"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir cemaate dahil olmanın anlamı

Pempegül Abla
04 Eylül 2021, Cumartesi
Son yıllarda cemaatleri, bir cemaate mensup olmayı bilip bilmeden o kadar çok kötülediler, o kadar çok abarttılar ki sade vatandaş neye inanıp nereye sığınacağını şaşırmış hallere düştü.

İşin iç yüzünü araştırıp kafa yormayanlar bilmeyenler cemaat cemiyet dediğinizde öcü görmüş gibi kaçar hale geldi. Bu yüzden bir cemaate, bir İslâmî topluma ait olmayı onlarla beraber hizmet etmeyi avam diliyle gerçek yaşanmış ve yaşamakta olduğumuz misalleriyle yeniden açıklayıp anlatma ihtiyacı hissettim. 

Bu arada bu satırları okurken şunun da farkında, bilincinde olmamız lâzım. Peygamber Eendimiz (asm) bizlere Allah’ın elçisi olarak Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. Namazı ve diğer ibadetleri sahabisine uygulamalı öğretti ve Rabbi Rahmanın huzuruna gitti. Ondan sonra Sahabe-i Kiram dünyanın her yerine dağılarak İslâmı tebliğ ettiler, anlattılar, hizmet ettiler ve onlardan günümüze kadar Allah’ın dini selâmetle geldi. Peygamber Efendimiz (asm) zamanında cemaat cemiyet yoktu. Ama şimdi dünyanın farklı ülkelerinde değişik şehirlerde, beldelerde bu şekilde cemaatleşmek kaçınılmaz oldu. Gerçek manada cemaat olmanın şekil ve sonuçlarını işte bu satırlarda yaşadıklarımı anlatarak âcizane tarif etmeye çalışacağım.

Koronavirüsü yüzünden bütün Melbourne’liler olarak karantinadayız. Cumartesi evimin yakınındaki Nur Vakfı’ndan telefonuma mesaj geldi: “Evlerinizden çıkmayın, aşurenizi öğle namazından sonra ayağınıza getireceğiz” yazıyordu. Muharrem ayındayız, yasaklar olmasaydı ne güzel aşurelerimizi çoktan kaynatıp dağıtmış olacaktık. Bu hüznüme bu mesaj ne güzel bir teselli oldu. 

Pazar günü sabah ev halkına neşeyle “bu gün öğleden sonra bize aşure gelecek” dedim. Öğle namazından sonra her an kapı çalınırsa diye aşure bekledim, nafile akşam oldu, gelmedi. Evlere aşure dağıttıklarının resimleri geldi. Gece yatarken çok hüzünlendim eşime “Bizi unuttular, aşure gelmedi” dedim. Şeytan çok vesvese verdi, ben aşura yapmayı biliyorum, yapacağım da, ama ben o toplumun bir parçasıyım, onlarla beraberim, beni unuttular vesvesesine kapıldım. Ertesi gün aşureyi düşünmemeye çalıştım, ama zor oldu. Öğlen telefonum çaldı. Sevgili Ayten Hanım, “Adresini ver sana aşure getireceğiz” demez mi? Çok şaşırdım “Siz dün dağıtmadınız mı?” dedim. Meğer dün dağıttıkları yetmemiş, bu gün bir daha kaynatmışlar ve fırtınalı yağmurlu bir günde tek tek evlere aşure dağıtıyorlardı. Allah hepsinden ebeden razı olsun. Aşure deyip geçmeyin o bizim birlik beraberliğimizin, Allah için hizmetimizin küçük sembollerinden sadece bir tanesi.

Avustralya Nur Vakfı geniş bir alanda yeni açıldı sayılır, bizim evimize arabayla altı dakika mesafede. Bu kadar yakınımızda Allah’ı anlatıp imanî dersler veren bir mekân varken gitmemek olmaz deyip bir gün “Beni de talebeliğe kabul eder misiniz?“ deyip çat kapı gittim. O günden sonra Allah için ne güzel işler yaptığımızı sizlere anlatıp tarif etmeliyim ki bir cemaate dahil olmanın inceliklerini, faydasını açıklamış olayım. Bu vakıfta haftanın değişik gün ve saatlerinde düzenli olarak kadınlara ve erkeklere ayrı Risale dersleri verilir. Hepsinin geniş ferah ve temiz salonlarda toplanma yerleri ayrı ayrıdır. Gündüz ders takip edemeyenlere akşam namazından sonra Risale dersleri mutlaka vardır. Büyüklerden sonra kız çocuklarının ve erkek çocukların, ergen genç kız ve erkeklerin dersleri de ayrı ayrı saatlerdedir. Sen evinde çocuğuna iman hakikatlerini, haramı, helâli öğretemiyorsan evlâdını güvenle, çok kıymetli hoca hanımlara ve hoca efendilere teslim edebilirsin. Onların da gönüllü üniversiteli talebelerden yardımcılarıyla çocuklarla birebir ilgilenip yetiştirmeye çalışırlar. O mekâna uğrayan birisine en birinci ikram Bediüzzaman Said Nursî’nin yazdığı iman hakikatlerinin dersleridir. Dersler genelde iki bölümdür, arada mutlaka bir çay servisi vardır. 

Cuma namazları için çok geniş mescidde dünyanın farklı ülkelerinden Müslümanlarla Cuma namazları eda edilir. Kadınlar bölümünde hanımlara açık Cuma vaktinde yine Risale dersleri yapılır. Namaz kılınır. Her namazın ardından gönüllülerle tespihatlar okunur, böylece arınmış, huzura ermiş vaziyette evinize dönersiniz. Avustralya Nur Vakfı’nın yolcu hanımlar için de küçük şirin bir mescidi vardır. Oralardan geçerken bayanlar rahatça girip ibadet ihtiyaçlarını o tertemiz bakımlı mekânda halledebilirler.

Bir cemaate dahil olmanın güzel yanlarından birisini de şöyle tarif edeyim: Memlekette afet sel, deprem, yangın olmuş. Haliyle üzülüyoruz. Vakıftan gerekli banka bilgileri gelir, isteyen gerekli yerlere yardımını yollar. Onlar da ulaştırıp bizzat dağıtırlar. Geriye topluma yardımların dağıtıldığına dair haber verirler. Bir felâket olmasa bile Allah için hizmet etme kabiliyetimizi devamlı aktif taze tutarlar. Misal ben Kıbrıs’ın yolunu bilmem, ama onların aracılığıyla Kıbrıs’ta ki bir öğrenci yurduna yardımlar yollarız. Afrika’da göz ameliyatlarına isteyenler yardım ederler. Bilmediğiniz, ulaşamadığınız Afrika ülkelerine kurbanlarımız, fitre ve zekâtlarımızı ulaştırmamıza her zaman köprü olur Nur Vakfı. Bazen büyük konteynırlarla fakir ülkelere temiz kıyafet ve eşya yollama seferberliği olur. Hayatta gidip görme imkânınız olmayan bir çok ihtiyaçlı insanlara bu vakıf aracılığıyla yardım elinizi kolayca uzatırsınız. Bu aktiviteleri gücümüz yettikçe destekleyerek hem Allah için sevap kazanırız, hem de kardeşliğimizi birlik beraberliğimizi kuvvetlendiririz. 

Bir cemaate tabi olmanın faydalarını saymakla bitiremeyiz. Bir yakınınız ölse, veya bir hastalığa düçar olsanız bir ihtimal lâyıkıyla duâlarınızı hayır hasenatlarınızı yapamayabilirsiniz. Ama tabi olduğunuz cemaat sizin ve sevdikleriniz için seferber olurlar. Allah rızası için Kur’ânlar hatmedilir, şifalı duâlar, Cevşenler okunur. Acılı zor günlerinizde sizi yalnız bırakmazlar, teselli olurlar. Onların samimî varlıklarından kuvvet alır hayata tutunursunuz. Doğrusunu Allah bilir, ama bu tür mekânlarda her zaman Allah için Kur’ân’lar, Cevşenler okunup tesbihat duâları okundukça Allah Celle Celaluhu; üzerlerimizden, beldemizden kazaları, belâları def eder. 

Ailemizin, evlâtlarımızın, ömrümüzün hayrını bereketini görebiliriz inşaallah. Bunu bize başta Peygamber Efendimiz (asm) vaat ediyor, müjdeliyor. 

Avustralya Nur Vakfı’nın serin gölgesinde bir çok insan barınır, işini halleder, müşkülatını giderir, yoluna gider. Orada şucu bucu, açık kapalı insan ayırımı asla yapılmaz. Gelenler misafirperverliğin en güzeliyle ağırlanır. Misal, ibadet etmeye değil de domates biber veya ceviz satmaya da insanlar gelir. Ya da talebedir, yolda kalmış, yolunu bulasıya kadar buraya sığınan çok insan biliyorum. Vakıf darda kalanların âcilen sığındığı güvenli mekânlardandır da.

Bilmeyenler vakıf aktivitelerinde kadınlar erkekler ayrı toplanılacak dendiğinde bunu tuhaf karşılayabilir. Bu durumun en güzel tecellisini Nur Vakfı’nda görüp gözlemleyebilirsiniz. Güzel çiçeklerle, ağaçlarla bezeli geniş bahçede hazır masa ve sıralarda bayanlara özel toplantılar tertiplenir. Artık bahtımıza muhteşem bir Türk kahvaltısı veya BBQ servisiyle Allah’tan birlik beraberliğimizi arttırır hoş bir zaman dilimi geçiririz. Bahçedeki oyun tenis sahası sayesinde annelerde rahat eder. Aynı şekilde beylere ayrı kahvaltı veya BBQ günleri ayarlanır. Senede uygun güzel günlerde bir kaç sefer aile piknikleri de tertiplenir. Vakfın bahçesindeki bu piknikler de komşularımız, akraba ve arkadaşlarımızla güzel vakit geçirme selâmlaşma, duâlaşma imkânımız olur.    

Vakfımız her zaman Türkiye’den buraya gelen talebeleri ve aileleri talep ettiklerinde  her yönden destekler yardımcı olur, bunu cemaat olarak başarırız evvel Allah kimseyi yollarda bırakmayız. Nur Vakfı’nda Ramazan ayları çok muhteşem çok güzel geçer. Mübarek gecelerde insanlar Allah için ekstradan hayırlı güzel bir şeyler yapmak isterler. Akın akın arabalarla vakfımıza çocuklar anneler babalar gelirler. Salonlarımız ağzına kadar Kur’ân ve Risale-i Nur dersleri dinlemek isteyen insanlarla dolar taşar. İsteyene sabahlara kadar ibadet imkânı olur. Soğuk havalarda ılık salonlarda kulluğunuzu arttırabildiğiniz kadar çoğaltırsınız. Ramazan aylarında her Cumartesi akşamı halka açık iftar dâvetleri verilir. Vakfın geniş mutfağında gönüllü hanımlar çorbası, pilavı, eti, sebze ve salatasıyla çok zengin bir iftar yemeğini hazır ederler. Hanımlara ve beylere ayrı olarak büyük resepsiyonda en az dörtyüz kişiye iftar yemeği dağıtılır. Bu dâvetler halka açık olduğundan Müslüman olan olmayan, açık veya kapalı olan halktan herkesimden çok rağbet olur.

Kendinize bir iyilik yapın. Bu tür güzelim mekânlara bir gün yolunuz mutlaka düşsün.  İman hakikatlerini bu mubarek yerlerde işinin ehli insanlardan dinleyin, öğrenin anlayın. Sizden para, pul istemeyen, karşılık beklemeyen güzel insanların olduğu bu ender mekânlara gitmekten çekinmeyin. Avustralya Nur Vakfı’nda çalışan gönüllülerin en birinci amaçları Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin dediği gibi “Bir kişinin imanı kurtulsa bile bu bize yeter”dir düsturları. Allahuâlem, Kur’ân hakikatlerinin açıklaması olan Risale-i Nurlar sayesinde Allah’a yakınlaşan kullarla beraber olmanın huzurunu tadını, hissedin. 

Bir cemaate dahil olmanın vesilesiyle belki Rabbim bizi de Cennetine kabul ederse umutlarını dünyanın başka hiçbir yerinde ve hiçbir şeyinde bulamazsınız diyecektim.                                                     

Okunma Sayısı: 485
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı