AKP iktidarıyla birlikte “yandaş medya” diye tanımlanan bir yapı oluştu. Bu medya, iktidarın icraatlarını savunmak adına adeta kendilerini paralayarak cansiperane bir gün “ak” dediğine ertesi gün “kara” demekte bir beis görmüyor.
(Tabiî bu sadece gazeteciler için geçerli değil. Seçmen için de geçerli. Desteklediği partinin sabah dediğini de alkışlıyor, öğleden sonra tam tersini söylediğini de…)
Bazı AKP’liler bu durumdan rahatsız olduklarını açık açık söylüyor. İktidarın icraatlarının savunma işinin gazetecilerden çok milletvekillerine bırakılması gerektiğini dile getiriyor. Ama görünen o ki, iktidara yakın gazeteciler bu rolü gönüllü olarak üstlenmiş durumda ve bırakmaya da hiç niyetli değiller.
Bayram tatilinde memleketine giden bir gazetecinin paylaştığı video, meselenin geldiği noktayı özetler nitelikte. 80 liraya dayanan mazotun pahalı olup olmadığını bir çiftçiye soruyor. Çiftçi ise mazotu kola ile kıyaslayarak, “1 litre kola 60-70 lira, mazot da aynı; demek ki mazot ucuz” diyor.
Bu gerçekten bir değerlendirme mi, yoksa akıl tutulması mı? Gazeteci, buna inanan insanların olduğunu bildiği için mi bu videoyu paylaştı bilemiyoruz.
Kola bir keyfî tüketim maddesi. Mazot ise ekmekten süte, etten sebzeye kadar her türlü gıda ürününün en temel stratejik girdisi. Bunu bilmeyen yoktur. Hal böyle iken, bu iki kalemi yan yana koyup, “Mazot ucuz” kanaatine varmak nasıl bir mantığın ürünü olabilir.
Daha da önemlisi, bu videonun paylaşılması…“Elbette herkes düşüncesini hür bir şekilde ifade edebilir. Ama gazetecilik, yalnızca duyulanı aktarmak olmamalı, bunun doğru olup olmadığını araştırıp yayınlamak olmalı. Aksi halde, bilgi değil “algı” olur.
Nitekim bu karşılaştırma tepkisiz kalmadı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin, “Ülkemizde muhalefet olanların işi gerçekten zor. Allah yardımcımız olsun. Siyaset yaptığımız yerdeki toplumun sosyolojisini iyi anlamak ona göre siyaset dili geliştirmek zorundayız. Aksi takdirde ne derseniz, ne yaparsınız boş” diye tepki gösterenlerden birisi oldu.
Bir başka tepki ise daha sade ve çarpıcıydı: “Sanki traktör kola ile çalışıyor.
Bu açıklamaya tepkiler gelince, bu gazeteci dostumuz, mazot ve gübre fiyatlarının yüksek olduğunu bildiğini, farklı düşünen insanlarının da görüşlerini “objektif” bir şekilde paylaşmanın da gerektiğine inandığını söyledi. “Herkes düşüncesini özgürce ifade eder” diyerek de, paylaşımının savundu.
“Böyle bir mukayesenin yanlış olabileceğini düşünmemiş mi?” diye bir soru insanın aklına geliyor.
***
ÖNCE PAYLAŞ, SONRA SİL!
Benzer bir tabloyu başka bir örnekte daha görüyoruz. İktidar yanlısı bir gazeteci, Riyad’da yapılan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katıldığı toplantıda imzalanan ortak bildiride, ABD’nin adının geçmemesi ve sadece İsrail’in Lübnan’a saldırısı kınanmasını, ABD’nin yok sayılmasını eleştirdi.
Sonrasında ne mi oldu, bu paylaşımını kaldırdı.
AKP eski milletvekili Ali Bayramoğlu’nun tutuklanmasına mazot-kola karşılaştırmasını paylaşan gazeteci. “Suçlu mu, suçsuz mu bilemem. Sayın Cumhurbaşkanımızın hemşerisi, AK Parti’den milletvekili yapılmış Ali Bayramoğlu gözaltına alındı ve tutuklandı. Hadi buyurun… ‘Erdoğan yargıya müdahale ediyor’ diyenler nerede? Kim yanlış yaparsa yapsın, Sayın Erdoğan asla kimsenin gözünün yaşına bakmaz” diye paylaşımının neresinden tutacaksınız ki?
Bu sözlere, yargının bağımsız olmadığının itirafı mı dersiniz, Cumhurbaşkanın davalara müdahil olduğunun itirafı mı, dersiniz. Biz şaşırdık, karar sizin…
***
DOST TAVSİYESİ
Bu paylaşımları yapan gazetecileri yıllardır tanıyorum. Kendilerine bir dost tavsiyesinde bulunalım:
Gazeteciler artık iktidarı savunacağım diye düştükleri durumu görüp, iğneyi başkalarına çuvaldızını kendilerine batırmalılar. Yoksa meslek yara alıyor, güvenilirlik yerlerde sürünüyor.