SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidar tarafından baskı ve sansüre maruz kalan medyanın tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.
Ankara - Mehmet Kara
[email protected]
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, parti genel merkezinde gazete, televizyon ve ajansların temsilcileri ile “Medya Danışma Toplantısı’nda buluştu. Arıkan, medyanın problemlerini dinledi, bu problemleri meclis gündemine taşıyacaklarını ifade etti. Medyanın tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını belirten Arıkan, “İktidar, medyayı iki yolla kontrol altına almaya çalışıyor: Birincisi Ekonomik baskılarla. Nedir bunlar: Reklam kesintileridir, cezalardır, adaletsiz reklam dağıtımıdır. İkincisi Siyasî baskılarla. Sansürdür, gözdağıdır, hedef göstermedir” dedi.
Gazeteciler susturulmak isteniyor
Her gazeteci, demokrasinin işlerliği açısından kritik bir görev üstlendiğine dikkat çeken Arıkan, “Medya üzerindeki baskıların arttığı, ekonomik ve siyasal şartların zorlaştığı bir dönemde, bir dayanışma ortaya konması hem anlamlıdır hem de gereklidir. Medya, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Özellikle son dönemde yerel ve ulusal bazda birçok gazete ve televizyon kapandı, çok sayıda gazeteci işsiz kaldı. Bizim tespit edebildiğimiz, son bir ayda 500’den fazla gazeteci işsiz kaldı. Bazı medya organları ya kayyum atanarak ya da doğrudan kapatılarak susturulmak isteniyor” diye konuştu.

Ankara Temsilcimiz Mehmet Kara, Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan ile bir araya geldi.
Arıkan: Bu zulümdür, haksızlıktır
Muhalif basına neredeyse hiç kamu reklamı verilmediğini söyleyen Arıkan, “Bu durum medya üzerinde ‘reklamla terbiye’ yöntemine dönüşmüş durumda. Ocak 2025 ile Ekim 2025 arasında, 10 aylık dönemde, iktidarın kontrolünde olan TMSF bünyesindeki şirketlerden, iktidara destek veren televizyon kanallarına verilen reklam süresi 14 milyon 810 bin 298 saniye. Bu inanılmaz bir rakam. Peki bunun karşılığında, muhalif diye adlandırılan, televizyon kanallarına verilen reklam süresi ne kadar? Sıfır! Bu zulümdür, haksızlıktır” dedi. Basının hür olması gerektiğini söyleyen Arıkan, “2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içinde 159. sıraya gerilemişiz. Adlî kontrol uygulamaları ve ekonomik baskılar, medya özgürlüğünü ortadan kaldıran temel tehditler olarak ifade edilmiş. Hepsi bizde mevcut” değerlendirmesinde bulundu.
Basın kartları keyfÎ şekilde verilmiyor
Türkiye’de sansürün çok çeşitli olduğunu, gazetecilerin bu baskıdan dolayı oto-sansür uygulamak zorunda kaldıklarını da söyleyen Arıkan, “Gazeteciler, yayınlarının hedef gösterilmesinden ya da cezalandırılmasından korktuğu için artık kendi kendini sansürlemeye başladı. Bu, medya üzerinde görünmeyen ama çok etkili bir baskıdır. Basın kartları keyfî şekilde iptal ediliyor ya da verilmiyor. Bu sahada çalışma hakkını engelleyen bir başka baskı aracıdır. İktidar yanlısı olmayan medya kuruluşları RTÜK’ten gelen para cezaları ve yayın durdurma kararlarıyla sindirilmeye çalışılıyor. Basın Meslek İlkeleri Göz Ardı Ediliyor!” dedi. Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinin suç gibi gösterildiğini dile getiren Arıkan, “Şu çok net: Gerçeği yazmak cezalandırıldığında, yalan ödüllendirilmeye başlar. İşte o zaman siz hakikati de susturmuş olursunuz” şeklinde konuştu.