"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hem namaz kılarım, hem günah işlerim...

23 Haziran 2020, Salı
Ah şu âhir zaman! Sen, ne kadar dehşetli bir asırsın öyle?

Seni en güzel târif ve ifade eden Peygamberimizdir (asm); “Âhirzamanda imanı elde tutmak, kor ateşi elinde tutmak gibidir” buyurmuştur. Ne demektir bu?... “Kor ateşi elde tutmak.” Kim yapabilir bunu? Kim cesaret edebilir buna?

İmansız insana, “insan” denilmeyeceği gibi, o imanın îcabını îfa etmeyen Müslümana da, nasıl “Müslüman” denilir bilmem.

Ama imanın îcabını da yerine getirip, meselâ, imanın en mühim işareti olan namazını da kılıp, günah işleyen veya işlemeye devam eden Müslümana ne demek lâzım?

İşte, burada durup, düşünmek îcab eder. “Hem namaz kılarım, hem günah işlerim.” Olmadı, olmaz. Evet, bu dehşetli âhir zaman asrında, kıyamet ile burun buruna geldiğimiz asırda, Peygamberimizin (asm) buyurduğu gibi, imanı elde tutmak çok zor. Ha kor ateşi, ha imanı elde tutmuşsun. Bu hadis-i şerîf de, en çok, bu gibi hâllerin zuhurundan dolayı söylenmiş gibi.

Şeytan ve nefis ikilisinin en çok uğraştığı kişi, imanı gittikçe kuvvetlenen kişidir. Zayıf imanlıyı yoldan çıkarmak zaten kolay. Onlar çantada keklik. İş ki, bu imanı kuvvetli Müslümanları yoldan çıkarmak lâzım. Nefis, şeytanın emrine girer, o kişi de, bunların tuzağına düşerse, tamamdır. Şeytanın, umulmadık yerlerde verdiği vesveseler, göstermeye çalıştığı veya o tarafa çekmeye çalıştığı çirkin suretlerle geldiği hâller; bir bakıyorsunuz namazda, bir bakıyorsunuz Kur’ân okurken, bir bakıyorsunuz Kâbe’de tavaf esnasında. Eeee... şeytan hep soldan gelmez ki... böyle, sağdan geldiği de oluyor. Yeter ki tuzağa düşme, düşmeyelim, Allah düşürmesin!

Evet, yazının başlığı enteresan. Böyle şey olur mu? Maalesef oluyor. Bir zaman, çok kimsenin de gözünü boyayarak, iktidarı ele geçirip, sonradan C. Başkanı olan bir zatın, antika bir karısı vardı. Onun bu başlığımızla alâkalı bir sözü vardı, onu buldum. 

Kendisiyle röportaj yapan biri soruyor: 

“İbadetinizi aksatmadığınızı biliyorum. Ama geceleri çıkıp eğleniyorsunuz da...”

“Kur’ân da okurum, eğlenceye de giderim. Kur’ân’ı Arapça okurum, her gün 5 vakit namazımı kılarım. Ama dâvete gidip viskimi de içerim. Hepsinin yeri ayrıdır.”

Söylediği bu söz, nasıl bir sözdür öyle? Hani, Anadolu’da bazı cahillerin bir sözü var. “Ölüye gidince ağla. Diriye gidince gül” yani, yukarıdaki söz gibi, “hepsinin yeri ayrı” öyle mi? Hayır, öyle değil!

Hem namaz kılıp, Allah’ın emrine tabi olup, “yap” dediğini yapacaksan, o zaman, “yapma” dediğini de yapmayacaksın. Altı delik destiye su doldurmak vaziyetinde bulunmayacaksın.

Bazen bize, Hacca gidip gelip de, günah veya üçkâğıtçılıklarına devam edenlerin vaziyetini soruyorlar. Şöyle cevap veriyorum. ”Kardeşim, hac, o mübarek belde başka, adamın yaptığı yanlışlar başka, karıştırmayın. Yani adam oraya gitmiş hacı olmuş, ama ondan feyiz alıp, kendisini hizaya getirmemişse yazık. Yani düşünün, kirli bir halı var, yıkanması lâzım. 

Ama sen o kirli halıyı yıkamayıp, esans gibi güzel kokular sürerek, güzel kokmasını sağlıyorsun. Halı güzel kokuyor, ama özünde kirli. Onun gibi işte” diyoruz.

Evet, nefse tabî olup, şeytanın tuzağına düşer de, hem namaz kılıp, hem de günah işlemeye devam edersek, ya namaz bizi günahlardan ya da günahlar bizi namazdan uzaklaştıracak. Allah muhafaza etsin ve bu gibi hâllere dûçar olanlara da, Rabbimiz, birinci vaziyeti nasib etsin inşâallah!

ÖZÜR VE TAVZİH

Geçen Cumartesi günü yazdığımız, “DELİ” başlıklı yazıda, klavyenin azizliğine uğrayıp, yazı işlerine, yazının can alıcı kısmından bir bölümü eksik yollamışız. Sonradan fark ettiğimizde, arkadaşlarımız, internet gazeteyi düzelttiler. Ama maalesef, basılı kâğıt gazetede düzelemedi ve noksan kalarak, anlaşılması biraz zor oldu. O kısım, şöyle olacaktı:

Epeydir, bulamıyordum, ama şimdilerde buldum, hiç yorum yapmadan nazarlarınıza havale ediyorum:

“Hadiseler, 1930 senesinde İstanbul’da geçiyor. Sultan Hamid devrinde bir hastalığa yakalanan Maruf Bey, 1930 senesinde iyileşir. Aradaki bu 21 sene boyunca gerçekleşen hiçbir şeyi (Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş ve arada yapılan inkılâplar) hatırlamaz. Bu 21 sene arasında yaşanan büyük değişikliklerden habersiz olan Maruf Bey için doktor, aileyi îkaz ederek “Her şeyi birden söylemeyin, alıştıra alıştıra anlatın. Aksi halde şoka girerek tekrar şuurunu kaybedebilir” der. Bundan sonra, “bunun için aile..” diye devam ediyor. 

Bizden kaynaklanan bu hatadan dolayı, hepinizden özür diliyorum.

Okunma Sayısı: 3480
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sedat

    23.6.2020 19:04:47

    Osman abi yaa vallaha abi çok doğru. Öyle şey olurmu abi. Evet bende geçen hafta son yazını okuyunca doğrudürs anlıyamamıştım abi. Allah razı olsun abi. Çok güzel bir şey anlatmışsın abi.

  • Hüseyin İlhan

    23.6.2020 18:04:31

    Muhterem ağabeyim aziz üstadımızın ifadeleri ne kadar güzel değilmi.'CENNET UCUZ DEĞİL,CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİL, Evet nefsi emmare ve şeytanı lainane görevini yapacak amma mü'minde sıratı müstekimde dik duracak.

  • Hilal

    23.6.2020 11:38:01

    İnanın Osman abi, bu konuları ben hep düşünüyordum, ne olacak böyle diye. Sizin yazınızdan sonra aklıma geldi de, 28 Şubat başörtüsü zulmünden sonra, maddi imkanları olmayan bazı arkadaşlarımız zorda kalınca, dindar bildiği bazı kişilere başvurunca, söyledikleri kelime şuydu “ tamam iş veririz ama benim de ikinci eşim ol” kanımızı donduran bu olaylar gözümün önüne geldi.

  • zeki Şimşek

    23.6.2020 08:37:04

    yazılarını beğenerek okuyor ve tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı