"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yezid’in zulmü Ehl-i Sünnete yüklenemez - (Âl-i Beyt muhabbeti esastır-2)

M. Latif SALİHOĞLU
24 Mart 2026, Salı
66. vefat yıldönümünde rahmetle andığımız Bediüzzaman Said Nursî’nin tâbiriyle “Yezid, Velid gibi şerir ve habis herifler”in Hz. Ali (kv) ve taraftarlarına karşı besledikleri kin ve intikam duygusu, Ehl-i Sünnet tarafından da reddedilmiştir. Hatta, o zalim ve gaddar heriflerin asırlardır lânetlenmelerine sebebiyet vermiştir.

Nitekim, ilm-i kelâmın büyük allâmesi olan Sadeddin-i Taftazani, “Lânet vaciptir” dememiş; fakat, “Yezide lânet caizdir” demiştir. 1

Buna göre, Ehl-i Şiânın, Ehl-i Sünnete bu meselede muhalefet etmesi doğru değildir ve bir temeli de yoktur.

«

İran’ın İslâmlaşma süreci-vetiresi hakkında şöyle bir tesbitte bulunur, Said Nursî: “...Ehl-i İran, Hazret-i Ömer’in (ra) âdilâne darbesiyle devletleri mahv ve milletlerinin gururu kırıldığı için, Şiâlar, Âl-i Beyt muhabbeti perdesi altında Hazret-i Ömer’e (ra) ve Hazret-i Ebubekir’e (ra) ve dolayısıyla Ehl-i Sünnet ve Cemaate daima müntakimâne, fırsat buldukça tecavüz etmişler.” 2 

Bu nokta ile bağlantılı olarak şunu söylemek mümkün: İran’ın ve ehl-i Şiânın tamamı değil, ama Rafiziliğe varan müfrit kısmının bir hatası şudur: Bunlar, tâ Yezid zamanında Emevîlerin yaptığı vahşetli zulmün faturasını 1400 senedir Ehl-i Sünnete kesip duruyor.

Oysa ki, Sünnîler Yezid’i sevmediği gibi, onun gibi zalimleri de sevmez. Tam aksine, Âl-i Beytin mensuplarını seviyor. Hem de Şiadan ve Alevîlerden ziyade; lâkin, hakikî manada seviyor. 

İşte, bu noktayı dikkat nazarlarına sunan Üstad Bediüzzaman, hakperest Alevîleri de insafa getiren şu ifadelerle meseleyi izah ediyor: “Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı Şia-i Velâyetin hakkı yoktur ki tenkit etsin. Çünkü, Ehl-i Sünnet, Hazret-i Ali’yi (ra) tenkis etmedikleri gibi, ciddî severler. Fakat, hadisçe tehlikeli sayılan ifrat-ı muhabbetten çekiniyorlar. Hadisçe, Hazret-i Ali’nin (ra) şiası hakkındaki senâ-yı Nebevî, Ehl-i Sünnete aittir. Çünkü, istikametli muhabbetle Hazret-i Ali’nin (ra) şiaları (taraftarı), ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Hazret-i İsa Aleyhisselâm hakkındaki ifrat-ı muhabbet Nasârâ için tehlikeli olduğu gibi, Hazret-i Ali (ra) hakkında da o tarzda ifrat-ı muhabbet, hadis-i sahihte, tehlikeli olduğu tasrih edilmiş.” 3 

«

Yine aynı bahiste ve daha başka eserlerinde de meseleyi enine boyuna tahlil eden Bediüzzaman Hazretleri, Âl-i Beyt muhabbetini taşıyan hakiki ehl-i Şia (Alevîler) ile itidal üzere giden ehl-i Sünneti birbirine yakınlaştırma adına büyük gayret gösteriyor. Bu hususun bir özeti şudur ki: İlk üç halifeye itaat eden ve onlara şeyhülislâmlık yapan Hz. Ali, asla takiyye yapmadı. Korkup da sinmedi. Çünkü, o aynı zamanda Esedullahtır. Hak bildiği yolda korkusuzca giden bir kahramandır. Ehl-i Şianın ona muhabbeti ifrattır. Haricîlerin-Vahhabîlerin bakışı tefrittir. Ehl-i Sünnetin yaklaşımı ise hadd-i vasattır. Ehl-i Sünnet, dualarında ve hutbelerinde Hz. Ali’yi daima zikrediyorlar. Onu hakikî manada sevip takdir ediyorlar. Alevîler, Haricîlerin hataları sebebiyle Ehl-i Sünnete karşı kin tutmamalı, düşmanlık beslememeli.

«

Evet, nasıl ki bu zamanda Hıristiyanlarla medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa etmemek gerekiyorsa, Alevîlerle ilgili tavır ve yaklaşım da bu dehşetli zamanda aynı tarzda olmalı.

Bu noktaya dair Hz. Bediüzzaman’ın içtihadı cidden takdire şâyandır. Âl-Beyt muhabbetini esas alan Üstad, Alevîler ile Sünnîleri samimiyet ve muhabbetle kucaklaştıracak çarpıcı tesbit ve yorumlarda bulunuyor. Bunları da, muhtelif bahislerden özetler halinde derleyip bir sonraki bölümde takdim etmeye çalışalım.

(Devamı var)

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası-I.

2- Mektubat, 28. Mektup.

3- Lemâlar, 4. Lemâ.

Okunma Sayısı: 2012
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    24.03.2026 12:25:50

    Muhterem ağabeyimizin 3.görüş olarak naklettiği görüş hem insani hem vicdani bir tavırdır. Hisler yerine iman ve vicdanın tereşşuhu olan adalet anlayışımız bizlere bunu iktiza ediyor.

  • Hüseyin İlhan

    24.03.2026 12:24:06

    İRAN'da Şah devrilmiş ve Humeyni sürgünden ülkesine dönmüş idi.Akşam T.lisesi dersimiz 11 civarında bitmiş ve kısa dalgadan TAHRAN Radyosu dikkatimi çekince dinliyordum.Spiker Humeyninin sözlerini aktarıyor.Güya Şahı ketm ediyorlar amma misallerine bakarmısınız.'Şahın zulmü tövbe estağfurullah HZ.ÖMER RA.zulmünü geçmiş,miş. Bre cahiller,bre kin ve intikam hırsı ile milyonları mağdur eden zalimler.Hz.ÖMER RA.Kıyamete kadar ADALET için bir fani olarak emsal gösterilecek şahsiyet ve yine fani dünyada mahşerde hesap vermeden rabbimizin CENNET ile müjdelenen 10 mübarek,şerefli kulundan birisi.Cehalet ve kin ne hale getiriyor.

  • Hüseyin İlhan

    24.03.2026 12:12:51

    Bir müslğüman olarak bizlere yüce rabbimiz hak,hukuk,adalet içinde olmamamızı emrediyor. Hangi safhada olursa olsun bir müslüman 'ADALET'den ayrılamaz.Eğer ayrılırsa Kur'an-ı Kerimin Nahl suresi ve 90'cı ayetinde yüce rabbimizin'muhahhak Allah CC.adaleti,diyerek devam eden ayetteki emrine karşı gelinmiş olunur.Bu durumda kime,nerede yapılırsa yapılsın biz ADALETSİZLİĞE karşı olmakla mükellefiz. İsrail denen terörist devlet yılları geçti asrı aşan süredir din kardeşlerimize zulmediyor ve müslümanları terörist olarak dünyaya empoze ediyor.Halbuki asıl terörist ve terörist destekçisi,hamisi bunlar.

  • S. Pelin Kurukahveci

    24.03.2026 01:22:04

    Bir diğer önemli ayırım da imamet konusudur. Şiilere göre imamet iman esaslarından biridir ve hatta en önemlisidir. Zamanının imamını bilmeyen veya ona tabi olmayan Mü'min vasfını alamaz. Ahirette durumu cehennemliktir. Bu medarı niza olmayacak bir nokta mıdır? Bunun gibi örnekler çoktur...

  • S. Pelin Kurukahveci

    24.03.2026 01:19:44

    İsrail ve Amerikaya karşı gönlümüz elbette İran'ın yanında oluyor. Ancak şii inancı ile bizim mensubu bulunduğumuz sünni itikadı arasında doldurulması mümkün olmayan dereler var. Bizim açımızdan sorun yok. Ehlibeyt ve Hz. Ali efendimiz başımızın tacıdır. Ancak bir şii Hz. Ebu Bekir'den tutun, mübarek annemiz Hz. Aişe'ye kadar sahabenin ekserisini en hafif tabirle güvenilir kabul etmez. Şimdi sayın Latif ağabeye soralım biz bu töleransı gösterecek cibilliyette miyiz? Şiiler sahabenin adaletini kabul etseler zaten ortada şii inancı diye bir şey kalmıyor. Şiiler sahabe efendilerimize karşı bu töleransı gösterir mi? Bazı şeyler güllik gülistanlık olsun isteriz. Lakin ortada duran gerçeği de görmek idrak etmek lazım gelir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı