hayran olmamak elde değil. İşlettiği mekân ve burada bize ikram ettiklerini anlatmayalım da siz gidip göresiniz isteyelim.
Çanakkale’de Nur’un ilk kahramanlarından olan, ama ailesinin isteği ile Mustafa Toros Ağabeyin neden Tarsus’a defnedildiği bu beldeyi gezerken; Nusret Mayın Gemisinin neden Tarsus’ta bırakılıp Çanakkale’ye getirilmediği fikri ile harmanlanıp, kafama dank etti.
Zira; biri maddî diğeri ise manevî kahramanlarıdır şehitler diyârı Çanakkale’mizin…
Oğlu Erol Toros ve inanılmaz bir ev sahipliği yapan aile fertleri profesyonel rehberlere taş çıkartacak kadar size Tarsus’un ne muhteşem bir belde olduğunu lâyıkı ile hissettiriyorlar.
Tarsus, Silifke ve hele de okuma programları için bizleri dâvet eden lokantasının bulunduğu ve hiçbir yerde şahit olunamayacak muhteşem bir manzara ile Göksu Nehri’ne alabildiğine yüksek bir vadiden bakan “Danyal Ağabeyin Yeri”ne gidip Âyet-ül Kübra, Hüve Nüktesi ve Tabiat Risalesi okumaya ve kendisi İhlâs Risalesi’nin cisimleşmiş hali olan buradaki ağabey ve kardeşler ile sohbet etmeye ne kadar duâ etmekteyim, bilemezsiniz.
Benden önce siz varırsanız kıskanmam, ama tek şart ile; duâlarınıza bizim duâlarımızı da karın ve Yüce Mevlâ’ya öyle açın ellerinizi lütfen…