"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi ittifakı zamanı

Ömer Faruk ÖZAYDIN
13 Eylül 2020, Pazar
AKP’yi iktidarda tutan; muhalefetin dağınık olması, “peşimden gelin” diyecek karizmatik bir lider olmaması, en mühimi de, 28 Şubat operasyonuyla demokratların dağıtılarak alternatifsiz gösterilmesi.

Gelmiş geçmiş bütün iktidarlar; genellikle programları gereği, yaptıkları ve yapacakları hizmet üzere siyaset yapar, muhalefete de eleştiriler üzerinden cevap verirlerdi. Ancak AKP, ilk günden bu güne muhalefet üzerinden siyaset yapıp, yol haritasını da ona göre belirlemiş. Öyle ki, neredeyse bir asır evvel partilerin yaptıkları üzerinden nemalanıp siyaset üretiyor.

Milletin en hassas noktaları işlettirilip hamaset nutuklarıyla, muhalefeti de karşı mahalleye, hattâ dış güçlere yaftalayarak prim yapıyor.

Başından beri muhalefetle ayakta duran AKP; daha ilk seçimde Genç Parti plasesiyle (ki Cem Uzan itiraf etti) yüzde 7.5 çöpe giden oy sayesinde diğer partileri yarış dışında bırakarak aradan sıyrıldı. Genç Parti 7.5, ANAP 5.5, MHP 8.5, DYP’nin yüzde 9.5’la baraj altı kalmasıyla artı 163 mv AKP’ye yazılıp 363 mv ile DP döneminden beri ilk defa meclis çoğunluğunu elde ederek yüzde 34’le tek başına, iktidar oldu. Yüzde 46 da meclis dışı kaldı.

2002 seçimlerinde hakkındaki hapis kararıyla “mağdur” edilen Erdoğan, bilahare ona özel seçim yaptırılarak yine muhalefetin desteği (Baykal’ın katkılarıyla) mv seçtirilip emanet BB Abdullah Gül’ün yerine geçti.

2007 seçimlerinde yine muhalefetin 367 krizinde yaptığı yanlışlar, yüzde 34 olan AKP oylarını 46.58’e yükseltti.

2011 seçimlerine ise; Balyoz ve Ergenekon dâvâları gölgesinde bir çok milletvekili adayı hapisten seçimlere katıldı. Sanatçı, sporcu, millî hakem ve iş dünyasından geniş yelpazeli bir milletvekili kadrosuyla AKP yüzde 49.83’le ittifaksız tarihinin en yüksek oyunu aldı. Zaten ondan sonra (bugünkü tabloya varan) ayrıştırma, toplum dinamiklerinin parçalanması ötekileştirme dilinin yerleşmesi, zulüm ve adaletsizliklere giden yolun yapı taşları da döşenmiş oldu. 

7 Haziran seçimlerinde oylar yüzde 42’ye düşünce, muhalif olan ve Erdoğan’ı hırsızlıkla suçlayan; Tuğrul Türkeş, Bahçeli, Kurtulmuş ve Soylu birer birer AKP saflarına geçmeye başladılar. Bahçeli’nin bu ilkesiz değişimini içine sindiremeyen Akşener’in olağanüstü kurultayda MHP’nin başına geçmesine, yargıyı alet ederek her türlü mâniayı kullanan Bahçeli (AKP) izin vermedi.

Bunun üzerine Akşener ve ekibi MHP’den ayrılıp İYİ Partiyi kurdular.

MUHALEFETE AMAN YOK

25 Ekim 2017’de Parti kurulur kurulmaz (Bahçeli) AKP, İP’in parti teşkilâtlanmasına fırsat vermeden 24 Haziran 2018’de erken seçim kararı aldılar. 

Seçim çalışmalarında İYİ Partiye bir çok yerde ya miting alanı vermediler ya da moral bozucu yerlere mecbur ettiler (Aynen Demirel’e hayvan pazarını vermeleri gibi). Belediyenin çöp kamyonlarıyla yol kesmesi de dahil, seçim alanlarına gidecek güzergâhta tren seferlerini iptal etmeye kadar her türlü hilelere başvurdular. 

Başkanlık sistemiyle yüzde 51 barajı AKP-MHP Cumhur ittifakına, muhalefetin de Millet ittifakı cevabı, bu defa topyekûn savaşa dönüştü.

Zillet ittifakı, PKK, örgüt, Yunan-Pontus, Haçlı vs. mebzul miktarda kullanıldı. Hele 31 Mart 2019 mahalli seçimleri ki, tam bir muhalefet düşmanlığında oy devşirme avcılığı yapıldı, hem de Beştepe bizzat kampanya yürüterek. 

Evet, Türk siyasî tarihi bunu da gördü ki, bir CB, bir şehrin adayıyla yarış eder gibi siyaset yaptı.

13 bin oy farkla kazanan İBB’ye yapmadık bırakılmadı. AKP’nin kazandığı yerler, şaibeler ve itirazlar dikkate alınmazken, İBB seçimleri kırk elekten geçirilerek şaibeli diye YSK’yı da arkalarına alarak 25 Haziran’da seçimi yenilettiler. Millet de; “şaibe öyle olmaz, böyle olur” diyerek 806 bin farkla, sesi tâ Ankara’dan duyulan demokrasi çığlığı attı. 

Nasıl ki, devletler milletler muharebesi beşer muharebesine, siyaset de partiler mücadelesinden ittifaklara döndü. Zira tek parti hegemonyası milleti yordu, gerdi.

Siyasette ideoloji devri bitti, zaman istibdat, baskı ve zulümlerle karşı fakatsız, amasız Demokrasi ittifakı zamanı.

Okunma Sayısı: 1460
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    13.9.2020 15:41:54

    Demokrasi ittifakı ile istibdat tek adamlık ittifakı tarzında bir siyaset arenasında maalesef dp nın durumu belirsizliğini koruyor. Demokrasi ittifakına tam olarak dahil olamayan dp nasıl bir siyaset takip ediyor belirsiz. Son olarak Yassı adada yapılan toplantıya Cuhmurbaşkanının davetiyle katılan Gültekin bey, Bütün liderleri isimleri ile zikrederek teşekkür eden, fakat rahmetli Demilel'in ismini ağzına almayan T.Erdoğan'ı dinlerken sıkılmadı mı acaba?

  • Oğuz Yiğiter

    13.9.2020 05:25:15

    Makale, Türkiye siyasetinin kısa bir serencamı mahiyetinde. Asıl önemli ve gerçekçi tespiti final cümlelerinde ; hayalperestlik, fanatizm ve hamaset yerine realist bir gözle, adetullah çerçevesinde olabilecek çıkış ve çözümü göstermesi. Tebrik ve dualar....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı