"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üçüncü kul huvallahu ehad’de eller kulağa...

Osman ZENGİN
10 Mart 2026, Salı
Başlık biraz lâtifeli gibi oldu, ama eh, biraz da öyle yani...

Ankara’da çocukluğumuzda, Ankara kalesinin alt tarafında oturuyorduk. O zaman yakınımızda bir camii yoktu. 60’ların ilk yarısı.  

Mahalleli Müslüman milletim, oradaki kahvehaneyi, Ramazan münasebetiyle mescid hâline getirmiş ve terâvih namazı kılınmaya başlanmıştı. İnsanlar nasıl seviniyordu ve ağzına kadar da doluyordu.

O senelerde Ankara müftüsü olan, babamın hemşehrisi ve arkadaşı Dr. Lütfi Doğan’ı, babam, Cebeci’deki evinden alıp getirip va’z verdiriyordu. (Hoca sonradan, Diyanet İşleri Başkanı, milletvekili ve Devlet Bakanı da olmuştu)

Hiç unutmuyorum, vaazında şunu söylemişti: “Müslüman kardeşlerim, Allah sizden razı olsun, daha önce sigara dumanından içine girilemeyen bu mekânı, Allah’ın evi yaptınız ya, ne mutlu size.” Her akşam, seve seve terâvihe gidiyorduk. Biraz mütecessis olduğumdan, çocuk yaşımda bile, imamları iyi tâkib ediyor, yanlış namaz kılmamaya çalışıyordum. 60’lı senelerin başı, millet yirmi beş senelik Süfyanî, bir bakıma fetret devri olan idâreden DP sayesinde kurtulmuş, daha önce Allah demenin bile yasak olduğu devirlerden geliyor, daha rahata ereli on sene olmuştu. Dinî malûmatı çok zayıf bir cemiyet vardı. İşte hocalar da, bundan dolayı, terâvih namazında, Fîl Sûresinden başlayıp, Nâs Sûresine kadar iki defa devredip kıldırıyor, aynı zamanda da, insanların ezberlerini kuvvetlendiriyorlardı.

Tabiî burada, iki def’a  İhlâs  okunuyordu. En çok şaşırılan vitir namazının son rek’atında da; Asr, Kevser ve İhlâs sûrelerini okuyorlardı. Ben de, vitrin son rekâtında, zamm-ı sûreden sonra rükua gidilmeyip, eller kulaklara kalkıp kunut duaları okunuyor ya, orada, onu kafama nakşettim. İçimden, o çocukluk aklımla “Demek, üçüncü kul huvallahu ehad’de eller kulağa kalkacak” diye tâkib ediyor, büyük adamların bile hemen rükuya eğildiği zaman ben şaşırmıyordum şükür.

Bunlar, bizim çocıkluğumuzun tatlı Ramazan hatıraları idi.

İşte bugünlerde, Ramazan’ın yarısını geçtik. Allah, sıhhat ve selâmetle oruçlarımızı tamamlayıp, hepimizi bayrama kavuştursun inşâallah!

Okunma Sayısı: 164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı