"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Araplar ve Türkler hakikî bir tesanüdle ittifak etmeli

Risale-i Nur'dan
25 Ekim 2019, Cuma
İnşaallah yine Araplar yeisi bırakıp, İslâmiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip, Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.

İKİNCİ KELİME: Ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur:

Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâm’ın kalbine girmiş.

İşte o yeistir ki, bizi öldürmüş gibi; Garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, Şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş.

Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-i şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş.

Hem o yeistir ki, kuvve-i maneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i maneviye ile, şarktan garba kadar istilâ ettiği hâlde, o kuvve-i maneviye-i harika me’yusiyetle kırıldığı için, zalim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip, “Neme lâzım” der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip, hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor.

Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor; biz de o katilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. 

“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!” [Meal, Zümer Sûresi: 53] kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız; “Tamamı elde edilemeyen şeyin, tamamı terk edilmez.” [Meal, Keşfü’l-Hafâ, 2:196] hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah.

Yeis, ümmetlerin, milletlerin seretan denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mâni ve “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” [Buharî, Tevhid: 15] hakikatine muhaliftir. Korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir, şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi, nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtaz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah yine Araplar yeisi bırakıp, İslâmiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip, Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.

Eski Said Dönemi Eserleri, H. Şamiye, s. 249

LÛ­GAT­ÇE:

fütur: Bezginlik, gevşeklik.

metanet: Kararlılık, dayanaklılık.

me’yusiyet: Ümitsizlik.

müstemleke: Koloni, sömürge.

seretan: Kanser.

şehamet-i imaniye: İmanın verdiği yiğitlik, kahramanlık, cesaret.

şehamet-i İslâmiye: İslâm’ın kazandırdığı, akla ve mantığa dayanan yiğitlik ve kahramanlık.

şe’n: İş, tavır, hâl.

tesanüd: Dayanışma, birbirine dayanma.

tevellüd etmek: Doğmak, meydana gelmek.

yeis: Ümitsizlik.

Okunma Sayısı: 1339
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı