"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslâmın yolu sevgiden geçer

Ömer Faruk ÖZAYDIN
04 Ekim 2020, Pazar
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olmazsınız.” (Müslim-Ebu Davud) hadîs-i şerifi, ağır bir vebali yüklediği gibi, tehdidi de beraberinde getiriyor.

İmandan sonra en büyük vazife olan ittihad-ı İslâm’a giden yol muhabbet ve uhuvvetle tesis edilir. Muhabbetin olmadığı yerde kâmil iman olmayacağı kaziyesine göre, o yol baştan kayalarla kapatılmış olur.

Zira “Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsaf-ı İslâmiye; muhabbeti ve ittifakı istediği halde, mü’mine karşı adâvete sebebiyet veren ve âdi taşlar hükmünde olan bazı kusuratı, iman ve İslâmiyet’e tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm”dür.1

Evet, ferdlerde görülen imân, İslâmiyet, hayır ve müsbet hasletler, topluluk ve cemaatlerde de câridir. Zira ferdler o müsbet saiklerle cemaatlere dahil olurlar. O cemaat bilinmese bile bir ferdin yakîni olan imânı, o cemaat hakkında da bir kanaat verir. Çünkü ferdin o adese ile cemaate dahil olduğu yakînen bilinir. Velev ki o topluluğun bir kısmında menfi şeyler duyulsa bile umuma teşmil edilmez. Zira imân ve hayırda yakîn var, menfide şek ve şüphe. O ise hüküm değil, su-i zandır.

Farzedelim Edirne’de bir vatandaş yanlış işler yapmış ola, bu Hakkari’de camide beraber el bağladığımız mümin kardeşimizi bağlar mı? Suçun şahsiliği adalet-i mahza ise, izafiyetle bir başkasını suçlamak şen’i bir zulümdür ki, Kur’an bunu men’ etmiş.

Hâlbuki Ahirzaman şartlarında kimin kimden üstün olduğunu anlayabilmek için dağlar gibi bir yüreğimiz, dünyayı birden görecek gözümüz olması lâzım. Diyelimki fena hasletleri var; İslâmiyet şefkat dini olmasından kardeşin fenalığına yalnız acır ve lütufla ıslahına çalışır. Hz. İsa’nın (as) “günahsız olan ilk taşı atsın” dediği gibi kim masum?

HATASIZ KUL OLMAZ

Hem vazifemiz; “Müsbet hareket etmektir ki; yani kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adaveti ve başkalarının tenkisi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin; onlarla meşgulolmasın.”2

Yine vazifemiz imândan sonra ittihad-ı İslâm ise; Ehl-i sünnet ve’l-cemaat olduktan ve açıkça bir dalalet olmadıktan sonra hariçte değildir.

“Hattâ hadîs-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslekdaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi, medar-ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza’ etmeyerek müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar”3

Durum bu minvalde ve başka bir dinin müntesipleri ile ittifak hadîs-i sahihle emrediliyorken, din kardeşimize kin ve adavetle nefret dili kullanmak niye?

Cemaatlerin gayesi Hakk’a ulaşmaktır. Allah’a ulaşan yollar ise muhtelif. Bütün yolların hepsi Kur’an’dan, Rasulullah’tan (asm) sahabeden, evliyaullahtan iz sürerek gelmişler.

Kimi bir dergâha bir post serer, zikirle cuş u huruş olur, kimi kelâm ilmiyle işin arka rengine vâkıf olmak ister, kimi fıkıh, hadîs usûlüyle dinini öğrenmek ister, kimi medreselerde hakikatın peşine düşer, kimi de Fetih suresinin son ayetlerinde sahabeler gibi dünyaya açılarak çam kozalağının tohumlarını öteye saçması gibi her bir kıt’ada neşvünema bulurlar.

7. Lema’da Fetih suresinin son ayetlerinde “mağfiret” kelimesi işaret ediyor ki: İstikbalde sahabeler içinde fitneler vasıtasıyla mühim kusurlar olacak. Çünkü mağfiret, kusurun vukuuna delalet eder.”4 dediği gibi insan hatadan âlî değildir. Elbette bir iş yapılırken elin çamura batması gibi, hizmet edenlerin de hatalara düşmesi insanîdir. Nasıl ki Cenab-ı Hak rûz-i mahşerde sevapların günahlara rüçhaniyetine bakar, aynen öyle de yanlışların, hizmetin neticesiyle tolere edilmesi gerekir. Kaldıki cemaat dediğimiz yapı fertlerden müteşekkildir. İçinde insan olan her yerde eksik vardır hata da. Kasıtla cemaat içine girmiş ya da hazımsız insanlar bahsimizden hariçtir. Hatasız kul olmaz, kulsuz hata da..

Elhasıl; yollar farklı da olsa kardeşiz..

Dipnotlar:

1.Mektubat 2.3.4.Lemalar

Okunma Sayısı: 1857
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    4.10.2020 08:35:24

    Müsbet hareket,mesleğinin muhabbetiyle hareket, Allah için sevmek, Allah namına buğz etmek ne güzel düsturlar. Bunlar ve emsali düsturlar hayatımızı şekillendirse ; en küçük aile hayatından islam ve insanlık ailesine kadar bütün dairelerde kendiliğinden İTTİHAD tesis ve teşekkül etmiş olacaktır biiznilllâh. O günleri görmek ümidiyle, tebrikler dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı