"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avrupa Birliği muhasara altında...

Şükrü BULUT
25 Temmuz 2022, Pazartesi
Şartların değişmesi, beraberinde tanımların da yenilenmesini zaruri kılıyor.

Farklı zamanlarda gelen peygamberlerin şeriatlarındaki değişikliği tedai ettiren bir değişim… Peygamberimizden sonra bu inkılâbı müceddidler ve düşünceleriyle zamanı kucaklayanlar gerçekleştirmişler.

Bediüzzaman’ın yirminci yüzyılın başında; istikbale seslenerek, değişen paradigmaları bütün gücüyle anlatmaya gayret ettiği gibi… Materyalizmden, şimal cereyanından, İkinci Avrupa’dan, Ye’cüc-Me’cüc ve deccallardan, inkâr-ı ulûhiyetten, masonlardan, zındıka komitelerinden, dünyamızın en büyük dinsizlik cereyanlarından bahsederek; onlar için tanımlar yapıyor. Öyle tanımlar ki, uğrunda binlerce yıl hapis yatılsa ve hatta bazı insanlar idam olsalar bile ucuza gelecek mahiyetleri açıklayan tarif ve tanımlar…

Bediüzzaman tarihin klasik savaş ve mücahede kapısının nasıl kapandığını anlatırken, kendisinden sonraki cihadın tarzını ve modelini açıklamış. Dünyamızın bir köy haline geleceğini; insanların din, dil ve ırk farkı gözetilmeksizin aynı coğrafyalarda nasıl bir araya toplanacaklarını, klasik yönetimlerin tarihe karışacağını, laikliğin (din ve vicdan hürriyeti manasında) devletlerde kural haline geleceğini ve demokrasinin yönetim biçimleri arasından öne çıkacağını, Avrupa’nın ikiye ayrılıp birincisinin tevhide, barışa ve İslâmiyet’e yardımcı olacağını, Ahirzaman şerirlerinin fitneleriyle nikâhın azalacağını ve Müslüman-Hristiyan ittifakı gerçekleşmeden Ahirzaman’daki dinsizlik-ahlâksızlık hegemonyasından kurtulunmayacağını, birçok eserlerinde ayetlerden ve hadislerden iktibas ile açıklamışlar.

Risale-i Nur’daki bu temel prensipleri ölçü almadığımızda; ister istemez zamanın klasik labirentlerine düşüyoruz. Eski tanımlarla yeni zamanın problemlerini çözmeye çalışıyoruz ki, neticeyi izaha elbette gerek kalmıyor. Yine Bediüzzaman; küresel dinsizlik hareketinin insanlığın sosyal hayatlarına musallat olacağını yazıyor. Devletler ve milletler savaşlarının yerini; sınıflara dayalı ideolojilerin ve menfaat gruplarının savaşlarının alacağını haber veriyor. Dünya sermayesini eline geçirmiş yüze yakın ismin büyük devletlere nasıl kafa tuttuklarını medyadan okumuyor muyuz? Bütün bunları gördüğümüz ve okuduğumuz halde; Bediüzzaman’ı okuyamamış ve nazarları maziye takılı insanların ölçüleriyle dünya hadiselerini tahlil ettiğimizde, elbette mahçup oluruz.

Yukarıdaki uzun girişi, Avrupa Birliği’nin bir barış ve demokrasi projesi olduğunu söylemek için mi yaptık? Hayır… İslâmiyet’e, insaniyete ve fıtrata karşı büyük tahriplere girişen küresel şerirlerin karşısında, maddi güce sahip yegâne yapının AB ve AB ile ittifak edecek İslâm âlemi olduğunu da hatırlamalıyız. İşte bunun içindir ki; global tahripkârların siyasetteki sözcüleri, AB’yi kendilerine en büyük rakip görüyorlar. (Bu hususta ABD hariciyesinin ikinci temsilcisi Victoria Nuland’ın beyanlarını internet medyasında bulabiliriz.) AB’nin kuruluş gayesini, bir araya topladığı gücün harcı olan iman ve barışın mahiyetini, mecbur kaldığı demokrasisini AB’nin karşıtları iyi bildiklerinden; AB’yi hedeflerinde engel görüyorlar. Buraya yerleştirdikleri AB sekreterine, merkez bankası başkanına ve üç-dört devletin idaresine getirdikleri önemli elemanlarına rağmen AB’yi zayıflatmak ve imkânı varsa dağıtmak istiyorlar. Bu birliğin motoru hükmündeki Almanya’nın içine düşürüldüğü tuzaklar, İtalya’nın pamuk ipliği ile bağlı ekonomisi, iki ülkeyi (Yunanistan-Türkiye) sıcak çatışmaya zorlamaları ve bunlar yetmiyormuş gibi; corona bahanesiyle mengeneye alınmaya çalışılan genel ekonomisiyle AB’nin bir muhasara altında olduğundan şüphemiz kalmıyor.

İnsaniyetin ümidi olan bu ittifakın tamamlanması ve AB’nin söz konusu muhasarayı yarması hususundaki yoğun şüpheleri biliyoruz. Bu şüpheye düşenlerin bilemedikleri bir başka hakikat daha var: Avrupa’nın asıl sahiplerindeki, münevverlerindeki ve vatanperverlerindeki Hak dine yönelme ibresinden haberleri yok. ABD’deki ve AB’deki çapulcuların; bazı sermayedarların imkânlarıyla doldurdukları sokaklar, Ukrayna gibi yerlerde çıkardıkları suni çatışmalar, tekelleştirmeye çabaladıkları ticaret ağı ile tetiklemek istedikleri enerji, gıda ve sağlık krizleriyle bir medeniyeti yenebileceklerini zannediyorlar. Bu arada İslâm âleminde şuurlu-şuursuz bir şekilde global bozguncuların yanında yer alanları da unutmayalım. İster rüşvet hatırına, ister cehaletlerinden… Fark etmiyor. Neticede galip görünümlü mağlupların yanında yer alıyorlar.

Okunma Sayısı: 1277
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hıdır Yıldırım

    25.7.2022 14:22:37

    Risale-i Nur bu asrı ve gelecek asırları aydınlatan bir el feneridir. İnsanlık âlemi bu düşülen kötü halden kurtulmak istiyorsa, zaman kaybetmeden özetlediginiz temel prensipleri kendine ölçü almalıdır. Yanlış reçetelerle hastayı tedavi etmek mümkün değildir.

  • Hüseyin T

    25.7.2022 12:11:40

    Tarihin her döneminde hayatın hemen hemen her alanında kötülük ve şer odakları, hayır ve iyilik taraftarlarına karşı bozgunculuk yapmışlar fitne çıkarmışlar; sinsi planlarla gün be gün değişen tuzaklarla, iyilik ve hayrın güçlenmemesi için sürekli teyakkuzda şeytanî modundalar.. Bundan bir asır önce üstad Bediüzzaman hazretleri sarsılmaz imanıyla, feraset ve basiretiyle olması kuvvetle muhtemel şerleri kötülükleri tehlikeleri önceden öngörebilmiş, İslam ümmeti başta olmak üzere mütedeyyinleri, demokratları , aklı selim insanları tarihî sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri konusunda ikazlarını gerekçelendirerek açık bir şekilde izah etmiştir.. Bugün yaşadığımız çeşitli musibetlerin derin hastalıkların kaynağı o gün yapılan tarihi uyarıların dikkate alınmaması ve gerekli tedbirlerin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanıyor.... O günkü ikazlar bugün de geçerlidir..Zararın neresinden dönersek kârdır..

  • Ahmet

    25.7.2022 11:18:57

    Madem ki haz. İsa(as) bu işte görevli. Öyle ise Avrupa meselesinin mahiyetini doğru öğrenmemiz gerekiyor.

  • S.topuz

    25.7.2022 07:06:39

    "Hem Deccal'ın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş. Meselâ: "O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (A.S.) onu öldürebilir, başka çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semavî ve ulvî, hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur'aniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü ile o dinsiz meslek mahvolur ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir."(Şualar - 581). Demekki, DECCALİZMİ tamamen yok etmek eşyanın tabiatına ters ve iman- küfür mücadelesi de KIYAMETE kadar devam edecektir.

  • S.topuz

    25.7.2022 07:00:22

    " İki dehşetli harb-i umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle kat'iyyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikata dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna' eden Kur'an ile bir musalaha veya tâbi' olabilir. O vakit dörtyüz milyon ehl-i Kur'ana kılınç çekemez." Said Nursî Emirdağ-2 - 72

  • S.topuz

    25.7.2022 06:54:55

    " Ey sefahet ve dalaletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa! Deccal gibi bir tek gözü taşıyan kör dehan ile ruh-u beşere bu cehennemî haleti hediye ettin! Sonra anladın ki: Bu öyle ilâçsız bir illettir ki, insanı a'lâ-yı illiyyînden, esfel-i safilîne atar. Hayvanatın en bedbaht derecesine indirir. Bu illete karşı bulduğun ilâç, muvakkaten ibtal-i his hizmeti gören cazibedar oyuncakların ve uyutucu hevesat ve fantaziyelerindir. Senin bu ilâcın, senin başını yesin ve yiyecek! " Lemalar - 116

  • S.topuz

    25.7.2022 06:51:27

    " Bil ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalaletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dava edersin ki, beşerin saadeti bu ikisi iledir. Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek. Ey küfür ve küfranı dağıtıp neşreden bedbaht ruh! Acaba hem ruhunda, hem vicdanında, hem aklında, hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibet-zede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın cismiyle, zahirî bir surette aldatıcı bir zînet ve servet içinde bulunmasıyla saadeti mümkün olabilir mi? Ona mes'ud denilebilir mi? " Lemalar - 115

  • S.topuz

    25.7.2022 06:48:36

    ""...,Yeni Said zihnini silkeleyip, muzahref felsefeyi ve sefih medeniyeti atmak isterken, kendi ruhunda Avrupa'nın lehinde şehadet eden hissiyat-ı nefsaniyeyi susturmak için, Avrupa'nın şahs-ı manevîsi ile bir cihette gayet kısa, bir cihette uzun, gelecek muhavereye mecbur olmuştur. Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir: Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi' san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden bu birinci Avrupa'ya hitab etmiyorum. Belki felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalalete sevkeden bozulmuş ikinci Avrupa'ya hitab ediyorum. Lemalar - 115

  • S.topuz

    25.7.2022 06:43:13

    "Hem Deccal'ın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş. Meselâ: "O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (A.S.) onu öldürebilir, başka çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semavî ve ulvî, hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur'aniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü ile o dinsiz meslek mahvolur ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir."(Şualar - 581). Demekki, DECCALİZMİ tamamen yok etmek eşyanın tabiatına ters ve iman- küfür mücadelesi de KIYAMETE kadar devam edecektir.

  • Ahmet

    25.7.2022 01:18:37

    Avrupa ve özellikle Almanya’nın bu yeşil makyajlı anarşistlerden kurtulması lazım. Selamlar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı