"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eskişehir okuma programı

Muzaffer KARAHİSAR
08 Ocak 2019, Salı
Büyükler okuma programına günler öncesinden hazırlıklarımızı yaptık. 2018 yılının son cumartesi günü, karlı ve soğuk bir havada vardı.

Beyaz örtülere bürünmüş, hafi zikre dalmış tabiatın sükunetiyle çok şeyler söyleyen manzarasını seyrederek yolculuğumuz devam etti. Yeni okula giden çocuklar gibi hevesli, heyecanlı ve neşeli geçen yolculuğun sonunda Eskişehir’de programa katıldık. “Okumak” İslam’ın ilk emri. Öteki canlılardan farkı olarak, insan için “Taallümle tekemmül” yani okuyup ilim öğrenerek mükemmel olmanın, maddi ve manevi ilerlemenin olmazsa olmazı… 

Büyük bir salonda her memleketten, her meslekten, her yaştan, kibar ve nezaketli insanların Risale-i Nurları dikkatle, teenni ile, sessiz, sükûnet ve murakabe ederek okumaları görülmeye değerdi. Sanki iç alemlerindeki huzur, sürur ve nur simalarına yansıyordu. Kur’an hakikatlerinin manevi ikliminden marifet ilimlerini ve muhabbet feyizlerini tahsil eden bahtiyar nur talebelerinin o halleri, Asr-ı Saadeti, Ashab-ı Suffe’yi ve müjdelenmiş ilim meclislerini hatırlatıyordu.

Öğle vakti kılınan cemaatle namaz, salavat-ı şerife, dua, tesbihatı ve okunan Kur’an’ı huşu ile dinlerken kalbimizin istiğrakla aldığı manevi zevk ve lezzetlerin tarifi mümkün değil. Öğleden sonra mütalaa edilerek okunan ve herkesin katılımı ve mevzu ile ilgili bilgi, görüş ve düşüncelerini sunduğu ders, Kur’an’ın yedi ve kırk vecihle mucize oluşu, Yirmi Beşinci Söz’deki sarih hakikatler, eşi benzeri olmayan kelamullah olduğu, asırlara hükmettiği, beşeriyete yol gösterdiği, ümmi Peygamber Hz. Muhammed’in (asm) mucizesi olduğu, inkarcıları aciz bırakan ulvi hakikatleri. 

Çay, yemek, dinlenme saatlerinde tanışma, konuşma, sohbet ve muhabbetler devam etti. Yetenekli kardeşler, marifetlerini sergilediler. Bozüyük’ten İhsan Yıldırım, “Seyda” ilahisini terennüm eden güzel sesiyle kulaklarımızın pasını sildi, gönüllerimizi coşturdu.

Aramızda belini eğerek yürüyen, beyaz saçlı, yaşlıca bir insan gözüme ilişti.  Farklı bir yapısı, duruşu ve mizacı olduğu belli oluyordu. Okuma yapılan salonda namaz molasında görünüyor, çabuk kayboluyordu. Akşam yemekleri nefis olmuştu. Onu tanıyan biri “Ramazan Abi, bu lezzetli tavuk yemeği nasıl yaptın tarifi nasıl?” diye soru sordu. O sadece gülümsedi. Arkasından başkaları da sordu. Ama kimse cevap alamadı. 

Merak ettiğim Ramazan Abi’nin aşçı olduğunu öğrendim. Farklı insanların mutlaka farklı hayat hikâyeleri olmalı, diye yemek tarifini sormak bahanesi ile mutfağa gittim. Ayak üzeri kısaca tanıştık, konuştuk. Akşam yemeğini nasıl yaptığını sordum. Bana formülü olduğu gibi anlattı. Yukarda kalabalıkta tevazu nedeniyle söylemediği anlaşıldı.

Daha sonraki bir zamanda Ramazan Çetin’le sohbet ettik. Aslen Emirdağ’ın Dikilikaya Köyünde doğmuş, Eskişehir’e yerleşmiş. Genç yaşta yapılan yanlış bir iğne, onu rahatsız etmiş, uzun tedaviler görse de vücudunda kalıcı engel bırakmış. Geçirdiği felç dahil hiçbir hastalıktan şikâyetçi olmayan mütevekkil bir insan.

Ramazan Çetin, yirmi beş sene önce Ankara Dışkapı Hastanesinde tedavi görürken bir hayırsever, Hastalar Risalesi dağıtmış. Taburcu olurken burada kalırsa işçiler çöpe atar, diye eve getirmiş. Eşi Gülseren Hanım, kitabı okumuş, hoşuna gitmiş. Bayanlar cemaatini bulmuş ve hemen derslere devam etmeye başlamış. Ramazan Abiye defalarca Risaleleri okumayı tavsiye etse de derslere gitmesini söylese de kabul etmez, ısrar edince de kızdığı zamanlar olmuş. 

Yirmi beş sene sonra emekli olunca Ramazan Çetin, kitapları okumaya, sohbetlere katılmaya başlar. Şevki, hevesi, heyecanı gün geçtikçe artar. Cemaatten bazılarıyla umre yolculuğu yapar.  Hayırlı işlere çok maniler olur. Oturduğu sitede herkes: “Seni de hapse götürürler!” diye korkutmak isteyenlere, mert ve cesur bir tavırla: “Kitap okuyor diye götüreceklerse hiç durmasınlar!” demiş.

Ramazan Çetin, elinden her iş gelen azimli, sabırlı, mütevekkil bir insan. Onun sohbeti aklımızda, pişirdiği lezzetli yemeklerin tadı damağımızda kaldı… Okuma programında herkes, lezzetli yemeklerini severek, iştahla yediği bir Ramazan Abi’yi tanımış olduk. 

O sanatkâr, ince ruhlu, maharetli, marifetli, tevazu sahibi, vakarlı ve mert bir insan. Vücudundaki engel, çalışmasına, üretmesini mâni olmamış, kimseden minnet almamış, üretken, çalışkan azimli bir mizacı var. El ürünü çalışmaları, özel kabiliyetleri, işi, meslek hayatı, Aile yaşantısı, dava ile tanışması…   

Büyükler okuma programında yaptığımız okumalar, mütalaa ettiğimiz mevzuların yanında aldığımız feyizler, faziletler, huzur ve mutlulukla geçen iki günümüz, iç dünyamızda unutulmaz izler, tatlı hatıralar bıraktı. Sevgili Ramazan Abinin hayat hikâyesi ve hayata pozitif bakışı daha farklı…

Okunma Sayısı: 1094
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı